75. Cannes Film Festivali: Ana Yarışma’dan görmek için can attığımız 10 film

Bütün sene konuşacağımız filmlerin peş peşe prömiyer yapacağı, gündemimizi Fransız Rivierası’ndan gelen çeşitli gelişmelerin kaplayacağı 75. Cannes Film Festivali gelip çattı. Sinema dünyası gözlerini yeniden Croisette’e çevirmiş durumda.


Geçtiğimiz haftalarda tüm programın duyurulmasıyla birlikte -bu listede isimlerini anamadığımız- Dardenne Kardeşler, Lukas Dhont, Felix van Groeningen ve Charlotte Vandermeersch gibilerinin de dâhil olduğu Ana Yarışma bölümündeki hemen her filmi gözümüz yollarda bekliyoruz elbette. Yine de merak hissimizi en fazla kabartan, künyeleriyle beklentileri katmerleyen yapımları sıralamak; nihayetinde subjektif sayılabilecek, 10 filmlik bir liste hazırlamak istedik. Vincent Lindon başkanlığındaki jüri aralarından birini Altın Palmiye’ye layık görecek mi, önümüzdeki günlerde öğreneceğiz.

Öte yandan Hlynur Pálmason ve Agnieszka Smoczynska gibi şahane yönetmenlerin yer aldığı Belirli Bir Bakış bölümünde kalbimizin yeni Emin Alper filmi Kurak Günler için çarptığını; ayrıca Baz Luhrmann’ın Elvis biyografisinden George Miller’ın Three Thousand Years of Longing’ine, Mia Hansen-Løve filmi Un beau matin’dan yeni Patricio Guzmán belgeseli Mi país imaginario’ya, Ethan Coen’in solo çektiği Jerry Lee Lewis: Trouble In Mind’dan Quentin Dupieux imzalı Fumer fait tousser’ye çeşitli bölümlerdeki filmler için de heyecan katsayımızın epey yüksek olduğunu ekleyelim.

17-28 Temmuz’da düzenlenecek 75. Cannes Film Festivali’nin resmî seçkisini incelemek isteyenler buraya tıklayabilir. Melikşah Altuntaş festivaldeki izlenimlerini, önümüzdeki günlerde Bant Mag. üzerinden paylaşacak.

Armageddon Time

Yönetmen: James Gray

Paolo Sorrentino’dan The Hand of God, Kenneth Branagh’tan Belfast, Steven Spielberg’ün yaklaşan The Fabelmans‘ı derken akıllarda yine o malum soru beliriyor: Yönetmenler için kendi çocukluk ve gençlik yılları, neden bu kadar önemli bir besin kaynağı? Son olarak Ad Astra’yı önümüze getirmiş James Gray’in kendi anılarından ilhamla çektiği, Queens sokaklarını mesken tutan bu büyüme öyküsü; ödül sezonunda ses getireceğine dair yükselen fısıltılarla radara almaya değer görünüyor. Anthony Hopkins, Anne Hathaway ve canımız Jeremy Strong’un yer aldığı oyuncu kadrosu için dahi izleme listelerine alınabilir; desek yeridir. 

Broker

Yönetmen: Hirokazu Kore-eda

Seçilmiş ve seçilmemiş aileler, kan bağının getirileri, dünya gerçekleriyle çok erken tanışmış çocuklar… Biricik Hirokazu Kore-eda sinemasının alametifarikalarından hemen hepsi, La vérité (2019) sonrası bir kez daha dil ile kültür engellerini aştığı ve bu sefer ülkesi Japonya yerine Güney Kore’de çektiği yeni filmi Broker’da yerli yerinde gözüküyor. Geçim sıkıntıları yaşayan biyolojik aileleri tarafından istenmeyen, kutulara bırakılarak kaderine terk edilen bebekler üzerinden bir anlatı kurulmuş; başroller de Parasite’ın yıldızı Song Kang-Ho’nun yanı sıra Bae Doona ve Kang Dong-won’a emanet edilmiş. Manbiki kazoku / Shoplifters’ın ardından bir Altın Palmiye daha gelebilir mi, göreceğiz.

Crimes of the Future

Yönetmen: David Cronenberg

Geçtiğimiz edisyonda Titane’ı Altın Palmiye’ye layık gören festival bu sene de body horror’a doyacak gibi duruyor; zira türün öncü ismi David Cronenberg, pek hâkim olduğu temalara tüm ihtişamıyla dönüş yapıyor. Transhümanizm, biyoteknoloji ve fütüristik imgelemlerle dolu yeni filmi, insanların bedenlerine müdahale edebildiği yakın bir gelecekte, bir performans sanatçısını yakın markaja alıyor. Crimes of the Future’un son 20 dakikasında son derece sert bir seyir deneyiminin bizleri beklediğinden, öyle ki izlettiği bir kişinin neredeyse panik atak geçirdiğinden ve Cannes’daki gösterimlerde -ilk beş dakikada bile- kimilerinin salonu terk edeceğini tahmin ettiğinden bahsediyor Cronenberg. Beklentileri daha fazla yükseltebilir miydi?

Decision to Leave 

Yönetmen: Park Chan-wook

Son harikası Ah-ga-ssi / The Handmaiden’dan sonra Güney Kore sinemasının kilit isimlerinden Park Chan-wook’u auteur olarak anmamak için geçerli sebebi olan var mı? Senarist Seo-kyeong Jeong ile tekrar güçlerini birleştirdiği bu polisiyede, dağlık bir bölgede gerçekleşen muhtemel bir cinayet vakası üzerinde çalışan, işkolik ve özenli bir dedektif odakta. Şüphelendikleri arasında kurbanın eşi de var fakat bu kadına karşı istemsizce beslediği romantik duygular, soruşturma sürecinde işini pek kolaylaştırmayacak gibi. Yönetmenin kredisi bir yana o müthiş fragmanı için bile Decision to Leave’in listemizde yer alması kaçınılmazdı.

The Stars at Noon

Yönetmen: Claire Denis

Her ne kadar son filmi Avec amour et acharnement birçokları için beklentileri karşılamaktan pek uzak olsa da konu “efsanevi” gibi bir sıfatın altını doldurabilecek Claire Denis olunca, sinemasındaki yeni bir durak için heyecanlanmamak mümkün değil elbette. Başrollerini Maid ile oyunculuktaki maharetlerine yakından tanık olduğumuz Margaret Qualley ile bir başka yıldızı parlayan isim Joe Alwyn’in paylaştığı yapım, 1984 yılındaki Nikaragua Devrimi esnasında filizlenen tutkulu bir aşkın ortasına bırakacak bizleri. Chocolat’tan (1988) bu yana yönetmenin Ana Yarışma’da varlık göstermediğini hesaba katınca, tatmin edici bir ödülle onurlandırılmasının zamanı geldi de geçiyor gibi.

Holy Spider

Yönetmen: Ali Abbasi

İran asıllı Danimarkalı yönetmen Ali Abbasi’nin henüz ikinci uzun metrajı olan “Nordik kara film” Gräns / Border, 71. Cannes Film Festivali’nde büyük ses getirmiş ve yarıştığı Bir Bakış Bölümü’nden büyük ödülle dönmüştü. Şu sıralar HBO’nun The Last of Us uyarlamasıyla meşgul olan sinemacı bu sefer yaşanmış bir hikâyeden ilhamla, kamerasını doğduğu topraklara çevirmeyi seçmiş. Seks işçilerini öldürerek toplum ahlakını “temizlediğine” inanan bir seri katilin izini arayan, o esnada Meşhed şehrindeki karanlık sokakların altını üstüne getiren bir kadın gazeteci merkezde. Ne yaptığını bilen bir yönetmenin ayak seslerini işitmişken bakalım Ana Yarışma bölümüne geçişi Abbasi’ye yarayacak mı?

R.M.N.

Yönetmen: Cristian Mungiu

Romanya Yeni Dalgası’nın sıkı takipçilerine bir Cristian Mungiu filmi el sallıyor bu seneki seçkide. 4 luni, 3 saptamâni si 2 zile / 4 Months, 3 Weeks and 2 Days ile ünü Doğu Avrupa sınırlarından taşan yönetmen, kızının yozlaşmış bir ülkeden kurtulabilmesi adına kendi de yozlaşmayı seçen bir babayı anlattığı Bacalaureat / Graduation’ın ardından altı yıllık bir ara vermişti sinemaya. Toplumdaki çürümüşlüğü zenofobi üzerinden işlediği R.M.N.’de ise yurt dışında çalıştıktan sonra kasabasına geri dönen, bölgedeki fabrikaya mülteci işçilerin istihdam edilmesiyle iki yüzlü korkuları ortaya saçılan bir karakterin portresini çizdiği söyleniyor. Yönetmenin şimdiye dek Ana Yarışma’dan ödülsüz ayrılmadığını anımsatalım.

Showing Up

Yönetmen: Kelly Reichardt

Abartıdan uzak, minimal, aceleye getirmeyen sinemasal diline rağmen her daim tesir gücü yüksek seyir deneyimleri yaşatan Kelly Reichardt, Bant Mag’ın favori yönetmenlerinden; öyle ki First Cow 2020’nin en iyi 75 filmi listemizde zirveyi kimselere kaptırmamıştı. Sürpriz olmayacak biçimde görmek için can attığımız yeni filmiyle -nihayet- Ana Yarışma seçkisinde yer buluyor bu sene. Ekürisi Michelle Williams’ı yeni bir sergi açmaya hazırlanan ve yaratıcı yaşamıyla, aile ile arkadaşlarının gündelik dramaları arasında dengeleri bulmaya çalışan bir heykeltıraş suretinde izletecek bizlere. Cannes’ın resmî web sitesinde “Reichardt’ın büyüleyici bir şekilde komik bir sanat ve zanaat portresi” sözleriyle ballandırılmış.

Triangle of Sadness

Yönetmen: Ruben Östlund

Burnu havada iki model, İngiliz silah tüccarları ve diğer aşırı varlıklı yolcuların yer aldığı bir teknenin kaptanı Marksist olursa… Bir başka Altın Palmiyeli isim, İsveç’in hınzır yeteneği Ruben Östlund; erkeklik mefhumunu (Force majeure) ve modern sanat dünyasını (The Square) topa tutmasının ardından, yeni filminin anlatısını sosyal statülerin ters yüz olduğu bir tekne yolculuğu üzerinden şekillendiriyor. Issız bir adada mahsur kaldıkları vakit teknedeki temizlik işçisi, yiyecek bulmadaki yetenekleri sayesinde hiyerarşinin tepesine yerleşiyor. Sinopsisiyle bile ilgimizi çekmeye başaran Triangle of Sadness hakkında ilginç bir de anekdot mevcut: TRT ortak yapımı olması.

Tchaikovsky’s Wife

Yönetmen: Kirill Serebrennikov

Ukrayna’ya yapılan işgal sonrası birçok festival gibi Cannes yönetimi de Putin hükümetinden hibe almış sinemacıların filmlerine yeni edisyonlarında yer vermeyeceklerini duyurmuştu. Uydurma bir “zimmete para geçirme” suçlamasıyla Rusya adaletince suçlu bulunan ve yurt dışına taşınmak durumunda bırakılan Kirill Serebrennikov, onlardan biri değil elbette. (M)uchenik, Leto ve Petrovy v grippe / Petrov’s Flu gibi filmleriyle tanıdığımız yönetmen, meşhur bestecinin “söylentilere son vermek için” yaptığı çalkantalı evliliğini masaya yatırmayı seçmiş bu kez. Biyografi türüne ve dönem işlerine hâkimiyetini biliyor, merakla bekliyoruz.

Yazı: Merdan Çaba Geçer