Pluribus, Frankenstein ve bu hafta başka ne izlesek?
Yazı: Burcu Teker
Vizyon takviminden ve farklı platformların kataloglarından film, dizi, belgesel ve şov tavsiyelerimizi içeren ne izlesek seçkimizde Vince Gilligan’dan bilim kurgu atağı Pluribus, Guillermo del Toro’nun rüya projesi Frankenstein, Dan Trachtenberg’in franchise’a eklediği son halka Predator: Badlands ve çok daha fazlası yer alıyor. İlk kez gösterileceklerle birlikte dijital servislere yakın zamanda eklenmiş, hâlâ izlememiş olabileceğiniz yapımlar da seçkide.

Pluribus (Apple TV+, 7 Kasım)
Nedir: Breaking Bad’in ardındaki yaratıcı zihin Vince Gilligan’ın bilim kurgu evrenine adım attığı, dram ve mizahı tek potada erittiği, fikri Better Call Saul çekimleri sırasında filizlenmiş yeni işi. İnsanlığı bir mutluluk yumağına dönüştüren virüse karşı bağışıklığı olan Carol ve çırpınışlarını konu alıyor. Bu ani, yeni gerçekliğin içinde allak bullak olmuş Carol’ın tek istediği, her şeyin eskisi gibi olması. “Eski” daha iyiyi vadetmese bile…
Neye benzer: Başkalarınca tasarlanan mutlu gelecek senaryoları ve toplumsal kurallar ile zoraki uzlaşı üzerinden distopik bir bilim kurguya hayır demeyecekler için ilk adres Years and Years.
Kimler var: Gilligan neredeyse dizinin yaratımını Carol’a hayat veren Rhea Seehorn ve oyunculuğuna olan sevgisine ithaf etmiş. Karolina Wydra, Carlos-Manuel Vesga, Miriam Shor, Samba Schutte yapımda kendine yer bulan diğer simalar. Sonik üretimler, önceki işlerde olduğu gibi Dave Porter imzalı.

Frankenstein (Netflix, 7 Kasım)
Nedir: Mary Shelley’nin ölümsüz hikâyesinin, del Toro’nun gotik estetiği ve insana dair trajedilere olan ilgisi ile birleştiği “rüya proje”. Pinokyo’yu baba-oğul meselesi üzerinden ele alan usta sinemacı, şimdi de Frankenstein’a aynı dert üzerinden bakmayı deniyor. Klasik metnin romantizminin kısılıp doktorun yarattığı canavarın ödipal karmaşasının merkeze konduğu; önce doktorun, sonra da canavarının anlatımıyla ilerleyen uyarlamanın temelde baba-oğul savaşını konu eden bir iktidar ve kabul öyküsü olduğunu söylemek mümkün.
Neye benzer: Biricik kızını karanlık yollardan hayata döndüren ve sonuçlarıyla yüzleşmek durumunda kalan bir anne ile işin mimarını izleyen Birth/Rebirth.
Kimler var: Oscar Isaac Dr. Frankenstein’ı, Jacob Elordi yaratığı, Christoph Waltz ise Harlender’ı canlandırıyor. Kadroda ayrıca Mia Goth, Ralph Ineson ve Charles Dance’i görüyoruz. Daha önce The Shape of Water, Nightmare Alley gibi del Toro işleri ile iki kez Oscar’a aday olan görüntü yönetmeni Dan Laustsen, teknik seçimleri ile bu kez teşekkür konuşması yapmaya epey yakın duruyor. Müzikler de yine The Shape of Water’ın Oscar’lı bestecisi Alexandre Desplat ellerinden.
Hande Ortaç’ın yönetmen ve başrol oyuncuları ile yaptığı röportaj için buraya bir tık.
Bunlar da var!

Predator: Badlands (Vizyon, 7 Kasım)
1987’den beri süren Predator serisi, 2022’deki Prey ile âdeta küllerinden doğmuştu. Yönetmen Dan Trachtenberg’in geri dönüşü bu kez farklı bir kulvardan oldu: Hikâyenin merkezinde ilk defa Predator’un kendisi var. Bir aksiyon korkusundan çok daha fazlası; serinin mitolojisini genişletme girişimi olarak ifade edilebilecek film; ailesinin dışlanmışı, ilk avıyla kendini kanıtlama hayalleri kuran genç Yautja Dek ile hasarlı ancak kararlı robot Thia’nın Genna gezegeninde yaptıkları yolculuğu izliyor. Elle Fanning ile Dimitrius Schuster-Koloamatangi ikilisi başrolü paylaşan isimler.

Death by Lightning (Netflix, 6 Kasım)
Candice Millard’ın 2011 tarihli kitabı Destiny of the Republic: A Tale of Madness, Medicine & the Murder of a President’a dayanan, Mike Makowsky imzalı dört bölümlük mini seri. ABD’nin 20. Başkanı James A. Garfield’ın, sıkı hayranı Charles J. Guiteau tarafından vurulup hayatına son verilmesine yol açan süreç ekseninde şekilleniyor. Matthew Macfadyen, Michael Shannon, Betty Gilpin, Nick Offerman, Bradley Whitford, Laura Marcus’ın yer aldığı ışıltılı kadro ise dikkat mıknatısı işlevi gören türden.

All Her Fault (Peacock, 6 Kasım)
Bitmeyen twistlerle dolu, diken üstünde tutacak, insanlığı sorgulatacak yoğunlukta bir drama açlığı yaşıyorsanız, tam olarak doğru yerdesiniz. Downton Abbey yapımcılarının Andrea Mara romanından uyarladığı yeni dizisi All Her Fault’ta, Marissa Irvine’in (Sarah Snook) küçük çocuğunun bir anda kaybolmasıyla başlayacak ve büyük sır perdelerini aralayacak bir kâbusun içine çekiliyoruz. Dakota Fanning, Michael Peña, Jay Ellis de bizimle beraber geliyor.

Sahibinden Rahmet (Vizyon, 7 Kasım)
Dünya prömiyerini Shanghai Film Festivali’nde yapan, Antalya’da Behlül Dal En İyi İlk Film ve En İyi Senaryo ödüllerine uzanan, Emre Sert – Gözde Yetişkin ikilisinin ilk uzun metraj filmi. Ekonomik çaresizliğin beslediği ve belki de biraz doğuştan gelme, imkânlar dahilinde gün yüzüne çıkan hırs ve açgözlülüğün vicdan ile çarpıştığı dramada; taşradaki yoksul bir köye durduk yere düşen meteor parçaları, beraberinde dönüşümü de getiriyor. Künyede başroldeki İrfan’ı hayata geçiren Cem Yiğit Üzümoğlu’nun yanısıra Aslı İnandık, Sarp Akkaya, Pınar Çağlar Gençtürk ve Ozan Çelik gibi yüzler var.

Gözden kaçmasın
*Love+War (Hulu, 6 Kasım)
*FER (GAİN, 7 Kasım)
*Kız Kardeşler (HBO Max, 5 Kasım)
*Tatsuki Fujimoto 17-26 (Prime Video, 7 Kasım)
*Heweliusz (Netflix, 5 Kasım)
Hâlâ izlemediyseniz
*I Love LA (HBO MAx, 2 Kasım)
*The Wild Robot (Prime Video, 4 Kasım)
*Sarmaşık (HBO Max, 22 Ekim)
*The White House Effect (Netflix, 31 Ekim)
*Monsieur Aznavour (TV+, 4 Kasım)