No Other Choice, The Pitt ve bu hafta başka ne izlesek?
Yazı: Burcu Teker
Vizyon takviminden ve farklı platformların kataloglarından film, dizi, belgesel ve şov tavsiyelerimizi içeren ne izlesek seçkimizde Park Chan-wook ellerinden No Other Choice, yeni sezonuyla hit medikal drama The Pitt, on yıllık aranın ardından dönen The Night Manager ve çok daha fazlası yer alıyor.

Eojjeolsuga eobsda / No Other Choice (Vizyon, 9 Ocak)
Nedir: Donald E. Westlake’in The Ax adlı romanından uyarlanan No Other Choice; Oldboy, The Handmaiden ve Decision to Leave gibi kült mertebesine erişmiş filmlerin yönetmeni Park Chan-wook ellerinden çıkan son nefislik. 50. Toronto Film Festivali’nde ilk kez verilen Uluslararası Halkın Seçimi Ödülü’nün de sahibi. Güney Kore’de, kapitalizmin kalın bağırsaklarındayız. Odağımızda steril ofisler, kirli vicdanlar, bitmeyen mortgage’lar, diş beyazlatma reklamları ve içi boşaltılmış “aile saadeti” katalogları var. İntikamın aritmetiği kara mizahla buluşuyor, kâr marjı kadar dar bir ahlak zemin üzerinde yürütüyor. Kapı dışarı edildiği kâğıt sektörüne yeniden dâhil olabilmek için nitelikli rakiplerin ortadan kalkması gerekliliğinin farkında baş karakter Man-su. Çaresiz varoluşu yepyeni bir benliğe, ortadan kalkma mecazı gerçeğe meylediyor.
Neye benzer: Laurent Cantet’nin gerçek bir hikâyeden uyarladığı L’emploi du temps / Time Out’unu izlemiş miydiniz?
Kimler var: En son Squid Game’de izlediğimiz Lee Byung-hun başroldeki isim. Ona eşlik eden Son Ye-jin’in yanı sıra Lee Sung-min, Oh Dal-su, Yeom Hye-ran, Cha Seung-won filmde karşılaştığımız diğer simalar. Müzikler de yönetmenin uzun süreli ortağı, ödüllü besteci Cho Young-wuk’tan.
Meltem Demiraran’ın No Other Choice değerlendirmesi burada.

The Pitt – 2. sezon (HBO Max, 9 Ocak)
Nedir: Pittsburgh’daki kaotik bir acil serviste geçen ve izleyicisini 15 bölümüyle, 15 saatlik bir nöbetin içine kilitleyen; kalpler kadar ödülleri de kazanan The Pitt, ER emektarı R. Scott Gemmill’in yaratıcısı olduğu bir medikal drama. Ambulans sirenleri, monitör bipleri, panik dolu koşturmalar ve koridorlar arasında zaman (neredeyse) gerçek zamanlı akıyor. Projenin alışkın olduğumuz hastane dramalarının ötesine geçişi; sistemin açmazlarını, sağlık çalışanlarının görünmez travmalarını ve bu 15 saatlik vardiyada insan kalabilmenin zorluğunu sert, yalın ve neredeyse belgesel-vari bir tonda aktarmayı başarması. Müzik yerine hastane odalarından ve koridorlardan yükselen ses ve ritimlerle ilerlerken bizi yalnızca hikâyeye değil; karakterlerin yoğun ve çarpıcı deneyimlerine de ortak ediyor. Yeni bölümlerde Dr. Robby havai fişekler, ters giden kutlamalar, yanlış kararlar ile bezeli yoğun, stresli bir temmuz hafta sonundan bildiriyor.
Neye benzer: Ben Whishaw’un başrolde olduğu, dört BAFTA’lı medikal drama This Is Going to Hurt.
Kimler var: Noah Wyle, Fiona Dourif, Katherine LaNasa, Isa Briones, Gerran Howell gibi isimlerin ter döktüğü yapımın yeni sezonu Sepideh Moafi, Luke Tennie, Meta Golding, Christopher Thornton’ı transfer etmiş. Görüntü yönetiminden sorumlu Johanna Coelho kamerasının arkasına geri dönerken altıncı bölüm için bizzat Noah Wyle “Kayıt!” demiş.
Olcay Özer’in oyunculardan Taylor Dearden ve Supriya Ganesh ile gerçekleştirdiği röportaj burada.
Bunlar da var!

The Night Manager – 2. sezon (BBC / Prime Video, 11 Ocak)
David Farr tarafından John le Carre’ın aynı isimli dedektif romanından uyarlanan The Night Manager, Jonathan Pine (Tom Hiddleston) adlı bir İngiliz askerinin, yasa dışı silah ticaretini ortaya çıkarmak için kaçakçı Richard Onslow Roper (Hugh Laurie) ile karşı karşıya gelişine odaklanıyordu. Prömiyerinden tam 10 yıl sonra geri dönen Altın Küre, BAFTA, Emmy gibi prestijli ödüllerin sahibi BBC dizisi, öncülünde kaynak materyale dair tüm detayları incelikle işlemişti. Yeni sezon, baş karakterin hikâyesine sadık kalarak tümüyle kendi yolunda ilerliyor. Pine, Alex Goodwin takma adıyla MI6’in gizli birimi Night Owls’un başında; kendini “Richard Roper’ın gerçek öğrencisi” olarak adlandıran Kolombiyalı iş insanı Teddy Dos Santos (Diego Calva) ile acımasız bir karşılaşmaya sürüklenmiş hâlde. Hiddleston ile birlikte Olivia Colman, Noah Jupe, Douglas Hodge, Alistair Petrie de geri dönmüş. Kadroya eklenenler arasında Camila Morrone, Georgi Banks-Davies, Indira Varma, Kirby Howell-Baptiste, Hayley Squires, Paul Chahidi’ye rastlıyoruz.

A Thousand Blows – 2. sezon (Hulu / Disney+, 9 Ocak)
Londra, 1880. Her şeyi arkalarında bırakıp talihlerini döndürebilme ümidiyle üzerinde güneş batmayan imparatorluğun başkentine adım atan Hezekiah ve Alec’in peşine takılıyor; ırkçılık, kadın düşmanlığı, hızla sanayileşen İngiltere’deki sınıf çatışması gibi temaların üstüne son sürat koşuyoruz. Yolları, tamamı kadınlardan oluşan suç çetesi Forty Elephants’ın kraliçesi Mary Carr ile kesişen, en son ters düşülecek kimse Sugar Goodson ile bozuşan ve kısa zamanda suç batağına saplanan ikilinin tek derdi var olma mücadelesine dönüşmüştü ilk sezonda. Nitekim Hezekiah ait hissedip hissetmediğine emin olamadığı bir dünyanın öznesine evrilirken finalde Alec için işler pek de yolunda gitmemişti. Yeni sezon hikâyenin bir yıl sonrasından devam ederken takip ettiğimiz karakterlerin verdikleri savaş yine kimlik, aile ilişkileri ve güç arzusuna dair oluyor.

The Traitors – 4. sezon (Peacock, 8 Ocak)
İskoçya’da bir şatoyu nefes kesen bir “katil kim?” partisine çeviren The Traitors’ın ödül avcısı ABD versiyonu 4. sezonun ilk üç bölümüyle prömiyer yaptı. Alan Cummings’in müthiş karizması ve benzersiz sunumuyla hem entrikalar hem akıl oyunları hem de fiziksel mücadeleyle örülü The Traitors bu kez yeni twistlerle birlikte ekranda. Katılımcılar arasında Monét X Change, Lisa Rinna, Colton Underwood gibi farklı yarışma programları ve reality şovların yıldız simalarıyla birlikte Travis Kelce’nin annesi Donna Kelce, olimpik sporcu Johnny Weir ve son dönemde kaş kaldırtan çıkışlarıyla gündem olan oyuncu Michael Rapaport var.

The Housemaid (Vizyon, 9 Ocak)
Freida McFadden’in 2022 tarihli çok satanından uyarlama, Paul Feig yönetimindeki tansiyonu yüksek psikolojik gerilim. Senaryosu Rebecca Sonnenshine ellerinden çıkma seyirliğin başrollerinde Oscar adaylığı bulunan Amanda Seyfried’in karşısında, provokatif açıklamaları ve tutumu ile tahammül sınırlarını zorladığı yetmezmiş gibi “ben öyle demedim, siz öyle anladınız” diye bir de gaslighting’e soyunan Sydney Sweeney’i izliyoruz. İlk bakışta ideal çift izlenimi veren Winchester’ların yanına yatılı hizmetli sıfatıyla taşınan, yeni bir başlangıç peşindeki Millie’yi takip ediyor The Housemaid. Bu parlak ve umut verici iş fırsatı, aile sırlarının Millie’nin geçmişinden daha karanlık oluşu gün yüzüne çıktıkça daha da tehlikeli bir hâl alıyor. Görüntü yönetimini Seabiscuit ile Oscar’a aday gösterilen John Schwartzman üstleniyor; işitsel üretimlerde ise Severance’ın ardındaki ödüllü besteci Theodore Shapiro parmağı var.

Gözden kaçmasın
*Weapons (Apple TV+, 9 Ocak)
*Abbott Elementary – 5. sezon (Disney+, 9 Ocak)
*Industry – 4. sezon (HBO Max, 12 Ocak)
*Genndy Tartakovsky’s Primal – 3. sezon (Adult Swim, 11 Ocak)
*Saltburn (HBO Max, 8 Ocak)
*Marcello Hernández: American Boy (Netflix, 7 Ocak)
*His & Hers (Netflix, 8 Ocak)
Hâlâ izlemediyseniz
*Sound of Metal (TOD)
*Heretic (TV+, 3 Ocak)
*Bring Her Back (Apple TV+, 2 Ocak)
*What Happens Later (Netflix, 3 Ocak)