Jehnny Beth, Guedra Guedra ve bu hafta başka ne dinlesek?
Yazı: Elif Öz, Şevval Öztemur, Tuana Özcan, Tuğçe Hitay, Utkan Çınar, Zeynep Naz Günsal
Haftanın yeni müzikleri: Jehnny Beth, Guedra Guedra, Blood Orange, Dead Groan, Ganser, Maruja, Bright Eyes, Neti-Neti, CMAT, Spoon ve dahası…
Taze yayımlanmış albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz sizi bekliyor.

ALBÜM: Jehnny Beth – You Heartbreaker, You
(Fiction Records)
Savages sonrası solo yolunda sesini gür çıkarmaya devam eden Jehnny Beth, yeni albümü You Heartbreaker, You ile punk, endüstriyel, hardcore gibi türlerin hepsini birbirine çarpıştırıyor a1deta. Kırık bir kaburgayla nefes alma durumunu bir yaşama metaforuna çeviren Beth’in yeni albümünü bu acı dolu ama hayata tutunan his çevreliyor. Johnny Hostile’ın prodüksiyonuyla şekillenen albüm, rahatsız etmekten zevk alır gibi; saldırgan, hırçın ve gıcık bir yoğunlukla ilerliyor. Şarkılardaki aşk temaları bile huzurdan ziyade aşkın en huzursuz hâli tercih edilmişken çığlık ve fısıltı arasında gidip gelen vokaliyle Beth’in dilinde sınır aşan derecede bir dürüstlük ve sadelik var.
TEKLİ: Maruja – Trenches
(Music for Nations)
Teklinin yaslandığı öfkeyi Kara Partner Partisi’nin bir zamanlar liderlerinden olan aktivist Fred Hampton’ın “İnsanlar kendilerinin devrimci olduğuna inanmadıkça devrim olmayacak.” sözünden alan Manchester çıkışlı Maruja, yine bildiğimiz gibi. Diskografilerinin ilk albümü Pain to Power‘dan çıkan dördüncü tekli “Trenches”, hayal kırıklıklarının, inşa edilmiş bireylerin gayet farkında ve bu doğrudan agresif hâlini harlayan rap vokalleriyle kesişen caz, post-rock tınıları, eyleme dönüşebilen bir direniş ortamı yaratmış. Bize de eşlik etmek düşer.

ALBÜM: Ganser – Animal Hospital
(felte)
Eski vokalist ve gitaristlerinin ayrılmasının ardından gruba katılan Sophie Sputnik’i dinlediğimiz yeni Ganser albümü beş senelik molanın hakkını veriyor. Önceki işlere oranla müzikal anlamda sınırlarını genişleten Chicago çıkışlı grup, daha sert köşelerini de yumuşak taraflarını da keşfediyor, enstrümanlarındaki ustalıklarıyla ritim departmanında yepyeni bir sayfa açıyor. Prodüktör koltuğunda Liars’ın esas kişisi Angus Andrew’un oturduğu Animal Hospital için Ganser’ın elektronik ses evrenlerine en çok eğildiği işi diyebiliriz. Kurucu üyelerden Alice Gaines yaptığı açıklamada “Albüm, olduğumuz şey ile olmaya çalıştığımız şey arasındaki boşluk hakkında” diyor. İnsanın doğasından gelen hayvani içgüdüler ve medeniyetlerin içinde yaşadığı sistemlerin uyuşmazlığı ile bu tezatlığa rağmen zamanın inatçı şekilde akıp gitmesi konseptine kafa yormuş ekip albüme yaklaşımlarında.
TEKLİ: Die Spitz – Punishers
(Three Man Records)
Texas çıkışlı Die Spitz, Three Man Records’dan yayımlanacak ilk albümü Something To Consume’a günler kala albümün son teklisini de fırlattı. “Punishers” distortion konusunda elini korkak alıştırmamış ve grubun basçısı Kate Halter’ın yalnızca gruba girmek için bas gitar çalmayı öğrenmiş olduğuna inanmayı güç kılan bir parça. Duyguların had safhada olduğu, âdeta bir savaş şarkısı gibi tınlayan tekli, “cezalandıran insanlar ve şeyler” hakkındaymış. Cezanın birçok şekle girebileceğini düşünen grup; örneğin birine sevgi vermemek, kıskançlık, birini hatta kendinizi bile aynı döngülerin içine hapsetmek gibi davranışları da bu kategoriye sokuyor. Amaçladığı gibi cezalandırıcı tiplerin yarattığı cinnet ve hüsranı hem iyi yakalıyor hem iyi yansıtıyor “Punishers”.

ALBÜM: Blood Orange – Essex Honey
(RCA Records)
Londra çıkışlı Dev Hynes’ın müzikal projeleri arasında Blood Orange’ın en çarpıcısı olduğu belli. Müzisyenin bu isimle yayınladığı yeni albümü Essex Honey de yılın enteresan işlerinden biri olmaya aday. Hynes’ın müziğini belli bir türe oturtmak zor. Progressive R&B gibi tanımlamalar hakkını tam vermiyor sanırız. Yeni albüm artık ABD’de ikamet eden müzisyenin yaşadığı bir yas döneminde kaydedilmiş ve büyüdüğü yer olan Essex için bir ağıt niteliği taşımakta. Bütünüyle bir konsept albüm havasını hissediyorsunuz. Albümde caz, The Beach Boys, R&B tatları hep bir arada. Caroline Polachek gibi son yılların bir başka yetenekli ismi de üç şarkıda Hynes’a destek atıyor. Özellikle güzel fikirli ritimler dikkat çekerken genel vokal kaydı biraz yabancılaştırıcı öğe gibi.
TEKLİ: Neti-Neti – Grace In Rot
(Dinzu Artefacts)
Vokalist Amirtha Kidambi ve perküsyoncu Matt Evans ikilisinin samimi etkileşiminden doğan Brooklyn merkezli Neti-Neti, dinleyeni ses üzerine duygusal, genişletilmiş, döngüsel bir sorgulamayla ele geçirirken kesintisiz bir direniş açısı sunuyor. Sesin önemli ve çok benzersiz bir mesele oluşunu hatırlatan ve ikinci albümleri Echo of Being / Grace in Rot’un dinlemeye açılan ilk teklisi, kişisel ve politik olanın bağlantısıyla, Güney Asya ritmik geleneklerinden beslenen doğaçlama ritüelistik seslerin elektro-akustik alanla ilişkilendiği kuralsız bir ifade ediş, tüm umutsuzlukları eriten “beklenmedik bir fiziksellik alevi.”

ALBÜM: Dead Groan – Hollow-Eyed Queen
(Opus Lazuli)
İstanbullu old school death metal üçlüsü Dead Groan, hem içe hem dışa dönük bir yıkıma ses veren ikinci albümüyle aramızda. Moklich, Kasil ve ekibe bu albümle katılan davulcu Zett’in çalımında da akışın yarattığı atmosferde de karşı koyması ya da ortak olmaması güç bir öfke kendini belli ediyor. Prodüksiyonunu grup ve Taner Yücel’in üstlendiği albümün kapak görseli de Gülsüm Gilol imzalı. Önümüzdeki günlerde Hellsodomy ile bir Avrupa turnesine çıkacak olan Dead Groan’u, 5 Eylül’de Karga sahnesinde dinleyebileceğinizi de hatırlatalım.
TEKLİ: S. Carey – Watercress
(Jagjaguwar)
Yeniden yeşeren ağaçlarla, yolunu bulan suyla yoldaşlık edip büyülü ormanın tüm canlılarıyla akıp gittiğimiz Kyle Lehman’ın yönettiği “Watercress”in görsel eşlikçisi, teklinin sarıp sarmalayan duygusunun birebir yansıması. S. Carey’nin solo yolculuğunda yeni EP’sini haberleyen aynı isimli parça, hislerin altında kalma değil; onları göğsümüzde yumuşatma hatırlatması: “Bugün kafanda kaybolma. Çiçeklerden bir mezarda, her şeyi taşımak çok zor. Senin için en iyisini diliyorum.”

ALBÜM: Oren Ambarchi, Johan Berthling & Andreas Werliin – Ghosted III
(Drag City)
Avustralyalı gitarist Oren Ambarchi’nin İsveçli basçı Berthling ve perküsyoncu Werliin ile ortaklığı dört yılda üçüncü albümü de bize kazandırdı. Caz, ambient ve krautrock benzinli doğaçlamalarıyla da kulağımızın pasını silmeye devam ediyorlar. Bu albümde Norveçli gitarist Fredrik Rasten’in de akustik çınlamalarının katkısını unutmayalım. Üçlünün özellikle hareketli şarkılarında keyifli zaman geçirdiği belli. Dikkatli kulaklar biraz Burnt Friedman tadı da alacaktır belki. Tavla-severler de şarkı isimlerini tanıdık bulacaktır. Yılın kalburüstü enstrümental işlerinden.
TEKLİ: Chat Pile & Hayden Pedigo – Radioactive Dreams
(Computer Students)
Son yılların en büyük heyecan sebeplerinden biri olan Oklahomalı sludge metal grubu Chat Pile, modern parmak stilinin en iyi temsilcilerinden biri olan Teksaslı gitarist Hayden Pedigo ile ortak albüm kaydetmiş. 31 Ekim’de yayımlanacak albümün ismi In The Earth Again. Chat Pile basçısı Stin, bu ortaklığı şöyle tanımlyor: “Bu albümün, ikimizden birinin tarzına diğerinden daha fazla benzeyen bir şey gibi duyulmasını istemedik. Alınan her karar, birbirimizin fikirlerini desteklemek ve yaptığımız her şeyin daha büyük bir vizyona hizmet etmesini sağlamak içindi.” Bu kıvamın tadına baktığımız ilk tekli “Radioactive Dreams”, Riley Stearns imzalı bir video klip eşliğinde yayında.

ALBÜM: Guedra Guedra – MUTANT
(Smugglers Way)
Domino’nun dans etiketinden çıkan ikinci uzunçalarının ritmik zenginliği ve renk şemasıyla ortamdaki en farklı elektronikçilerden olduğunu tescilleyen Abdellah H. Massak’ın yaptığı, hafızamızdaki başka eklektik techno kayıtları arasından yumruğu havada yükseldi. Analog synth ve davul makineleriyle baştan çıkaran dokular ören Kazablankalı prodüktörün ritüelistik dinamiğinde techno, bass ve dub’ın serçe parmakları birbirine sımsıkı kenetli. Afrika diasporası ve çoklu ritimlerini coşkuyla kutladığı, bu yöreden gelen vokaller ve alan kayıtlarıyla orada olmayı istettiği albümle şimdiye dek bu elementleri kendinden dışlamış türe bereket getirmeye niyetli. Marta Salogni tarafından mikslenen MUTANT’ın yarattığı dalga boyuna erişebilmek kendi içinde bir ayrıcalık olmalı.
TEKLİ: Adamlar – Döndürüyor (Anatolian Sessions Remix)
(Sony Music Türkiye)
Alternatif sahnede kendine özgü diliyle yol alan Adamlar, 10. yıllarını geride bırakırken şarkıları REMIXES #01 çatısı altında yeniden şekilleniyor. “Döndürüyor”, bu albümden paylaştıkları dördüncü tekli. İki yıl önce Harekete Kimse Mâni Olamaz albümünde yayımlanan şarkı, şimdi Anatolian Sessions remiksiyle karşımızda. Remiks, etnik tınılar ve elektronik dokunuşları birleştirerek şarkının atmosferine yeni derinlikler katıyor.

ALBÜM: The Beths – Straight Line Was A Lie
(ANTI-)
Yeni plak şirketlerinden ilk albümlerini yayımlayan Yeni Zelandalı dörtlü The Beths indie pop konusunda günümüzün en geçer akçe isimlerinden biri olduklarını göstermekte. Şarkı yazarı Elizabeth Stokes’un önderliğinde The Smiths ile Avustralyalı komşuları Courtney Barnett arası bir sound yakalarken, bunu oldukça becerikli bir şekilde başarıyorlar. Özellikle “rahat dinlenilir” sınıfa sokabileceğimiz ilk dört şarkıdan sonra grup biraz dişlerini gösteriyorlar, zira albümün hazineleri de ikinci yarıda saklı. The Beths çok yeni bir şey yapmıyor belki ama iyi çaldıkları aşikâr.
ALBÜM: Hayley Williams – Ego Death At A Bachelorette Party
(Post Atlantic)
Paramore’un vokalisti Hayley Williams, üçüncü solo albümü Ego Death At A Bachelorette Party ile yeniden karşımızda. Temmuz sonlarında web sitesi aracılığıyla bölüm bölüm yayımlanan albüm, “Parachute”un eklenmesiyle 18 parçalık hâline kavuştu. Daniel James’in prodüksiyonunu üstlendiği albümde Williams, pek çok enstrümanı kendi çalıp kaydetmiş. Müzisyen, şarkılarda kendini derinlemesine incelerken sözler kimi zaman toplumsal meselelerle, kimi zaman da kişisel kırılma anlarına dokunuyor. Dini riyakârlıklar ve ırkçılık; travma, depresyon, aşk ve kayıp temalarıyla yan yana ilerliyor.

ALBÜM: The Beaches – No Hard Feelings
(AWAL Recordings)
Kanada’nın her yayınıyla biraz daha popülerleşen rock gruplarından The Beaches’in üçüncü uzunçaları No Hard Feelings bir ayrılık albümü, hatta bir ayrılığı atlatıp kendini yeniden sevme ve kutlama albümü. Âdeta ilk şarkıdan son şarkıya, giderek özgüveni yükselen, eski partnerini gitgide resimden çıkaran birini dinliyoruz. Genelinde gitar ağırlıklı seyreden koleksiyonda daha pop anlardan daha punk bestelere, parti marşlarına birçok stil bulmak mümkün. Dört kişilik ekibin bütün üyeliklerinin ilişki ve ayrılık tecrübelerine yer verilen No Hard Feelings, küllerinden doğma gücünü kadınlığı ve kuirliği kutlamaktan alıyor.
TEKLİ: Spoon – Chateau Blues / Guess I’m Fallin In Love
(Matador Records / GRGDN Müzik)
30 yılı aşan kariyerlerinde alternatif rock’ın en nadide örneklerini vermiş Texas çıkışlı grup Spoon’un son yıllarda klasik rock’a göz kırpması kâğıt üzerinde biraz garip gelebilir. Ama bunun iyi bir fikir olduğunu ve çok iyi yaptıklarını söylemeli. 2022 tarihli son albümlerinde bu yaklaşım onlara külliyatlarının en iyi işlerinden birini hediye etmişti. Üç yıllık aradan sonra yeni albüm hazırlıkları sırasında bizleri daha da bekletmeden sürpriz şekilde iki tekli birden paylaştılar. Dinamik davulların ve Spoon’a özgü distorte gitarların sürüklediği ve artık 50’lilerin ortalarına gelmesine rağmen sesi her zamankinden canlı tınlayan Britt Daniel’ın kendine özgü vokalleriyle basit ama ayaklarınızı yere vurdurmakta zorluk çekmeyecek sağlam, garage-vari rock numaraları. Spoon kendileri kadar uzun soluklu gruplar kulvarında özel bir yere sahip. Hâlâ ilhamlarının bol olması da çok sevindirici.

ALBÜM: Gulp – Beneath Strawberry Moons
(ELK Records)
Cardiff çıkışlı Gulp, yedi yıllık bir sessizliğin ardından üçüncü albümüyle geri döndü. Lindsey Leven’in berrak vokalleri ve Super Furry Animals üyesi Guto Pryce’ın melodik basları bu kez Andrew Wasylyk’in dokunuşlarıyla buluşuyor. Ortaya çıkan Beneath Strawberry Moons, isminin çağrıştırdığı gibi rüyamsı ve pastoral bir dünya açıyor önümüze. Albümün ilk parçası “Sea Bear”, açılışı yapan bas yürüyüşü, sonsuzluk hissi veren synthleri ve hafif mistik atmosferiyle albümün ruhunu hissettiriyor. “Hope Shines Through The Haar”da flüt soloları, mellotron ve Rhodes melodileri, hasret dolu sözlerle duyguları kabartıyor. “Wildflower” ise elektronik tınıların şekillendirdiği, nabzın yükseldiği bir parça. Albüm boyunca dream pop, psikedelik folk ve ambient ögeleri ve doğayla iç içe, dalga seslerini ve kıyı rüzgârlarını hatırlatan dokusuyla Beneath Strawberry Moons, acele etmeden akan, baştan sona huzur veren bir dinleme deneyimi sunuyor.
TEKLİ: Bright Eyes – Dyslexic Palindrome
(Dead Oceans)
Bright Eyes, geçtiğimiz yıl yayımladığı Five Dice, All Threes albümünün ardından yoğun bir turne temposuna girmişti. Şimdi ise yeni tekli eşliğinde bir EP haberiyle karşımızdalar. Sekiz şarkıdan oluşacak Kids Table, geçtiğimiz haftalarda paylaşılan grubun ilk ska parçası “1st World Blues” ve hemen ardından gelen “Dyslexic Palindrome” ile şekillenmeye başladı. “Dyslexic Palindrome”da Bright Eyes ile turneleyen Hurray for the Riff Raff eşlik ediyor. Ortaya çıkan parça, Conor Oberst’in soyut imgeleriyle evrensel bir hüzünü yansıtabilen kelimeleri, pedal steel gitarın sıcak yankıları ve Segarra’nın duygu dolu yorumunu bir araya getiren düşsel bir folk şarkısı.

ALBÜM: CMAT – Euro-Country
(AWAL Recordings)
“2008 konut krizinin İrlanda’yı nasıl etkilediği hakkında bir şarkıyı dinlerken neden hüngür hüngür ağlıyorum?” gibi bir WTF ânı yaşatması gayet mümkün olan, belki de günümüze en çok hitap eden söz yazarlarından Ciara -Kiyara- Mary-Alice Thompson ve EURO-COUNTRY acı, coşku, bu ikisinin karışımı ve arasındaki her şeyi kapsıyor. If My Wife Knew I’d Be Dead (2022) ve Crazymad, for me (2023) ile kendini dikkate değer bir country müzisyeni olarak tanıtıp, kendine bu türün anaakımdaki göreceli nişliğinin ötesinde bir alan açmış durumda. Geçmiş, kimlik ve kadınlığa dair vurgulu içgörüleri, ciddi temalarla absürt mizahın birbirini içerdiği bazen taşkın, bazen düşüncelere dalgın prizmasından arenalara layık bir sound üreten Ciara, absürt mizah ve hakikati buluşturduğu o ironik noktadan haykırarak sesleniyor.
TEKLİ: Upchuck – Tired
(Domino / GRGDN Müzik)
Atlanta çıkışlı punk rock beşlisinin yaklaşan albümü I’m Nice Now’dan paylaşılan dördüncü tadımlık, koleksiyonun açılış parçası “Tired”. Hızla zihninizde loop’a alınacak bir gitar cümlesi üzerine vokalist KT’nin içten haykırışlarıyla hacimlenen parça, bir Upchuck konserinde terleye terleye sağa sola savrulma isteği uyandırıyor kesinlikle. Prodüktör koltuğunda Ty Segall’in yer aldığı albüm 3 Ekim’de yayımlanacak.

ALBÜM: Crystal Sting – Bubblegum Aquarium
(POW Recordings)
Torontolu prodüktör ikilisi Kurtis Perrie ve Bjorn Kriel, bir plak dükkânında başlayan dostluklarını birbirlerinin solo albümlerine katkılarda bulunarak müzikal denkleme taşıdıktan sonra Crystal Sting adını verdikleri ortaklıklarının ilk stüdyo albümüyle aramızda. İkilinin Toronto caz sahnesinden genç müzisyenlerle gerçekleştirdiği bir kayıt seansının çıktılarını işleyip dönüştürdüğü Bubblegum Aquarium, yapısal disiplin ile yaratıcı oyunbazlığı birleştiren bir iş.
TEKLİ: Alabama Shakes – Another Life
(Island Records)
Parçalarında soul, blues ve rock unsurlarını harmanlayan Grammy ödüllü grup Alabama Shakes, son albümü Sound & Color’ın üzerinden geçen 10 yılın ardından sessizliğini bozdu. “Another Life”, henüz resmiyet kazanmış olmasa da grubun yıllardır beklenen üçüncü albümünün kapısını aralıyor. Grubun çokça ilham aldığı 60’lar esintilerini her dönemecinde hissettirse de Brittany Howard’ın vokal icrası zamansız bir dokunuş olarak denkleme katılıyor.