Agatha Christie nasıl kayboldu?

Filme uyarlanan ilk Agatha Christie romanı, 1928’de The Passing of Mr. Quinn olmuştu. O zamandan bu yana her kuşak en az bir Agatha Christie öyküsünü sinematik olarak deneyimledi. Yani yazarın, yaratıcıdan baş karaktere dönüşmesindeki albeni şaşılası değil. 



Miramax, Agatha Christie’nin gerçek hayattaki kayboluşunu konu eden The Christie Affair romanını, roman daha yayımlanmadan bir dizi projesine dönüştürdü bile. Şubat 2022’de çıkması planlanan ve Nina de Gramont’un kaleme aldığı kitap, 1926’da geçiyor ve yazarın bir anda kayıplara karışmasını takip eden 11 günlük olaylar zincirini merkeze alıyor. 

Tüm bunlar, yazarın partneri Archie Christie’nin gerçek hayattaki metresi Nancy Neale’nin, kurgu bir versiyonundan aktarılacakmış. Ayrıca Testament of Youth, Love, Rosie ve Calender Girls romanlarını ekran formatına taşıyan Juliette Towhidi, senaryo uyarlaması için kolları sıvamış. 

Yönetmen koltuğu henüz boş görünüyor. 

Tarih tekrar eder, gizemin cazibesi bozulmaz

The Christie Affair, Agatha Christie’ye hikâyenin yazarı değil, karakteri olarak rastladığımız ilk proje değil. Tabii ki, uluslararası bir sansasyona neden olan bu 11 günlük kayboluş da ilk defa bir senaryoya dönüşmüyor. 2004 yılında Richard Curson Smith, yazıp yönettiği Agatha Christie: A Life in Pictures adlı televizyon filminde aynı olayın izini sürmüştü. İyice eskiye gittiğimizde, Michael Apted’in 1979 yapımı, Vanessa Redgrave ve Dustin Hoffman’lı Agatha filmini hatırlayabiliriz.

Agatha Christie külliyatından en iyi 5 sinematik uyarlama

Neredeyse bir asırdır yapıtları filmlere, dizilere, tiyatro oyunlarına, grafik romanlara ve video oyunlarına uyarlanan Agatha Christie; muhtemelen bir asır daha farklı disiplinlere ilham vermeye devam edecek. Yazarın romanlarından sinemaya adapte edilmiş, “bizce” en iyi 5 yapımı anımsadık.

And Then There Were None (1945)

Yönetmen: René Clair

Neden izlenmeli: Öykünün tek mekânda geçmesinin getirdiği meydan okumadan alnının akıyla çıkması, “Katil kim?” konseptinin sinemadaki en başarılı örneklerinden sayılması.

Witness for the Prosecution (1957)

Yönetmen: Billy Wilder

Neden izlenmeli: Müthiş duruşma sahneleri, Agatha Christie yapıtlarına aşina değilseniz bile gözden kaçırılmaması gereken bir sinema klasiği olması.

Murder on the Orient Express (1974)

Yönetmen: Sidney Lumet

Neden izlenmeli: Albert Finney, Sean Connery, Lauren Bacall, Jacqueline Bisset, Anthony Perkins gibi dönemin yıldız Hollywood oyuncularını 70’ler İstanbul’unda izlemek ve Ingrid Bergman’ın Oscar ödüllü Greta performansını görmek için.

Death on the Nile (1978)

Yönetmen: John Guillermin

Neden izlenmeli: Bayrağı Finney’den devralan Peter Ustinov’un Hercule Poirot performansı. Bette Davis, Mia Farrow, Jane Birkin, Angela Lansbury, Maggie Smith’li kadro. Ah, bir de o müthiş kostümler tabi…

Desyat negrityat (1987)

Yönetmen: Stanislav Govorukhin
Neden izlenmeli: İngiltere’de konumlanan öyküye Sovyetler sineması dokunuşu, kimi uyarlamaların aksine romandaki acımasız finalin korunması.