Toy Story 5, House of the Dragon ve bu hafta başka ne izlesek?
Yazı: Burcu Teker
Vizyon takviminden ve farklı platformların kataloglarından film, dizi, belgesel ve şov tavsiyelerimizi içeren ne izlesek seçkimizde Andrew Stanton – McKenna Harris ortaklığı Toy Story 5, Ryan Condal imzalı Game of Thrones uzantısı fantastik drama House of the Dragon, László Nemes’ten dönem draması Orphan ve çok daha fazlası yer alıyor.

Toy Story 5 (Vizyon, 19 Haziran)
Nedir: Pixar’ın ilk olarak 1995’te hayata geçirdiği ve devam filmleriyle bir efsaneye dönüşen Toy Story, modern teknoloji çağında oyun kültürünün dönüşümünü işlediği acı-tatlı bir varoluş mücadelesi hikâyesiyle geri dönüyor. Merkezine sekiz yaşına basmış Bonnie’yi (Scarlett Spears) alan film, dijital cihazlar ve sosyal medyanın potansiyel tehlikeleri üzerine eğilirken hem çocuklar hem de yetişkinler arasında giderek artan yalnızlık ve umutsuzluk hakkında da düşünmeye sevk ediyor.
Neye benzer: The Mitchells vs. the Machines ve Lost Ollie seyir zevki yüksek seçeneklerden.
Kimler var: Yönetmen koltuğunu, senaryoyu da birlikte yazan iki Oscar ödüllü Andrew Stanton ve McKenna Harris ikilisi paylaşıyor. Tom Hanks, Joan Cusack, Tim Allen’ın karakterleri için mikrofon başına döndüğü; Keanu Reeves, Alan Cumming, Wallace Shawn, Annie Potts, Ernie Hudson’lı seslendirme kadrosuna Greta Lee, Conan O’Brien, Bad Bunny gibi isimler dâhil olmuş.

House of the Dragon – 3. sezon (HBO Max, 22 Haziran)
Nedir: Ryan Condal tarafından George R.R. Martin’in Fire & Blood romanından uyarlanan Game of Thrones uzantısı, epik jeneriğin zihinlerde uyandırdıklarına sadık yeni sezonuyla geri döndü. Bu kez temponun hayli yüksek tutulduğu projede hanedanlığın sonunu hazırlayan nihai dönüm noktaları, Westeros tarihinin en çetin deniz savaşı kabul edilen Gullet ile henüz ilk bölümden işlenmeye başlıyor. Prodüksiyon anlamında düşük ölçekli önceki sezonların hikâye örgüsünün çoğunlukla karakter inşasına ayrılmasından muzdarip hayranlara gerek denizden, gerek karadan ve nihayet havadan görsel bir şölen sunulmuş. Siyahlar ve Yeşiller’in “sonun başlangıcı” mücadelesinde gönüllerdeki tahtın da şöyle bir tozu alınıyor yani, güzelce parlatılıyor.
Neye benzer: Evrenin ıskalanmaması gereken bir diğer spin-off’u Knight of the Seven Kingdoms.
Kimler var: James Norton, Tommy Flanagan, Dan Fogler, Annie Shapero serinin taze simaları arasında. Reji ekibine yeni sezonda Nina Lopez-Corrado, Andrij Parekh ve Loni Peristere eklenmiş. Alejandro Martínez önderliğindeki görüntülerden sorumlu ekipte P.J. Dillon – Richard Donnelly etkisi ise kendini hemen hissettiriyor.
Burcu Teker’in House of the Dragon oyuncuları ile yaptığı röportaj hemen burada.
Bunlar da var!

Árva / Orphan (MUBI, 19 Haziran)
Macar sinemacı László Nemes’in; babasının çocukluk anılarından ilham aldığı, 1950’lerin komünist dönem Budapeşte’sinden dokunaklı bir yetişkinliğe geçiş öyküsü. 82. Venedik Film Festivali’nin yarışma bölümünde yer alan filmin, hem kişisel tarih hem de 20. yüzyıl ortalarına denk gelen İkinci Dünya Savaşı sonrası Doğu Avrupa’nın yaşadığı çalkantılı dönemle bir tür yüzleşme anlatısı olduğu söylenebilir. Babasının günün birinde toplama kampından döneceğine inanan, esrarengiz figür Berend’in (Grégory Gadebois) ortaya çıkmasıyla kimlik algısı sarsılan Andor Hirsch’in (Bojtorján Barabas) başından geçenleri takip ediyor. Orphan, yönetmenin Holokost ve Birinci Dünya Savaşı öncesini konu alan ilk iki filmi Son of Saul ve Sunset’teki psikolojik yoğunluk ve biçimsel üslubu büyük ölçüde korumuş. Bunda en büyük pay sahiplerinden biri de Nemes’in minimalist, vurucu görüntü yönetimini filmin bir karakteri gibi sunmakta usta olan uzun süreli iş birlikçisi Mátyás Erdély.

The Death of Robin Hood (Vizyon, 19 Haziran)
İlk uzun metrajı Pig ile dikkatleri üzerine çeken Michael Sarnoski’nin A24 imzalı draması, pişmanlık duygusunu masaya yatıran kasvetli bir hesaplaşma pratiği. Bir diğer deyişle yaptıklarının ağırlığını henüz hissetmeye başlamış acımasız bir ruha, taşıdığı yükü keşfetme imkânı tanınıyor. Türlü suç ve cinayetle şekillenmiş hayatının son demlerinde, sonuncu olacağını düşündüğü bir çatışmanın ardından geçmişi ve vicdanıyla yüzleşen Robin’in hikâyesini izliyoruz. Başroldeki Hugh Jackman’a Jodie Comer, Bill Skarsgård, Murray Bartlett, Noah Jupe’un eşlik ettiği seyirliğin müzikleri İngiliz folk şarkıcısı Jim Ghedi eseri.

Gunche / Colony (Vizyon, 19 Haziran)
Asya dolaylarından aramıza katılan nadide tür sineması örneği. Bir biyoteknoloji konferansı sırasında hızla mutasyona uğrayan virüsün yayılması ile yetkililerin kapısına kilit vurduğu tesiste kolektif zihinli zombilerle mahsur kalan Profesör Se-jeong ile küçük bir grubun hayata tutunma mücadelesi ekseninde şekilleniyor. Busanhaeng / Train to Busan’ın yönetmeni Güney Koreli sinemacı Yeon Sang-ho’nun, senaryosunu Jiok / Hellbound’da birlikte çalıştığı Choi Kyu-seok ile kaleme aldığı aksiyon – korkunun künyesinde Jun Ji-hyun, Koo Kyo-hwan, Shin Hyeon-bin, Ji Chang-wook ve dahası var.

I Will Find You (Netflix, 18 Haziran)
Harlan Coben’ın karanlık sırlar, tekinsiz ölümler ve sürükleyici bilinmezliklerden kurulu uyarlama mini seri imparatorluğuna taze kan. Yazarın 2023 tarihli aynı adlı romanından Robert Hull tarafından uyarlanan sekiz bölümlük dizi, oğlu Matthew’ü öldürmekten suçlu bulunarak hapse atılan David’in, gördüğü bir fotoğraf üzerine çocuğunun hâlâ hayatta olabilme ihtimalinin peşinden gidişini konu ediniyor. Sam Worthington ile Britt Lower’ın başını çektiği oyuncu kadrosunda Chi McBride, Kate Vernon, Erin Richards, Logan Browning’e rastlıyoruz. Müzikler de 2000’lerden bu yana birlikte çalışan ödüllü besteci ikili Danny Bensi – Saunder Jurriaans üretimi.

Gözden kaçmasın
*Color Book (Netflix, 19 Haziran)
*Sugar – 2. sezon (Apple TV+, 19 Haziran)
*The Agency – 2. sezon (TOD, 22 Haziran)
*Normal (Vizyon, 19 Haziran)
Hâlâ izlemediyseniz
*Erken Kış (HBO Max, 11 Haziran)
*Neredeyse Kesinlikle Yanlış (MUBI, 13 Haziran)
*Speak No Evil (Netflix, 16 Haziran)
*The Banker (TV+, 9 Haziran)