Rızayla ikiye bölünen hayatlar: Severance üzerine

Soluk soluğa bir suç draması olan Escape at Dannemora (2017) ile rejideki maharetlerine tanık olduğumuz Ben Stiller ve televizyon dünyasına hızlı bir giriş yapan Dan Erickson’ın yaratıcı kadrosunda yer aldığı Severance; son haftaların en konuşulup tartışılan, ünü kulaktan kulağa yayılan seyirliklerinden. 8 Nisan’da final yapan ilk sezonun birçok dalda Emmy adaylığı kapacağını, dizinin ekran yolculuğunun daha uzun yıllar devam edeceğini öngörmek zor değil.


Zaman dilimi ve mekân

Tarih tam verilmese de günümüz ya da yakın gelecekte geçiyor diyebiliriz. Mekân olarak ABD’deyiz, orası kesin ama neresi tam olarak onu bilmiyoruz.

Konu nedir?

Ne haltlar yediği tam olarak bilinmeyen Lumon isimli dev bir firma, kelimenin tam anlamıyla çalışanlarının hayatını ikiye bölüyor. İş yerine girdiğiniz anda dışardaki kendinizi unutuyorsunuz. Ona dair hiçbir fikriniz yok. Nerde yaşar, ne sever, ne yer… Sıfır. Aynı şekilde işten çıktığınız zaman da iş yerindeki kendinize dair hiçbir fikriniz yok. Ofiste ne iş yapılıyor, iş arkadaşlarınız kim vs… Tabii bu işleme “dışarıdaki” kendinizin rızasıyla tabi kalıyorsunuz. Yani eve iş götürmüyorsunuz. Ofiste olanlar ofiste kalıyor. Öte yandan kendinizden bir tane daha yaratmış oluyorsunuz. Bu diğer kendiniz ise Lumon firmasının tapulu malı. Ama peki, ya bu diğer kendiniz de dışarıdaki dünyada var olmak isterse neler oluyor?

İzlemeden önce bilmemiz gerekenler

Projenin mimarlarından biri Ben Stiller. Bu projeye yıllarını vermiş. İyi de yapmış. Ama Ben Stiller’ın adı geçiyor diye sulu komedi gelmesin aklınıza. Dizi distopik temeller üzerinde yükselen bir gerilim ve kara komedi şaheseri. Dizinin ev sahibi ise Apple TV+. Kadroda Christopher Walken, Patricia Arquette ve John Torturro gibi sinema severlerin göz bebeği efsaneler var. Dizinin merkezindeki karakter Mark’a ise Adam Scott hayat veriyor. Dizi severler kendisini Big Little Lies’dan hatırlar. 

İlk intiba?

Zekice! Kadro ve konu sizi yakalamakta zerre zorlanmıyor. Seyir zevki aşırı yüksek. Hatta son zamanlarda televizyon dünyasında ortaya atılan en yaratıcı ve sürükleyici fikirlerden biri üzerine kurulu. Bunların da ötesinde iki dünya arasında yaratılan atmosfer farkı müthiş. Lumon Laboratuvarları’ndaki zamanda kaybolmuş psikedelik ortam takdire şayan.  

En çok neyi sevdin?

80’ler ve 90’lar Hollywood’unun sırtını büyük ölçüde yasladığı elementleri alarak yepyeni ve daha sofistike bir noktaya taşımasını. Buna ek olarak, dizi buram buram Charlie Kaufman ve Michel Gondry koksa da günümüz dertlerine nefis uyarlanmış. Ha bir de jeneriği çok iyi!

En az neyi sevdin?

Bu dizi neden tek sezon değil? Neden bilemediğimiz bir zaman diliminde ikinci sezonu beklemek zorundayız! Yapımcılara sesleniyorum, az insaflı olun! Böyle finallerle bizi çıldırtmayın. Her şeyin hazır ve bitmiş bir şekilde önümüze konmasına alıştırılmış sabırsız insanlarız biz!

En çok hangi sahneye yükseldin? 

Spoiler değil ama son bölümünün final sahnelerindeki heyecan ve tansiyona eşlik eden duygusal yükseliş paha biçilmezdi.

Bunu seven şunları da sever

Eternal Sunshine of the Spotless Mind, Lost, Being John Malkovich, Groundhog Day

Formu dolduran: J. Hakan Dedeoğlu