Mertcan Mertbilek, Alfa Mist ve bu hafta başka ne dinlesek?

Yazı: Cem Kayıran, Elif Öz, Şevval Öztemur, Tuana Özcan, Utkan Çınar, Zeynep Naz Günsal

Haftanın yeni müzikleri: Mertcan Mertbilek, Alfa Mist, Nala Sinephro, Islandman, Karen Willems, The Dwarfs of East Agouza, Daphni, Vernon Reid, Yukimi ve dahası…

Taze yayımlanmış albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz sizi bekliyor.


ALBÜM: Mertcan Mertbilek – Tanrısız Beleş At
(Ortaçağ)

Palmiyeler ve Kilink ile tanıdığımız Mertcan Mertbilek, ilk solo albümü için bir süredir geri sayımdaydı. Paylaşılan iki iştah açıcının ardından Tanrısız Beleş At artık bizimle. Müzisyenin Kaz Dağları eteklerinde konumlanan stüdyosunda tek başına kaydettiği 12 şarkılık uzunçalar, ortaya çıktığı yerin ferahlığını her köşesinde muhafaza ediyor. Zaten dile dolanma potansiyeli yüksek melodiler yazma konusundaki yetisini gruplarıyla yaptığı üretimleriyle de defalarca kanıtlamış olan Mertcan Mertbilek, ateş başında otururken sallana sallana eşlik etmelik western dokulu lo-fi folk parçalarıyla karşımızda bu kez. Başrolü de fiyakalı gitar cümleleri üstleniyor. Albümün plak baskıları yolda. 

TEKLİ: ELLiS·D – I Want To Be Everything You Desire
(Crafting Room Recordings)

Fat Dog davulcusu Ellis Dickson, namıdiğer ELLiS·D, henüz mart ayında bir kısaçalar yayımlamıştı. Arayı çok açmadan, leziz bir tekliyle geri döndü. Arzuların çevresinde dönen parçada, 70’ler sonu punk sahnesinden çıkma bir hâl var. “I Want To Be Everything You Desire”da âdeta CBGB sahnesinden yayılan bir şatafat ve enerji patlaması söz konusu. Parçadaki vokaller de gitar yürüyüşleri de kolaylıkla etkisi altına alacak kadar çılgın hem de parçayı hiçbir zaman dağıtmayacak kadar kontrol altında.

ALBÜM: Karen Willems – A Fool’s Guide to Reality
(Permanent Draft)

Belçikalı perküsyoncunun Gemislukt oyununa genelde canlı çaldığı Gemislukt Soundtrack Guide ve temmuzdan WILLEMS TELL’le birlikte 2025’te yayımladığı üçüncü proje. Valentina Magaletti – Fanny Chiarello ikilisine ait Permanent Draft etiketini taşımakta. Albüme dair “Bir başlamak oynamak, gezinmek, bırakmak döngüsü. Ve sonra her şey en baştan.“ diyerek A Fool’s Guide to Reality yoluyla gerçekliği resmedişte içinden geçerken hissettiğin meraktan faydalanmanın bereketlerini pekiştiren Karen Willems, icrasındaki performatifliğiyle aksandan ritmiğe farklı işlevde kullandığı alan kayıtları, anaokulu çalgıları, mikado çubukları, synthler, tencereler, efektler, ziller, ksilofon ve zihter gibi seslerden izlenimler yaratıyor. Bu esnada zamanını endişesiz ve özgürce kullanıyor; yakın ve tuhaf tınılarda iyice bir vakit geçirip, tekinsiz mekânlarda uzun uzun kalıyor.

EP: S. Carey – Watercress
(Jagjaguwar)

S.Carey’nin yeni EP’si “serin ve berrak suda iyileşmeyi, yeni bir şeye dönüşmeyi yansıtıyor.”, müzisyenin kendi sözleriyle. Geçtiğimiz haftalarda çıkan ve kısaçalar ile aynı isimli teklisinden aldığımız ipuçlarından sonra, Watercress’in dinledikçe büyüyen dört şarkısı sessizlik anlarından çıkıp etrafa tüm narinliği, Carey’nin fısıldayan vokali, sıcak dokuları ile umut etmeyi yayıyor. Güzel olacak bir günün sabahına uyanmışsınız ve perdeler hafifçe uçuşuyor gibi bir ruh hâli barındırıyor anlayacağınız. 

ALBÜM: The Dwarfs Of East Agouza – Sasquatch Landslide
(Constellation)

Sam Shalabi, Alan Bishop ve Maurice Louca üçlüsünün yeni albümü, netlik ve muğlaklık arasında müthiş bir haz veren bir denge kuruyor. Geleneksel albüm yapısı ya da bir giriş – gelişme – sonuç akışından bilinçli olarak uzak duran Sasquatch Landslide’ı var eden işitsel unsurlar albüm boyunca çeşitlenen işlevler üstleniyor. Kimi zaman bir ritim öğesi, psikedelik ezgiler ya da deforme edilmiş gitarlar taşıyıcı rolde olabiliyor. Bu açıklık da albümü tahmin edilemez bir akışa sürüklüyor ama bu belirsizlik hâli kendi içinde tutarlı bir düzene işaret ediyor. Coğrafî ya da zamansal tanımlamalar ya da sınırlarla ilgilenmeden, sese müthiş bir hassasiyetle yaklaşıyor. Şüphesiz yılın en iyilerinden. 

TEKLİ: Skullcrusher – Living
(Dirty Hit)

Skullcrusher’ın yeni albümü And Your Song Is Like A Circle’dan paylaşılan son tekli “Living”,  yumuşak gitar katmanları ve neredeyse dokunulabilir bir huzur hissiyle açılıyor.  Hellen Ballentine’ın sesinin etrafında parlayan minimal dokularla büyüyen şarkı, hem yabancılaşma hem de bu yabancılaşmadaki rahatlama hakkında. Bir nevi rüya ve gerçek arasındaki o ince çizgide gezen “Living”in ilhamını Ballentine şöyle anlatmış: “Bir gün Brooklyn sokaklarında dolaşırken her şeyi bir pencerenin ya da bir ekranın ardından izliyormuş gibi hissettim. Herkes o kadar akışkan ve emin bir şekilde hareket ediyordu ki, sanki bir koreografinin parçasıymış gibiydiler. ‘Living’,  bir izleyici olmayı, insanların hayatlarından kısa anlara tanıklık etmeyi anlatıyor.  Bazen benim hayatım da bu gösterinin bir parçası mı, yoksa sahnenin dışında, küçük bir ayrıntı olarak mı var oluyor merak ediyorum.”

ALBÜM: Islandman – Island5
(Rest in Space)

Islandman’in her yeni albümü, grupça içinden geçtikleri dönüşüm süreçlerini tarihe not düşmeye devam ediyor. Grubun Berlin’de inşa ettiği stüdyosundaki uzun doğaçlama seanslarının işlenmesiyle hayat bulan Island5 albümü de bu anlamda bir istisna değil. Psikedelik dans müziğinin geçmişinden çokça ilham alan üçlü, bu kez Anadolu müziklerinden aldığı ilhamının altını kalın kalın çiziyor, özellikle “Cool Saz” ve “Ala Geyik” gibi parçalarla. İlk dinlemelerdeki favorimiz ise albümün belki de en salaş parçası olan “SLWLY”. İşitsel atmosferle şahane bir uyum yakalayan kapak görseli de Bráulio Amado imzalı.

ALBÜM: Molly Nilsson – Amateur
(Night School Records)

İsveçli synth-pop müzisyeni Molly Nilsson artık kariyerinin farklı bir noktasında. 40 yaşındaki müzisyenin 12. albümü Amateur, kariyerinin bu dönemindeki bir müzisyenin sahip olabileceği özgürlüğü yansıtıyor. Oldukça çabuk kaydedilmiş, ham synthler ve yalın rifflerle dolu albüm; bu rahatlık sayesinde kolaylıkla hazmedilebiliyor. Sinizmden uzak bir hayat açlığını enerjisini dinleyiciye geçirebiliyor. Özellikle Beach House-vari synth pop sevenler kendilerine yakın bulacaktır. 

ALBÜM: Vernon Reid – Hoodoo Telemetry
(Artone / The Players Club Records)

Gitar dünyasının en yetenekli isimlerinden Vernon Reid, 67 yaşında tamamen kendi adıyla yayımladığı ilk albümüyle karşımızda. Living Colour ve Masque ile yaptığı çalışmalarla ve sayısız müzisyene eşlikleriyle tanıdığımız gitaristin pandemi döneminde tohumları atılan albümü yakın dostu Greg Tate’in kaybıyla bir anma işine dönüşmüş. Reid genel olarak şehirli bir arka plan üzerine caz, hip hop, funk ve hatta R&B tarzlarına dokunurken gitarını her zamanki gibi ustaca konuşturuyor. Kayıt ve vokallerden daha çok beklentimiz olabilirdi ancak bu gitar dehasını dinlemek her zaman güzel. 

TEKLİ: Maya Perest – Arkadaşlarım
(Sony Music Türkiye)

“Kötü biten arkadaşlıkları eğlenceli bir şarkıya dönüştürerek atlattım. En eski şarkılarımdan biri. Kalabalıklar içinde yalnız olmayı anlatıyor sözleri. Trajikomik bir hikâye aslında. ‘Ben gülersem onlar ağlar, ben ağlarsam onlar güler…’ Böyle sinsi arkadaşlarım oldu bir zamanlar. Maalesef…” 2025 boyunca neredeyse aralıksız bir şekilde yeni müziklerle karşımıza çıkan Maya Perest, son teklisi “Arkadaşlarım”ı bu sözlerle özetlemiş. Düzenlemesi Serhat Şensesli imzası taşıyan parça, müzisyenin önceki yayınlarına kıyasla daha belirgin ve keskin bir rock sound’u barındırıyor.

EP: Sparks – MADDER!
(Transgressive Records / GRGDN Müzik)

Bazı şeyler iyi ki de hiç değişmiyor: Mael kardeşler yine bütün eksantriklikleri ile karşımızda. Mayısta yayımlanan MAD! albümlerinin bir tamamlayıcısı olarak da düşünebiliriz MADDER!’ı, bağımsız dört mükemmel şarkı olarak da. Oyuncu tavırlarını en yeni işlerine de taşıyan Sparks, synthesizer ve drum machine’i özgün ve biraz da anksiyete tetikleyecek şekillerde kullanabilme konusunda bir ders niteliğinde.

ALBÜM: Kelly Moran – Don’t Trust Mirrors
(Warp Records)

Brooklynli piyanistin 2019’daki yoğun turnesinden kopabildiği vakitlerde techno ve çevresiyle iyice haşır neşir olmanın, bunu emmenin müzikle olan bağında yeni rotalar yarattığı bir dönemden doğan Don’t Trust Mirrors, Moran’ın ambient hassasiyetlerini korurken oldukça ritmik takıldığı bir albüm. Elektronikle klasiği hazırlanmış piyano (prepared piano) yöntemiyle sık çalışan besteci engin bakışlı olduğu kadar detaya düşkün de. Kimi motifleriyle Ryuichi Sakamoto’ya ithaf edildiğini düşünmeden edemediğimiz işinde geniş tınıları korurken detaylı vuruşlarda konsantrasyonunu stabil tutarak minimal ama yüzlerce, binlerce minik dokunuşla hesaplanan bir yaklaşımla; çağrışımsal ama özel bir yere bağlanamayacak kadar da zamansız bir iş çıkarmış.

TEKLİ: Cemiyette Pişiyorum – CENNET
(Bağımsız)

Cemiyette Pişiyorum, altıncı albümleri ENDÜSTRİ’ye günler kala yeni bir tadımlık daha paylaştı. 90’ları anımsatan paslı gitarlarıyla açılan “CENNET”, akılda kalıcı riffiyle ânında içine çekiyor. Tolga Can Saygılı’nın hem yorgun hem alaycı vokalleri ve sade ama etkili kelimeleri de eklenince, hem nostaljik bir grunge hissi hem de taptaze bir Cemiyette Pişiyorum enerjisi bir araya geliyor. Ayrıca parçanın prodüksiyonu da Tolga Can Saygılı’nın elinden, kapak görseli ise MRE imzalı.

ALBÜM: Nala Sinephro – The Smashing Machine OST
(Warp Records / A24 Music)

Eski MMA dövüşçüsü Mark Kerr’in hayatını anlatan Benny Safdie filmi The Smashing Machine, bu yılın festival favorilerinden. Safdie Kardeşler filmlerinde Warp ailesinden Oneohtrix Point Never ile sık sık ortaklaşırdı, Benny Safdie de ilk solo filmi için yine Warp kataloğunun özgün seslerinden Nala Sinephro ile çalışmış. Abbey Road Studios’da kaydedilen albüm, müzisyenin deneysel caz tınılarını yoğun yaylı blokları ve narin arp melodileri ile buluşturuyor. Yer yer tedirgin edici, yer yer sürükleyici, tam anlamıyla sinematik bir deneyim.

ALBÜM: Alfa Mist – Roulette
(Sekito)

Londralı prodüktör, söz yazarı ve piyanist Alfa Mist; psikedelik, caz, klasik tınılar arasındaki gelgit durumlarından oluşan Roulette ile reenkarnasyonun gerçek olduğu bir dünya fikri etrafında, ontolojik sorgulamalara dikkat çektiği distopik bir evren yaratmış. Müzisyen, daha fazlasını istiyorum diyenler içinse bu baş döndüren hâlini İngiliz sanatçı James Rueben ile bilim kurgu esintili Who Were You? çizgi romanı ile görsel bir dünyaya da taşımış. Koleksiyon asla düz bir çizgide ilerlemiyor ve bu da yaratılan evrenin cezbedici tarafı.

TEKLİ: Daphni – Josephine
(Jiaolong)

Dan Snaith artık Caribou kadar bilinen alter egosu Daphni ile bizi kulüp dostu teklilere boğmaya devam ediyor. Son numarası “Josephine” de nostaljik, 90’lar başı rave ortamlarını hatırlatan enerjisiyle de oldukça keyifli. Bu tekliler bir albüme bağlanır mı, bilinmez ama bir cuma ansızın hafta sonunuzun şenlenme ihtimalinin heyecanı da yeterli.

ALBÜM: Upchuck – I’m Nice Now
(Domino / GRGDN Müzik)

Dünya berbat bir yer olmaya büyük bir ısrarla devam ederken “hayatta kalma” meselesini şarkılarında bir direniş alanı yaratarak kurcalıyor Atlanta çıkışlı Upchuck. Ty Segall prodüktörlüğünde kaydedilen yeni albüm I’m Nice Now, şefkat ve öfkenin buluşup kol kola girebildiği bir mosh pitin tam da göbeğinden sesleniyor. 13 şarkılık akışı “İtildik, hiddetlendik, çürüdük ama bizi yıkabileceğinizi sanmayın” diyen 32 diş bir sırıtış ya da okkalı bir orta parmağa benzetmek mümkün. Cem Kayıran’ın grubun vokalisti KT ile söyleşisine buradan ulaşabilirsiniz.

ALBÜM: Tom Vek – We Have Sound Remixed
(Stratasonic records)

İngiliz müzisyen Tom Vek, az ve öz albüm yapan hepsiyle de hedefini tutturan âdeta kendi kulvarında yalnız diyebileceğimiz, oldukça yetenekli bir isim. 2020’deki New Symbols ve onun tekrar yorumlanmış hâli Newer Symbols’tan sonra bu kez eskiye bakıyor ve 2005 çıkışlı ve hâlâ onun belirleyici işi diyebileceğimiz ilk albümü We Have Sound’un 20. yılını bir remiks derlemesiyle kutluyor. Baths, Alt-J, Everything Everything, Coby Sey, Glass Animals gibi isimlerin yer aldığı albüm hâlihazırda gayet iyi şarkıların hakkını tam anlamıyla veriyor. Baştan sona gönül rahatlığıyla dinleyebileceğiniz, remiks albümler tarihinde muhtemelen üst sıralara koyabileceğimiz kaliteli bir elektronik çalışma. Dans da ettiriyor. Ama Vek’ten de yeni müzikler duymak için sabırsızlanmaya başladığımızı da belirtelim. 

ALBÜM: Snõõper – Worldwide
(Third Man Records)

Nashville çıkışlı ikili Snõõper, 2020’lerin dikkati dağınık, aşırı uyarılmış ruh hâlinin punk temposunda vücut bulmuş hâli gibi. Grubun 2023’te yayımladığı ilk albümü Super Snõõper, pandemide evde kaydedilen lo-fi egg-punk parçaların yeniden kaydedilmiş versiyonlarını bir araya getiriyordu. İkinci albüm Worldwide ise bu kaosu daha parlak, daha tok bir prodüksiyonla ilk kez stüdyoya taşımış. John Congleton dokunuşuyla çılgın enerji cilalanmış, keskinleşmiş ama grup hâlâ punk reflekslerini ve absürt mizahını kaybetmemiş. Hız ve panik arasında ince bir çizgide ilerleyen kısa, sıkı ve çoğu zaman patlayıcı 12 parçadan oluşan albüm yalnızca 28 dakika. Albümde ayrıca grubun The Beatles klasiği “Come Together”ı kendi taşkın estetiğine tercüme ettiği eğlenceli bir cover yer almakta.

TEKLİ: Yukimi – All Over Me
(Ninja Tune / GRGDN Müzik)

Little Dragon’ın sesi Yukimi için hareketli bir yıl oluyor 2025. Kariyerinin ilk solo albümü For You’yu geçtiğimiz bahar yayımlayan müzisyen, 5 Kasım’a randevu verdiği yeni EP’si Yume’nin “Dinleyenlere hayal kurmak için ilham vermesi” motivasyonu taşıdığını söylüyor. Caz, hip hop, electro-pop gibi ayrıksı esintiler arasında seyredecek kısaçaların ilk teklisi olan “All Over Me”, vintage soul kıvamında bir aşk şarkısı. 

ALBÜM: Leon Vynehall – In Daytona Yellow
(Studio Ooze)

Prodüktör ve DJ Leon Vynehall yeni albümün açılışını “Her şeyde bir çatlak vardır.” diyerek en iyi olan her neyse onu reddeden içe dönük bir yüzleşme ânı sunuyor. In Daytona Yellow’un anlatmak istediklerini “Mükemmelliği reddetmek ve kırılganlığı kucaklamakla ilgili… kendimin eski versiyonuna veda edip ilerlemek istedim.” diye açıklamış Vynehall. Benlik duygusunu çözmeye çalışan Douglas Hofstadter’den ilham alınan “Ben garip bir döngüyüm.” ifadesi albümün kapanışını yaparken, yapıbozumuna uğratması ve yapmamayı seçtikleriyle, tüm baskıları kırıyor ve geriye kişisel bir özgürleşme hikâyesi bırakıyor. Çok yönlü ses haritasının içinde kaybolmak ve kendini bulmak için müthiş bir iş olmuş. 

ALBÜM: Peel Dream Magazine – Taurus
(Topshelf Records)

Peel Dream Magazine yeni projesi Taurus‘u bir “mini-albüm” olarak yayımladı, yani 2024 albümleri Rose Main Reading Room’un kayıtları esnasında nihai bir hâl almayan sekiz parçayı dinliyoruz aslında. Kendilerine yarattıkları yumuşak evrenden olacak, bu sekiz şarkı yine kendi içinde oldukça bütünlüklü ve ahenkli, bir şeyin eşlikçisi hissinden ziyade kendi başına sakin ve düşsel bir koleksiyon hissiyle bırakıyor dinleyeni. Taurus başından sonuna kadar sanki yeşil çimlerin üzerinde uçuşan bir tüy izlemeye benzeyen sahneler çiziyor dinleyenin aklında. Biraz sakinlemek, belki naifliğinde teskin bulmak için tam tadında bir iş.