Tek bir cümle bile boşa düşmüyor: Şüpheli Hal ve Hareketler

Yazı: Korcan Derinsu

Kurgu nerede başlar, gerçeklik nerede biter? Bu soruya kafa yoran, sırlarla dolu Muriel Spark romanı Şüpheli Hal ve Hareketler, Burcu Uluçay çevirisi ve Siren Yayınları etiketiyle Türkçede yayımlandı.


Muriel Spark
Ne hakkında? Hikâye ne?

Şüpheli Hal ve Hareketler, genç bir yazar olan Fleur Talbot’un 1940’lar Londra’sında, yazarlık hayalleriyle geçinme derdi arasında sıkıştığı bir dönemi anlatıyor. Fleur, bir yandan kendi romanını yazarken bir yandan da “Otobiyografi Derneği” adlı tuhaf ve tekinsiz bir yapıda çalışmaya başlıyor. Dernek üyelerinin hayat hikâyeleri, Fleur’ün kurmacası ve gerçek hayat kısa sürede iç içe geçiyor. Asıl mesele de burada başlıyor: Yazılan şeyler sadece kâğıt üzerinde mi kalıyor, yoksa birilerinin hayatını şekillendirme gücüne mi sahip?

Zaman dilimi ve mekân

1940’ların sonu, Londra. 

Okumadan önce bilmek gerekenler

Muriel Spark, 1918-2006 yılları arasında yaşamış İskoç bir yazar.

Şüpheli Hal ve Hareketler ile Booker Ödülü Kısa Listesi’ne kalan Spark, aynı başarıyı 1969’da yayımlanan The Public Image romanıyla da yakalamıştı.

Sex Pistols’tan bildiğimiz John Lydon’ın bir sonraki grubu Public Image Ltd’nin ilham kaynağı da Spark’ın aynı adlı romanı.

Muriel Spark, 2008 yılında The Times tarafından “1945’ten bu yana en iyi 50 yazar” listesinde sekizinci sırada kendine yer bulmuş.

Kitaba dair en çok neyi sevdin?

Yazma eylemini bu kadar eğlenceli ve aynı anda bu kadar rahatsız edici ele alması müthiş. Şüpheli Hal ve Hareketler, sanatçıları yücelten bir roman değil; tam tersine, yazının nasıl bir manipülasyon aracına dönüşebileceğini gösteriyor. Kurgu ile hakikat arasındaki sınırların bulanıklaşması, yazarlığın etik boyutu, anlatmanın iktidarla ilişkisi Spark’ın ironisiyle harika bir oyuna dönüşüyor. Roman hem çok zeki hem de gerçekten komik.

En az neyi sevdin?

Spark’ın alaycı mesafesi kuvvetli duygusal bağ arayanları bilinçli olarak dışarıda bırakıyor. Ben bu tarzı seviyorum ama eminim sevmeyen de olacaktır.

Yazıma dair neler söyleyebilirsin?

Dil inanılmaz net ve ekonomik. Tek bir cümle bile boşa düşmüyor. Spark, kurmacanın nasıl çalıştığını anlatırken aynı anda o kurmacayı bizzat işletiyor. Kendi üzerine düşünürken sıkıcılaşmamayı başarması da Spark’ın dil ve anlatım tercihlerinin sonucu.

Kısa sürede sürüklenerek mi okudun? Yoksa biraz sürünerek mi?

Sürüklenerek. Hatta nasıl bittiğini anlamadım bile. Spark, okuru eğlendirirken düşünmeye zorlayan yazarlardan. Burada da aynısını yapıyor ama metin de aynı zamanda su gibi akıp gidiyor.

Çok etkilendiğin / dönüp tekrar okuduğun bölüm(ler) oldu mu?

Arada yazarın üstü kapalı mizah yaptığı yerler var. Buralardan tekrar okuduklarım oldu. 

Kitap, modunu nasıl etkiledi?

Çok keyif aldım. Bir yandan da insanın yazıya, anlatmaya ve hatta “hikâye anlatma” arzusuna daha şüpheyle doldum. 

Kitabın ismi hakkında ne düşünüyorsun?

Harika ötesi bir seçim. Şöyle ki kitabın orijinal adı “Loiterin with Intent”, İngilizcede özellikle polis / hukuk dilinde geçen bir ifade. Kelime kelime bakınca “amaçsızca oyalanmak” anlamına gelen loitering ile “bir niyetle” anlamındaki with intent birleşiyor ve masum görünen bir dolaşma hâlinin altında bir plan, çoğu zaman da suç işleme niyeti olduğu ima ediliyor. 

Muriel Spark’ın bu başlığı seçmesi boşuna değil. Romanda yazmak, dışarıdan bakıldığında zararsız bir uğraş gibi dururken aslında gerçeğe dokunma, onu şekillendirme ve hatta başkalarının hayatına müdahale etme niyeti taşıyan bir eylem olarak kuruluyor. Fleur’ün etrafta dolanması ve yazması, “şüpheli” bir oyalanma hâline dönüşüyor; kurmaca, niyeti olan bir güç olarak çalışıyor.

Bu kitabı seven şunları da sever

Spark’ın tarzı kendine has olduğu için başka bir şeyler önermek çok kolay değil. Bu yüzden Spark’ın Türkçede yayımlanan romanları Sürücü Koltuğu, Bayan Jean Brodie’nin Baharı ve Memento Mori bu romanı sevenlerin kesin sevecekleri romanlar.

Yazarlık, iktidar ve kurgu–hakikat ilişkisini kurcalayan metinleri sevenler için: Italo Calvino’nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu ve Enrique Vila-Matas’ın Dublinesk romanları fena alternatifler değil.

Bir de tam olarak karşılıyor mu, bilmiyorum ama aklıma Charlie Kaufman geldi romanı okurken. Adaptation ve Synecdoche, New York filmlerine tekrar bakmak da güzel olabilir.

Yazara bir soru soracak olsan bu soru ne olurdu?

Okur olarak sizi ciddiye aldığımı düşünüyorum; peki siz beni okur olarak ne kadar ciddiye alıyorsunuz? Yoksa bu sorumu da kendinize has üstü kapalı mizahınızla mı cevaplayacaksınız? Lütfen öyle yapın çünkü buna bayılıyorum!