TOMORA, Jessie Ware ve bu hafta başka ne dinlesek?
Yazı: Cem Kayıran, Elif Öz, Şevval Öztemur, Tuana Özcan, Utkan Çınar, Zeynep Naz Günsal - Fotoğraf: Dan Lowe
Haftanın yeni müzikleri: TOMORA, Jessie Ware, Babyfather, Boards of Canada, Kathryn Mohr, Gülinler, Chromas, Anadol & Marie Klock, Ben Frost, Widowspeak ve dahası.
Taze yayımlanmış albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz sizi bekliyor.

ALBÜM: TOMORA – COME CLOSER
(Fontana Records)
The Chemical Brothers’tan Tom Rowlands ve AURORA’nın birlikteliğinden ortaya çıkan TOMORA, oldukça ürpertici, dinlerken diken üstünde hissettiren COME CLOSER koleksiyonuyla baş döndüren bir his bırakıyor. Bu albümde, sislerle çevrilmiş 12 parçaya ne kadar yakın temas kuracağınız size kalmış. Ancak bizden söylemesi, sahip olduğu bulanık ve yoğun synthlerin soluğu ensenizden hiç ayrılmıyor. İkilinin arasındaki çarpışmalara eklemledikleri dairesel elektronik ve ambient seslerin yarattığı manyetik alan, albüm boyunca işledikleri gerilim, kapanış parçasında yerini dans pistine taşıyor. Zaman, mekân ve aydınlıktan uzak bir dinleme alanı yaratmışlar. Bir de hatırlatma: TOMORA, ilk İstanbul konseri için bu yaz Babylon Soundgarden’a konuk oluyor.
TEKLİ: Broken Social Scene – The Call
(City Slang)
Dokuz yıl aradan sonra yeni bir Broken Spocial Scene albümüne hazır mıyız? Kevin Drew ve Brendan Canning’in başı çektiği Torontolu kolektifin müziği belki 15-20 yıl kadar önceki kadar geçer akçe değil ama yeni şarkıları onları bir zamanlar Arcade Fire’ın en büyük rakibi yapan güçlerinin yerinde olduğunu gösteriyor. Keyifli ve güdümlü ritmik açılıştan sonra grubun klasik panayır soundu devreye giriyor. Kolektif yaklaşımlarıyla her zaman çok sesliliği tercih eden ekibin bu tarzı her zaman çalışmayabiliyor ama 8 Mayıs’ta yayımlanacak yeni albüm Remember The Humans’tan paylaşılan bu üçüncü teklinin fena duyulmadığını söyleyebiliriz. Hayranları mesut olacaktır.

ALBÜM: Frog – Frog For Sale
(Tapewormies)
2025’e iki uzunçalar bırakan Bateman Kardeşler hız kesmeden yeni bir tanesiyle diskografilerini genişletmeye devam ediyor. New York çıkışlı ikilinin yeni projesinde bulaşıcı bir mutluluk söz konusu. Frog For Sale, ikilinin yüksek enerjili vokalleri, sözlerinin dürüstlüğü ve gündelikliğiyle çok eğlenceli ve yer yer teatral bir akışa ortak ediyor dinleyiciyi. Aynı anda Buddy Holly’nin “Everday”inden The Shins’in Wincing the Night Away’ine kadar bir dolu işi hatırlatan albüm taptaze dokusuna rağmen iç rahatlatan da bir tanıdıklığı var.
ALBÜM: This Is Lorelei – Box for Buddy, Box for Star (Super Deluxe)
(Double Double Whammy)
2024’te Nate Amos, This Is Lorelei adıyla yayımladığı Box for Buddy, Box for Star ile kısa sürede bir kült favori yarattı; geçen iki yılda etkisi büyüyerek Waxahatchee ve Cameron Winter gibi isimlerin konser setlerine sızan bir albüme dönüştü. Şarkılarının farklı isimler tarafından yeniden yorumlanması Amos için en mutluluk verici şeylerden biriymiş. “Super Deluxe” versiyonu da bu fikirden doğmuş; şarkıların tamamı, arkadaşları ve ailesi tarafından baştan sona yeniden seslendiriliyor. Hayley Williams ve Daniel James ikilisi Power Snatch’in puslu, glitch dokunuşları; SASAMI’nin baladı ya da Momma’nın salaş gitarları, parçaları yepyeni yönlere çekmiş. Jeff Tweedy ile fantasy of a broken heart iş birliği de albümün sürprizlerinden biri.

EP: Chromas – Resolutions (Live)
(Bağımsız)
Başak Doğan yönetimindeki Chromas, Zorlu PSM konserinden seçilen üç parçayı bir araya getiren Resolutions (Live) EP’siyle sahnedeki enerjisini doğrudan dinleyiciye taşıyor. Beatbox, beden perküsyonu ve çok katmanlı vokal dokuların iç içe geçtiği kayıt, grubun performans merkezli yaklaşımını açık biçimde ortaya koyuyor. Bobby McFerrin imzalı “Wailers” ritmik yoğunluğuyla EP’nin en fiziksel anlarından birini oluştururken, Başak Doğan bestesi “Oyun” grubun çağdaş vokal yazımına dair güçlü bir örnek sunuyor. Haitice “Tchaka” ise hareket duygusunu öne çıkaran enerjik kapanışıyla EP’nin kolektif karakterini tamamlıyor.
ALBÜM: Nine Inch Nails and Boys Noize – Nine Inch Noize
(The Null Corporation)
Challengers filminin müzikleri için yaptıkları ortaklıktan sonra bu yıl Peel It Back turnesinde de güçlerini birleştiren Nine Inch Nails ve Boys Noize, geride kalan iki hafta sonunda çokça konuşulan Coachella performanslarında seslendirdikleri parçaları bir de albüm olarak yayımladı. 35 yıldan fazladır öfkesini aynı frekanstan kusan biri Trent Reznor ve müziğini canlı performans deneyiminde nasıl sunmak istediğine dair net bir vizyonu var. Nine Inch Noize versiyonlarının bir festival ortamında büyük bir çarpılma yaratacağına şüphe yok. Albüm olarak da yüksek sesle, hatta çoook yüksek sesle dinlendiğinde etkisini göstereceği ortada. Başta “Vessel” olmak üzere bazı düzenlemeler gayet iyi çalışsa da “Me, I’m Not”, “Closer” ve “Copy of a” gibi fan favorisi parçaların bu versiyonları, hemen orijinallerini açma isteği uyandırıyor doğrusu.

TEKLİ: Yangın – Yarış Atı
(Universal Music Türkiye)
İstanbullu post-punk / alternatif rock grubu Yangın, ikinci albüm için geri sayımını seri teklilerle sürdürüyor. Prodüksiyonunu gitarist Bora Yavrucuk’un üstlendiği “Yarış Atı” da dinleyiciyi en baştan bir bas yürüyüşüne kitliyor, akışta nefis gitar tonları ve Theo Kaya’nın vurgulu vokalleriyle grupla özdeşleşen patlamaları özenle parlatıyor. Miks ve mastering işlemlerinde Emre Malikler imzası olan parçanın Yangın üyelerinin atlarla yarıştığı (?!), Oğulcan Dumral tarafından çekilen siyah – beyaz video klibini de buradan izleyebilirsiniz.
TEKLİ: Widowspeak – No Driver
(Captured Tracks)
Widowspeak, dört yıllık molasının bittiğinin habercisi albümden bir tekli daha fırlatıyor. Bu şarkının tartışmasız yıldızı, gitarist Robert Earl Thomas’ın elinden çıkan mükemmel yürüyüşler ve sololar. İkilinin diğer yarısı Molly Hamilton’ın vokalleriyle de zenginleşen parça sevdiğiniz birinin kendine zarar veren döngülerin içinde “otopilot” modunda bir süre gitmesine izin vermek ne kadar isteseniz de ona karışmamakla ilgiliymiş. İsa rolündeki bir sürücünün bir grup yabancıyı arabasına alıp gezdirdiği harika klibini şöyle bıraktık.

EP: Tanya Donelly & Chris Brokaw – The Undone Is Done Again
(Fire Records)
Boston indie rock sahnesinin gediklilerinden Tanya Donelly ve Chris Brokaw özel bir proje için buluşmuş. Dört şarkılık kısaçalarda iki müzisyen geleneksel Orta Çağ halk müziklerini Latince ve Orta İngilizce dillerinde elektro gitar için düzenlenmiş hâlde yorumluyor. Eşsiz bir ses dünyası ve atmosfer yaratan işin arkasındaki ilham, Brokaw’un Norveçli vokal grubu Medieval Trio’ya olan hayranlığından doğmuş. Bu fikir ve ikilinin bir araya gelişini şöyle anlatıyor müzisyen: “Sanki hemen yeni bir dil, yeni bir ses, yeni bir lehçe bulmuş gibi hissettik. Bana bu müzik, ‘Hristiyan’ bir şeyden ya da esinlendiğimiz şeylerden ziyade daha çok Bedevi müziğini andırdı. Tanya’nın müziğini her zaman sevmişimdir ama buradaki sesi bence tamamen yeni bir seviyede.” Âdeta bir meditasyon, bir trans hâline, günlük hayatın çok uzağında bir yerde ve zamanda olduğunuz hissine kapılmak isterseniz, bu EP’yi kesin bir tur döndürün.
TEKLİ: Anadol & Marie Klock – Magnitude 6.3
(Pingipung)
Anadol ve Marie Klock ortaklığının ikinci durağı Manivelles, 2026’nın en büyük heyecan sebeplerinden biri. Yeni tadımlık “Magnitude 6.3”, denizlere açılmış hayallere eşlik ediyor. İkilinin deneysel yaklaşımında yüzeyde hafifçe salınan melodiler, akışkan ve popa göz kırpan bir biçime bürünmüş. İkiliye bas gitarda Alexei Tintaru eşlik ediyor. Albümün tamamını dinlemek için tarih 15 Mayıs.

ALBÜM: Ben Frost – Palestine 36
(Invada Records)
Ben Frost’un Palestine 36 için yaptığı besteler, son yıllarda sinema ve enstalasyon projelerinde geliştirdiği karanlık senfonik / elektronik hibrit dili sürdürüyor. Yönetmen Annemarie Jacir’in 1936–39 Filistin ayaklanmasını merkeze alan tarihsel anlatısıyla paralel ilerleyen ama ondan bağımsız bir atmosfer inşa eden soundtrack albümü, yaylı blokları ve düşük yoğunluklu elektronik titreşimlerle sürekli bir gerilim hissi kuruyor. Bestelerin icrasında The Qatar Philharmonic Orchestra ile çalışmış; prodüktör koltuğunu Ben Frost ve Matt Howe paylaşıyor.
TEKLİ: Asagaya & Gaye Su Akyol – The Revolution
(Jakarta Records)
Son olarak geçtiğimiz yıl “Hepsi Kafamda Memur Bey” şarkısını yayımlayan Gaye Su Akyol, bir süredir yeni albüm hazırlıklarını sürdürüyor. Fransız müzisyen ve besteci David Kern’ün 60’lar ve 70’ler estetiğinden ilham alan projesi Asagaya’nın farklı vokalistler eşliğinde hayat verdiği 11 şarkıdan oluşacak yeni albümü Crimson Buffalo’dan paylaşılan ilk parça için de mikrofon başına Gaye Su Akyol geçmiş. Bol miktarda Anadolu rock etkileşimi barındıran parça sabit bir ritmik omurga üzerine yerleşmiş olsa da sürekli bir hareket hissi taşıyor. “Akar gözüm yaşı, yıkılsın dağlar. Bat dünya yere bat, adalet yok” diyen parçanın video klibi de burada.

ALBÜM: Kathryn Mohr – Carve
(The Flenser)
Geçen seneki çıkış albümü The Waiting Room ile güzel övgüler alan Oaklandlı müzisyen Kathryn Mohr’un ikinci uzunçaları Carve da bu övgülerden eksik kalmayacak gibi görünüyor. Yazımı beş yıl süren albümün kaydını Mojave çölünde bir gitar, ortam kaydedicisi ile kotaran müzisyen; yeni çalışmasında ambient tatlardan, post punk’a, indie rock’tan grunge’a birçok türe kendi deneysel dokunuşunu özgünce yapabiliyor. Vokalleri biraz PJ Harvey’i hatırlatırken, Anna Calvi’yi de akla düşürüyor. Genç kariyerinde şimdiden kendine özgü stilini bulabilmiş, dikkat çekici bir isim. Carve da yılın şu ana kadarki yayınları arasında rahatlıkla eleğin üstünde kalıyor.
TEKLİ: Deerhoof & The Sound Sanctuary – Plants Prosper! & Plants Make Noise! Here We Are
(Joyful Noise Recordings)
Deerhoof cephesinde tuhaflık bir istisna değil. The Sound Sanctuary, aslında bir para ağacı ve dört kauçuk bitkisinden oluşan “çok türlü” bir topluluk. Toplamda 22 dakikalık iki parça, bitkilerin tepkiselliğini merkeze alan, doğa ile ses arasındaki sınırı muğlaklaştıran bir deney. Joyful Noise Recordings’ten Karl Hofstetter’in tanımıyla “yapay zekânın tam zıttı” olarak konumlanan bu yaklaşım, bitkilerin fotosentez sırasında gerçekleşen mineral akışı ve elektriksel iletkenlik değişimlerini bir tür müzik üretim sistemine dönüştürüyor. Canlı kaydedilen projeden Kishi Bashi, JD Pinkus ve Yoni Wolf parçaları da yolda.

TEKLİ: Gülinler – Hayvanlar Gibi
(Bağımsız)
Coşkusuyla başlar başlamaz ayaklarınız havada yakalayan yeni Gülinler teklisi, sizi tuttuğu yerden hiçbir kaçış bırakmıyor. Yüksek enerjili tavrıyla cızırdayan gitar zemini üzerinde akıp giden ve Gülinler’in vokaliyle beslenen estetiği ve akılda kalıcı bas yürüyüşleri ile “Hayvanlar Gibi”; bu sıralar çok sakin ve uslu durduğunuzu düşünüyorsanız, kendinizden geçip dans etmek için hareketleri serbest bırakan renkli bir iş. Gülinler yaratımı kapak görseli de parçaya dair epey şey söylüyor.
TEKLİ: Boards of Canada – Tape 05
(Warp Records)
Uzun süredir sessizliğini koruyan Boards of Canada cephesinde yeni bir hareketlilik var. Önce Warp Records ve plak satış platformu Bleep’le bağlantılı dağıtım kanalları üzerinden bazı kişilere ulaştığı iddia edilen gizemli VHS kasetler, ikilinin yeni bir proje hazırlığında olabileceğine dair spekülasyonları tetikledi. Ardından İskoçyalı ikili, 2013’ten bu yana paylaştığı ilk yeni müzik olan “Tape 05” ile çıkageldi. Yalnızca YouTube’da, klibiyle birlikte erişime açılan parça orta bölümde parlak bir akustik motifle açılan karanlık bir ambient yüzey inşa ediyor. Yeni bir albümün yolda olduğuna dair herhangi bir bilgi paylaşılmış değil ama beklemedeyiz elbet.

ALBÜM: Teen Suicide – Nude descending staircase headless
(Run For Cover Records)
Teen Suicide’ın müziğini tek bir türe indirgemek güç. Metal sertliğinden lo-fi folk dinginliğine fark ettirmeden kayan bir yapı söz konusu. Yedinci albüm Nude descending staircase headless da bu dağınık zenginliğin içinde geziniyor. Sam Ray ve Kitty arasında gidip gelen vokaller, albümün duygusal gerilimini sürekli ileri geri taşıyor. Baştan sona sıkı bir bütünlükten ziyade dağınık bir ruh hâline eşlik ediyoruz sanki, bazen yorucu ama içinde yakalanacak güzellikler var.
TEKLİ: Başka Yer – Hislerden Bir İstisna
(Rakun Müzik)
İstanbullu alternatif rock grubu Başka Yer, mart ayında yayımlanan “Ay Sende” parçasıyla beş yıllık sessizliğini bozmuştu. Grubun güncellenen kadrosuyla 2026’nın tamamına yayılacak altı şarkılık serinin ikinci durağı olan “Hislerden Bir İstisna”, iniş – çıkışlarla bezeli çok katmanlı düzenlemesiyle atmosfer odaklı bir kayıt. Sözler kendiyle yüzleşen, ayağa kalkmaya karar veren bir karakter inşasına işaret ediyor. Nakaratta duyulan ayrıksı vokaller de bu ruh hâlinin ayrı uçlarının altını çizer nitelikte.

ALBÜM Jessie Ware – Superbloom
(Universal Music)
Britanya listelerinde son altı yıldır istikrarlı olarak başı çeken pop şantözü Ware’in altıncı stüdyo albümü, müzisyenin bu kez gerek görsel gerek işitsel Diana Ross estetiğine eğildiği bir hâlini sunuyor. Yaylıların ön planda tutularak rüzgâr estirdiği, funk etkili sağlam basları olan kimi durakların da eksik olmadığı Superbloom’da Ware ve ekibi elektronik katkılı tınılardan ziyade daha eski usül ihtişamlı disko ezgilere eğilmeyi tercih etmiş. Takip ettiği That! Feels Good (2023) ve hâlâ bir baştan-sona-dans-ettirme efsanesi What’s Your Pleasure? (2020) kadar banger içerikli olmasa bile “I Could Get Used To This”, “Ride” ve “Mr Valentine” gibi parçalar tekrar tekrar dinletiyor.
TEKLİ: Kevin Morby – Badlands
(Dead Oceans)
Yeni Kevin Morby teklisinde kaygıları ve sevgisi birbiriyle yarışan, tabiri caizse arafta birinin hikâyesine kulak kabartıyoruz. “Badlands” sözleriyle yarattığı imge dünyasında, parçaya geç katılan davullarla ve Justine Vernon’un (Bon Iver) geri vokalleriyle çaldığı sirenle gri bulutları tepesine topluyor. Müzisyenin büyüdüğü yer olan Kansas ve Midwest’le sevgi – nefret ilişkisini irdeleyen şarkı için mikrofon başına geçenler arasında Sylvian Esso’nun Amelia Meath’i de var.

EP: Babyfather – icl
(WORLD MUSIC)
Babyfather adı geri döndüğünde ne olacağını tahmin etmek genelde mümkün olmuyor; icl koleksiyonu da bir istina değil. Dean Blunt’ın lo-fi hip hop açılımı olan Babyfather mahlasıyla yaptığı üretimler her zaman kimlik, medya dili ve İngiltere’de Siyah kamusal sesin dolaşımı üzerine dolaylı bir çalışma olarak okunabilir. Bu hattı sürdüren yeni EP’de daha kısa, daha yoğun ve daha parçalı bir yapı kuruyor. DJ Escrow’nun varlığı eski Babyfather enerjisini hemen hatırlatıyor fakat bu kez biraz daha köşeli bir prodüksiyon estetiği tercih edilmiş.
TEKLİ: Mabel Matiz – Dağılıyorum Olaysız
(Pose Records)
Yeni Mabel Matiz albümünün ilk teklisinin başlığındaki “Dağılıyorum Olaysız” ifadesinin barındırdığı çelişki, parçanın bütün duygu mimarisini belirliyor. Dağılmak genellikle bir kırılma, bir gürültü ya da bir olay gerektirir; burada ise bir tür sessiz çözülme hissini işaret ediyor. Büyük bir dönüm noktası yok, yalnızca yavaşça fark edilen bir uzaklaşma söz konusu. İstanbul’un bitmeyen keşmekeşinde bir arada olduğu zaman nefes alabilen bir grup genci takip ettiğimiz Berat Tunç’un ellerinden çıkan video klibi de burada.

ALBÜM: Adrian Younge – Younge
(Linear Labs)
Enstrümantal soul konusunda bir marka hâline gelmiş Adrian Younge’dan tadımlık kompozisyonlar tabiri yeni albümünü özetliyor muhtemelen. Genelde kolektif çalışmalarını, A Tribe Called Quest’ten tanıdığımız Ali Shaheed Muhammad ile olan ortak işlerini duyduğumuz Younge, bu kez daha çok 70’lerden film müzikleriyle hip hop beatleri karışımı bir toplama tadında enstrümantal bir işle karşımızda. Direkt teybe yapılmış kayıtlar, çalımlar, melodiler pek keyifli ama hem kısa olmaları uçucu bir his bırakıyor. Yine de Younge ile yeni tanışıyorsanız rahatlıkla önerebiliriz.
TEKLİ: Bedouine – Always on Time
(Thirty Tigers)
“‘Always on Time’, kendi zaman çizelgenizin akışını, olması gerektiğini düşündüğünüz yerle karşılaştırmak yerine olduğu gibi kabul etmekle ilgili… Herkesin işleri yapmak için kendi yolu olduğunu ve doğru ya da yanlış bir yol olmadığını kendime hatırlatmak içindi.” Bedouine, yani Azniv Korkejian, beş yılın ardından Neon Summer Skin isimli albümünü duyururken, bekleme süresince başımızı okşadığı, zihnimizi temizlediği, güvende olma hissini avuçlarımıza bıraktığı ikinci teklisi “Always on Time”ı, klibiyle birlikte paylaştı. Dinlerken tüm kasları gevşetip pamuk gibi bir ruh hâline sokan parça, Korkejian’ın meleksi vokali ve minimal seslerin bir harmanı.

ALBÜM Lucy Liyou – MR COBRA
(Orange Milk Records)
Metin okuma, radyo tiyatrosu ve drag esintili performans teknikleriyle Kore halk operası, free caz, musique-concrète, 2000’ler popu ve daha nice türü, trans birey olarak yaşadığı geçiş döneminin evhamını, içsel terörünü ve aynı zamanda güzelliklerini ve ödüllendiriciliğini tüm yaratıcılığıyla betimlediği MR COBRA’da coşkun ve yoğun bir yarı-otobiyografi sunuyor Lucy Liyou. Dramatik olduğu kadar komik, tekinsiz olduğu kadar ilginç bir anlatıyı formundan soyutladığı bir biçimle kimliğe, endişeye, dişil öfkeye, söylediğine göre her şeyin ötesinde utanca konuşan Liyou, lisedeyken âşık olduğu bir istismarcının psikesinde yarattıklarından arda kalanları bu teatral işte tüm kapsamıyla masaya yatırarak travmanın tavşan deliğinde karmaşık bir yolculuğa çıkarıyor.
TEKLİ: Massive Attack & Tom Waits – Boots on the Ground
(PIAS)
Bugüne kadar Hope Sandoval’dan Liz Fraser’a, Sinéad O’Connor’dan Guy Garvey’e pek çok heyecan verici vokalistle düete imza atan Massive Attack, yeni teklisi için mikrofonu Tom Waits’e teslim etmiş. “Boots on the Ground” adını taşıyan parça, fotoğraf sanatçısı thefinaleye’ın ABD’de son dönemdeki kitlesel protestoların ardından yaşananları belgeleyen karelerinden oluşan bir video klip eşliğinde yayımlandı.

ALBÜM: Los Pulpitos – Tentacletek
(Crammed Discs)
Los Pulpitos’un ilk uzunçaları, küresel kulüp müziğinin son on yılda geliştirdiği melez ritmik dili oldukça yoğun bir düzlemde bir araya getiriyor. Cumbia, dancehall ve dub referanslarının öne çıktığı Tentacletek’in temelini Felipe Salmon’un Latin Amerika kökenli ritmik hafızası ile Dirk Leyers’in Avrupa elektronik sahnesinden gelen minimal yaklaşımı oluşturuyor. “LabLab” derin bas hattıyla daha ağır bir atmosfer kurarken, “Squidler” daha akışkan bir his yaratıyor; “Sirens” ise broken-beat karakteriyle dikkat çeken bir parça.
TEKLİ: Nation of Language – Tougher Than the Rest
(Sub Pop)
Nation of Language, Bruce Springsteen’in Tunnel of Love klasiğini yorumlamış. Ian Richard Devaney için bu şarkı, grubun Dance Called Memory turnesinde sahneden iniş anlarının duygusal fon müziği olarak yeni bir anlam kazanırken, şarkının orijinalinde de duyulan dönemin karakteristik synthlerinden Yamaha CS-80 kullanmışlar. Yine de birebir bir yeniden üretimden çok, parçayı içe çeken yorum daha ağır bir his bırakıyor.

ALBÜM: Eaves Wilder – Little Miss Sunshine
(Secretly Canadian)
Her şarkı bir itiraf biçimidir desek yanlış olmaz. Nitekim Eves Wilder’ın ilk albümü Little Miss Sunshine bunu destekler nitelikte. Modern dünyanın, eşitsizlikler sisteminin bir itirafı gibi olan, ayrıca yeni bir kendiliğin kutlamasını yapan Wilder; kirli gitarlar, yer yer patlayan yer yer sakinleşen vokal, içinde yankılandıkları shoegaze atmosferiyle düzene dair gerçekleri kadın olma deneyimiyle birleştirerek özgürleştirici ve toplumsal bir koleksiyon yaratmış. Sizi yutan kaygı anları, ışıltılarla buluşturmak için bu koleksiyonu dinleyebilirsiniz.
EP: Ezra Collective – Chapter 7 (10th Anniversary)
(Partisan Records)
Londra merkezli Ezra Collective, çıkış dönemlerinin en kritik kayıtlarından biri olan Chapter 7 EP’sini 10. yılı vesilesiyle genişletilmiş bir edisyonla yeniden yayımladı. Afrobeat, hip hop ve Londra caz sahnesinin doğaçlamaya dayalı enerjisini bir araya getiren EP; mikrofon başına TY’ın geçtiği parçası “Chapter 7”, Zara McFarlane’li “I Have A God”, “Enter The Jungle” ve “Colonial Mentality” gibi parçalarla grubun kolektif kimliğinin ilk net ifadesi olarak anılıyor.

TEKLİ: Choir Boy – I’ll Always Let You Down
(Dais Records)
Salt Lake City çıkışlı Choir Boy, 2020 tarihli Gathering Swans sonrası ilk yeni teklisi “I’ll Always Let You Down” ile geri döndü. Jorge Elbrecht prodüksiyonlu parça, grubun dream pop ve new romantic referanslarını korurken karışıma daha karanlık bir ton ekliyor. Drum machine altyapısı ve synth bas hattı üzerine kurulan yapı, Adam Klopp’un karakteristik vokaliyle birlikte ilerliyor.
TEKLİ: Prince – With This Tear
(NPG Records / Legacy Recordings)
Arşiv meselesi söz konusu olduğunda pop tarihinin en gizemli figürlerinden biri hâlâ Prince. Müzisyenin ölümünün tam 10. yıl dönümünde dinlemeye açılan parça, aslında 90’ların başında yazılmış ve Céline Dion tarafından 1992 tarihli albümünde seslendirilmişti. “With This Tear”ı Prince’den ilk kez dinlediğimiz bu kayıt, prodüktör Chris James tarafından yeniden mikslenmiş ve mastering işlemlerinden geçirilmiş.