Yayıncılık alanındaki kadınlardan cinsel şiddete karşı ortak bildirge: #UykularınKaçsın

Sosyal medyada kadınların tacizcileri ifşa ettiği isyan, Hasan Ali Toptaş’ın tacizlerine yönelik Leyla Salinger’ın attığı tweet ile başlamıştı. İfşalar karşısında, yayıncılık dünyasındaki cinsel şiddet faillikleri üzerine yayınevleri farklı tavırlar almış -mesela İletişim Yayınları Bora Abdo’yla, Everest Yayınları Hasan Ali Toptaş’la, İthaki de Ali Lidar’la yollarını ayırdığını açıkladı- bazı yayınevleri ise sessiz kalmayı seçmişti.

Türkiye Yazarlar Sendikası’nın ifşaların ardından yayımladığı bildiride de, yayınevleri tavır almak konusunda cesaretlendirildiği kadar sektördeki insanlar da cinsel şiddet konusunda birlik olmaya ve örgütlenmeye davet edilmişti. Bütün bu gelişmelerin ardından tacizci İbrahim Çolak’ın intihar etmesiyle, Twitter’da ifşaları yayımlayan kadınların Çolak’ı intihara sürüklemekle suçlamaya yeltenen tweet’ler okuduk, yaratılmaya çalışılan baskı ve tehditlere; kadın düşmanlığının büründüğü farklı hallere tanıklık ettik. Bütün bu tepkilerin ve suçlamaların üzerine yayıncılık sektöründen pek çok kadın omuz omuza gelerek cinsel şiddet karşısında duran bir bildiri yayımladı ve “Cesaretimizin kırılmasına seyirci kalmayacağız” dedi.

Aralarında Ayfer Tunç, Oya Baydar, Nermin Yıldırım, Pelin Buzluk, Aslı Tohumcu, Birhan Keskin, Birgül Oğuz ve Buket Uzuner’in de yer aldığı 62 isim, sektörün farklı alanlarından pek çok yazar, çizer, çevirmen ve editörü bir araya getiren bir dayanışma ağı yarattı.

“Uykuların kaçsın” başlığıyla yayımlanan açıklama şöyle:

“Bizler, yayıncılık sektöründe üreten ve çalışan kadınlar olarak, geçmişte yaşadıklarımızın acısı, yaşayacaklarımızın tedirginliği ve kız kardeşlerimize duyduğumuz sorumlulukla bu duyuruyu kaleme alıyoruz.

“İster yayıncı, ister editör, ister yazar, ister çevirmen hangi konumda olursa olsun kadınların sınırları ve hakları, başka sektörlerde olduğu gibi bizim sektörümüzde de, iktidar sahibi erkekler tarafından ihlal ediliyor. Ama nihayet birbirimizden de, bizlere zarar verenlerden de haberdar olmaya başlıyoruz.

“Biz, aşağıda imzası bulunan yayıncılık sektöründen kadınlar, cesaretimizin kırılmasına seyirci kalmayacağız. Bunun için, tüm kurum ve kuruluşları cinsel tacize karşı etkili önlemler almaya davet ediyoruz. Cinsel şiddetin hem bir suç hem de bir iş güvenliği meselesi olduğunun altını çizerek, bu suçun artık kapalı kapılar ardında bir sır olarak kalmaması için, cinsel şiddete uğrayan kadınların adalet arayabileceği güvenli ortamların oluşturulmasını talep ediyoruz.”

Bildiri, sinema sektöründeki tacizlere karşı kurulmuş olan Susma Bitsin platformundan ve Metis Yayınları’nın Twitter hesabından da paylaşıldı.

Kadınlar asla yalnız yürümeyeceklerini biliyor ve pankarttaki gibi, “Uykuların kaçsın ben ne zaman ifşa edileceğim diye” diyor.

Platformu olan insanlar susmadıkça ve tacize karşı dayanıştıkça sesimiz daha da gür yankılanmaya devam edecek.

Yazı: Bahriye Şevval Gülteki

Yükleniyor...