/dergi/no73/2020-yayinevleri-geride-kalan-seneye-iz-birakan-kitaplari-ve-2021-ongorulerini-paylasiyor/
198435

Metis Yayıncılık, Siren Yayınları, Can Yayınları, Harfa Yayınları, April Yayıncılık ve Domingo Yayınevi’ne, 2020’nin iz bırakan kitaplarını ve “demokratik özgürleşme ortamı”, “dayanışma”, “özgün ve özgür alanlar, eserler, bakış açıları arayışlarımızın” artacağını umduğumuz bu yeni senenin nasıl göründüğünü sorduk.

Yayınevi: Metis Yayıncılık
Yanıtlayan: Müge Gürsoy Sökmen

2021’e dair öngörüler

Yayıncılık bu yılın şanslı sektörleri arasında sayılabilir: Hem büyük ölçüde evden yürütülebildiği, ürünleri internet üzerinden satılabildiği için; hem de okurlar büyük bir fedakârlık ve inatla kitap okumayı sürdürdüğü için. Ancak işler böyle giderse 2021’de şartların ağırlaşacağı düşünülebilir. Toplumun giderek daha geniş bir kesimi hayatını kazanmakta, hatta sağlığını korumakta zorlanırken, toplum sağlığı konusunda acil ve önemli adımlar atılmazken, demokratik bir şeffaflık yerine hemen her konuda kesif, boğucu bir bilinemezlik ve muğlaklık ortamına sürüklenirken, okurlar zihin, zaman ve kaynaklarını kitaba ayıracak, yayıncılar da yayın yapmayı sürdürecek gücü bulamayabilir endişesi taşıyorum. Umarım haksız çıkarım, yaygın aşılama ve demokratik bir özgürleşme ortamıyla, dayanışma ve işbirliğiyle hep birlikte daha güçlü nefes alabildiğimiz bir yıl olur…

2020’de yayınevi bünyesinde basılan kitaplar arasında en çok iz bırakanlar

Son yıllarda zihinlerimiz hep “dünyanın şu halinde daha özgür ve adil bir dünya kurmanın imkânı kaldı mı, tür olarak insan dünyaya ne yapıyor” gibi konularla dolu olduğu için yayımladığımız kitapların epey bir bölümü de böyle konulara değiniyordu. Bu nedenle pandemi başladığında yayımlamaya devam ettiğimiz kitaplarımız gündemin çok uzağına düşmedi. Pandemi yüzünden evlere çekildiğimiz sırada Nurdan Gürbilek’in İkinci Hayat’ını baskıya vermek üzereydik. Hayatlarımızı gözden geçirmeye yönelik, yuvasız kalan göçmenlerden edebiyatta bulunan yuvaya kadar günümüzün kimi yakıcı konularını ele alan bu denemeleri biraz tereddütle de olsa basmanın doğru olacağına karar verdik, okurun ilgisi de haklı olduğumuzu gösterdi. Bu yıl ayrıca çok değerli üç edebiyatçımızın yeni kitaplarını bastık: Murathan Mungan’ın Hamamnamesi, Ayşegül Devecioğlu’nun Arkası Mutlaka Gelir öykü derlemesi ve Birgül Oğuz’un uzun öyküsü İstasyon. Çok severek bastığımız diğer kitaplara haksızlık etmek istemem, ama uzatmamak için gündemle en ilgili gördüğüm beş kitabı vurgulamak istiyorum: 1) Artık iktisadi büyüme hayallerimizden vazgeçmemiz gerektiği uyarısında bulunan ve bunun nasıl yapılacağına dair önemli bilgiler içeren Küçülme: Yeni Bir Çağ İçin Kavram Dağarcığı (der. G. D’Alisa ve diğ.); 2) Zihin ve beden emekçilerine bir Siborg Enternasyonali çağrısı yapan, “Bu uygarlığın kalıcı olamayacağını hepimiz biliyoruz. Birlikte yenisini yapalım,” diyen Moleküler Kızıl: Antroposen Çağının Teorisi (McKenzie Wark, çev. Cemal Yardımcı); 3) Evrensel bir menzile sahip yeni bir sol siyasetin imkânını tartışan Son Gerisayım (der. Jela Krecic), 4) Bizi dünya ile ilişkimizde geniş kapsamlı bir zaman bilinci oluşturmaya çağıran Marcia Bjornerud’un Yeryüzünün Zamanı: Bir Jeolog Gibi Düşünerek Dünyayı Kurtarabilir miyiz? kitabı ve 5) Dünyanın hayal bile edemeyeceğimiz harika varlıklarla dolu olduğunu hatırlatıp dünya sevgimizi tazeleyen, insanın da türler içinde sadece bir tür olduğunu gösterip yaşamı sürdürmek için hayal gücümüzü genişletme çağrısı yapan Hayal Bile Edemeyeceğimiz Varlıklar Kitabı (Caspar Henderson, çev. Deniz Keskin).

2020’de Türkiye’de basılan diğer kitaplardan en çok iz bırakanlar

Bu yıl yine okumaya yetişemeyeceğim kadar çok ilgimi çeken kitap basıldı; birkaç örnek verecek olursam: Günümüze hakikaten “kalıcı ve kalın bir tortu” bırakan, bence bugün hâlâ süren 12 Eylül 1980 darbesini anlamak için çok sağlam kalemleri bir araya getiren 40 Yıl 12 Eylül (der. Tanıl Bora, İletişim Yayınları); yine İletişim’den, Feryal Saygılıgil ve Nacide Berber’in editörlüğünde müthiş kapsamlı ve titiz hazırlanmış Feminizm: Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Cilt 10 (der.); ne yazık ki ele aldığı sorunların hiçbiri çözülmediği için bugün mutlaka (yeniden) okunması gereken Simone de Beauvoir’ın İkinci Cinsiyet kitabının Gülnur Acar-Savran tarafından yapılan çevirisi (Koç Üniversitesi Yayınları); hem dünyada kalıp hem biraz zihninizi gezdirmek isterseniz İsmail Gezgin’in “İnsan Niçin Anlatır: Mit, Masal ve Hikayenin Arkeolojisi” alt başlıklı Homo Narrans’ı (Redingot) ve bugünden sürrealizme bakmak isterseniz ressam ve yazar Leonora Carrington’un Korku Evi, Yedinci At öykü derlemesi (çev. Begüm Kovulmaz, Notos); zorlayıcı bir okuma olsa da tarihimizin çok belirleyici bir dönemine ışık tuttuğu için Orhan Gazi Ertekin’in Maraş Katliamı (Dipnot); Türkiye’deki göçmen olgusuna yakından bakan, mutlaka okunması gerektiğini düşündüğüm Türkiye’de Mültecilik, Zorunlu Göç ve Toplumsal Uyum (Songül S. Gül ve diğ., Bağlam) ve bir de hüzünlü, unutulmaz anlatımıyla Ocean Vuong’un Yeryüzünde Bir An İçin Muhteşemiz romanı (çev. Deniz Koç, Harfa)…

Yayınevi: Siren Yayınları
Yanıtlayan: Sanem Sirer

2021’e dair öngörüler

2020 önceliklerimizi yeniden gözden geçirdiğimiz ve rutinlerin, “normal” akışın sarsılmasıyla yaşam biçimlerimizden çalışma koşullarımıza hayatlarımıza ister istemez farklı bir perspektiften baktığımız bir sene oldu; 2021, 2020’den çok da farklı olmayacak, salgın sırasında şahit olduğumuz adaletsizliklerle beraber hissettiğimiz yalnızlık duygusu sürecek. Kültürel üretim bu gibi sancılı zamanlarda, kriz dönemlerinde genelde geleceğe bakmaktansa geçmişe döner, ben de bu doğrultuda nostaljiye yöneleceğimizi, bir kaçış alanı olarak sarılacağımız eskileri yeniden keşfedeceğimizi düşünüyorum. Zaten 2021 yılı, George Orwell’in eserlerinin telif haklarının serbest kalmasıyla Türkiye’de Küçük Prens dönemi benzeri bir Orwell pazaryeri oluşmasıyla başlayacak ki bunun oldukça yıpratıcı bir manzara ortaya koyacağı kanaatindeyim, her meşrebe göre bir Orwell kitabı çıkacak karşımıza… BLM gibi, #MeToo gibi akımların etkileri hem küresel hem de yerel çerçevede daha çok hissedilecek; bireysel alanlarımızı, deneyimlerimizi ve mücadelelerimizi daha çok konuşacak, ortaklaşım alanları arayacağız; özgün ve özgür alanlar, eserler, bakış açıları arayışlarımız artacak, çevre bilincinin güçlenmesi, doğa ve doğa temelli kitapların iyiden iyiye yükselişi ve genel olarak gezegendeki insan icraatlarının eleştirisi gündemde olacak – beklentim (ve sektörel işaretler) bu yönde.

2020’de yayınevi bünyesinde basılan kitaplar arasında en çok iz bırakanlar

Biz tek tek kitapları değil de, yayımladığımız yazarların yazı-evrenlerini öne çıkarma çabasındayız; Valeria Luiselli’den Colson Whitehead’e, Jack Kerouac’tan Henry Miller’a ya da Etgar Keret’e varana değin bu evrenlerin Türkçede inşası için uğraşıyoruz. Bu yıl, belki hakikatlerimiz de karanlıklaştığından Shirley Jackson’ın kitaplarına olan rağbetin arttığı bir yıl oldu; Piyango ve Diğer Öyküler (çeviren: Berrak Göçer), gotik atmosferi ve karanlığa sığdırdığı mizahıyla öne çıktı. Onun dışında ilk kapanmadan hemen önce yayımladığımız distopik Yoko Tawada metni Tokyo’nun Son Çocukları (çeviren: Hüseyin Can Erkin), kapılarını dünyaya kapatmış bir ülke manzarası betimlemesi ve salgın günlerine dair çağrışımlarının fazlalığıyla kendine ait bir gündem oluşturmayı başardı.

2020’de Türkiye’de basılan diğer kitaplardan en çok iz bırakanlar

Bu yıl okuduğum kitaplar arasında öne çıkanlardan biri, Çınar Yayınları’ndan Agustina Bazterrica imzalı Leziz Kadavralar (çeviren Seda Ersavcı.) Kitap, hayvanlara bulaşan bir virüsün hayvan eti tüketimini engellemesiyle yemek için insan yetiştirilen bir dünyayı betimliyor, bugünden bahsetmeksizin günümüz dünyasının olağan vahşetini topa tutuyor. Bernardine Evaristo’nun çarpıcı metni Kız, Kadın, Öteki, İngilizce çevirisiyle Booker International’ı alan sinir bozucu ve sürükleyici Marieke Lucas Rijneveld romanı The Discomfort of Evening, 2019 basımlı olsa da severek ve sindire sindire okuduğum, bir aşk ilişkisini ele alma biçimindeki dehasına hayran bırakan Chris Kraus imzalı I Love Dick de tavsiye listemde yer alıyor. Bu yıl çağdaşa odaklı kişisel okuma listelerimi sarsan bir yıl oldu benim için, anmadan geçmeyeceğim bir kitap daha var bu bakımdan, eski bir kitap, Marlen Haushofer imzalı DuvarDuvar, dünyada bir başına kalan ve görünmez bir duvarın gerisinde ev hayvanları dışında kimse olmaksızın “hapsolan” bir kadın kahramanın yaşamını, yaşama uğraşını betimliyor; bugün yalnızca sahaflardan temin edilebilen bu metni de tavsiye listeme eklemek isterim.

Yayınevi: Can Yayınları
Yanıtlayan: Cem Alpan (Can Çağdaş Yönetici Editörü)

2021’e dair öngörüler

2021’e dair herhangi bir öngörüye temkinle yaklaşıyorum açıkçası. Dün, Almanya’nın bir ay kapanma kararı aldığını okudum. Bu durumda Türkiye’de ne gibi gelişmeler yaşanır insan gerçekten öngörmekte zorlanıyor. En iyi ihtimalle sonbahara normalleşmenin başlayabileceği söyleniyor. Bu durumda 2021 kış, bahar ve yaz dönemlerinde, yayın dünyası açısından geçtiğimiz on aya nazaran büyük bir değişiklik olmayacak gibi. Yayınevleri açısından doğrudan ya da dolaylı şu gibi sorunları olacaktır: 1 – kitapçılar durumu daha da güçleşecek. 2- Yeni bir kitabın okurlara ulaşması hiç kolay olmayacak, zira bu dönemde evlerine kapanmış durumdaki okurlar, bilinen kitap ve yazarlara yönelmeye devam edecekler. 3- Fuarlar başta olmak üzere kitapla ilgili her türlü etkinlik bir süre daha ertelenecek. 4- Yayınevleri üretimi kısmaya devam edecek. 5- Belki elektronik kitap kullanımı bir nebze daha artacak – ama ülkemiz koşullarında bir artışın pazarda bir etki yaratacağını düşünmüyorum. 6- Çevirmeninden depo görevlisine, matbaacısından serbest editörüne, düzeltmenine, grafikerine kadar yayın dünyası emekçilerinin koşulları daha da kötüleşecek gibi.

2020’de yayınevi bünyesinde basılan kitaplar arasında en çok iz bırakanlar

– Ferzan Özpetek’in romanı Bir Nefes Gibi, geniş kitlelere ulaşarak yılın en çok ilgi gören kitaplarından biri oldu.

– Ayfer Tunç’un yeni romanı Osman edebiyat severlerce çok beğenildi ve PEN Türkiye tarafından geçen ayın en iyi kitabı seçildi.

– Mine Söğüt, Alayına İsyan adlı kurgu dışı kitabıyla Can Yayınları’na katıldı.

– Bu sene zorlu koşullara karşın bir ilki gerçekleştirdik ve Yekta Kopan yazdığı, Levent Gönenç’in de resimlediği Sarmaşık adlı çizgiromanı okurlarla buluşturduk.

– Murat Uyurkulak, yeni romanı Delibo‘yla aramıza katıldı.

– Hikmet Hükümenoğlu (Atmaca), Cem Akaş (Zamanın En Kısa Hali), Neslihan Önderoğlu (Yakınlık Korkusu), Ertuğ Uçar (Ayrılığın Haritası), Yeşim Erdem (Sağım Solum Önüm Arkam), Müge İplikçi (Kalpten Seven İnsanlar), yeni kitaplarıyla okurlarla buluştular.

Dünya edebiyatına gelince, bugün gündemi fazlasıyla işgal eden konulara değinen kitaplar yayımladık. Edouard Louis’in Babamı Kim Öldürdü adlı kısa ama vurucu kitabı, cinsiyetçilik ile sınıf toplumu ve kapitalizm arasındaki bağı sorgulayan çok güçlü bir eser. Sophie Mackintosh’un Mavi Bilet adlı distopik romanı, erkekegemen bir toplumda iradesini eline almaya çalışan bir genç kadının öyküsünü anlatıyor. Jenney Erpenbeck’in Bütün Günlerin Akşamı adlı güçlü romanı, yirminci yüzyıl tarihinin kritik dönemeçlerinde yaşamış, defalarca yeniden dünyaya gelmiş bir kadının yaşadıklarını konu alıyor. Mahir Güven’in çarpıcı romanı Ağabey, göçmenlik, Avrupa’da yükselen ırkçılık gibi konuları işliyor. Bundan başka Cesar Aira, Mo Yan, Fleur Jaeggy, Patrick Modiano gibi artık klasikleşmiş yazarların yeni kitaplarına da yer verdik bu sene.

2020’de Türkiye’de basılan diğer kitaplardan en çok iz bırakanlar

Büyük bir bölümünde evlere kapanılan, sosyal hayatın tamamen ortadan kalktığı ancak buna karşın çalışma hayatına yoğun bir şekilde devam edildiği bir dönemde insan bir şeyleri kaçırıyor olabileceğini düşünüyor. Yine de aklıma gelen birkaç kitap şunlar: Türkçe edebiyatta bu sene yayımlanan en güçlü eserlerden biri Ayfer Tunç’un yeni romanı Osman‘dı bana kalırsa. Dünya edebiyatına gelecek olursak, asıl adı Mary Anne Evans olan   George Eliot ‘ın Orta İngiltere’de bir kasabadaki sıradan insanların hayatlarından bir destan yarattığı Middlemarch adlı eseri; Handke’den Beckett’e birçok yazarı etkilemiş olan Emmanuel Bove’nin Arkadaşlarım adlı romanı; Anne Burns’un Sütçü‘sü, Bernardine Evaristo’nun yine Booker Ödüllü Kız, Kadın, Öteki adlı romanı, Mahir Güven’in güçlü eseri Ağabey, severek okuduğum kitaplar arasında. Ayrıca Jaguar, YüzKitap, Lemis Yayınları, Redingot Kitap ve yayın dünyasına yeni atılan Harfa Kitap gibi yayınevlerinin üretime devam edip olağanüstü güzellikte kitapları okurlarla buluşturmaları da, en azından kitapseverlerin dünyasında iz bırakacağını düşündüğüm edebiyat olayları arasında yer alıyor.

Yayınevi: Harfa Yayınları 
Yanıtlayan: Burak Altıkulaç

2020’de yayın hayatına başlayan Harfa, Rus asıllı Amerikalı şair Ilya Kaminsky’nin üzerinde on beş yıl çalıştığı kitabı Sağır Cumhuriyet’i, Heather Christle’ın kendi gözyaşlarının izinde ağlamanın kimyasını, tarihini ve kadınlık, erkeklik, sanat, siyaset, yaş ve renkle ilişkisini araştıran otobiyografisi Ağlama Kitabı’nı ve Vietnamlı-Amerikalı şair Ocean Vuong’un benzersiz anlatısıyla 2020’ye adını büyük harflerle yazdıran ilk romanı Yeryüzünde Bir An İçin Muhteşemiz’i Türkçeye kazandırdı. Yayınevine 2021 öngörülerinin yanı sıra yeni çıktıkları yoldaki planlarını da sorduk.  

Harfa, dünya edebiyatından üç çarpıcı kitapla pandemi koşullarında oldukça zorlu geçen 2020’nin son günlerine doğru yayın hayatına başlayarak okuyucunun yüzünü güldürdü. Bizle 2021’e dair öngörülerinize ve planlarınıza dair ipuçları paylaşabilir misiniz?

Nazik iltifatınız için teşekkürler. Umarım okuyucular kitaplarımızı beğenmişlerdir. Evet, pandeminin ortasında yayın hayatımıza başladık ama yayın planı için hazırlıklarımız daha öncesine dayanıyor. 2021 dönemi bu yılın bir yansıması olarak geçeceği için yine zor bir yıl olacak. Ama bağımsız yayıncılık yapıyorsanız bu tür olumusuzluklara karşı bağışıklığınızı olabildiğince güçlendirmeniz gerek. Çünkü pek çok açıdan zorlu ve riskli bir girişim, kendisi zaten genelde bir pandemi içinde, bu yüzden tedbirli ve esnek olmak önemli. Biz de yayın planımızı buna göre şekillendirdik. 2021 yılında kendi ölçümüze göre kendi önem verdiğimiz fikirler çevresinde sadece sevdiğimiz kitapları yayımlamaya devam etmeyi umuyoruz. Yine çağdaş edebiyatın farklı türlerinden yeni ve cesur kitaplardan oluşturduğumuz süpriz eşleştirmeler olacak. Yine şiir ve deneme olacak. Ayrıca bize ilham veren kadın sanatçılarla ilgili seri olmayan bir seriye başlıyoruz. Ondan sonrası artık okuyucunun ilgi ve beğenisine kalıyor. Zaten bağımsız yayıncılığın en heyecan veren kısmı da bu ne olacağını bilmemek.

2020’de Türkiye’de basılan diğer kitaplardan en çok iz bırakanlar

Bu sene çok içe dönük bir yıl yaşadık. Yeni çıkan kitapları takip etmek, farkında olmak ya da  konsantre olmanın zor olduğu bir yıldı. Hatta 2020’nin başlangıcına baktığımda bir boşluk görüyorum, bir yandan pandemi bir yandan yayınevi hazırlıkları… Bu yüzden bu tuhaf yıla bakış atmak zor oluyor. Ama yakın dönemi düşündüğümde; Eduard Louis’in kısa ama çarpıcı anlatısı Babamı Kim Öldürdü, Anna Burns’ün küllerinden yeniden doğduğu romanı Sütçü, Norveç’in yaşayan en büyük yazarlarından Dag Solstad’ın Lise Öğretmeni Pedersen’in Ülkemize Musallat Olan Büyük Siyasi Uyanışa Dair Anlatısı, Lyudmila Petruşevskaya’nın masalsı öykü kitabı Evler, Cinler, Perdeler ve Sürrealist ressam ve yazar Leonora Carrington’ın toplu öyküleri, öne çıkan kitaplardı, diyebilirim.

Yayınevi: April Yayıncılık
Yanıtlayan: Nazlı Berivan Ak

2021’e dair öngörüler

Pandemi hayatımızda, yayıncılık ajandamızda çok şeyi değiştirip dönüştürdü. Eskinin alışkanlıklarıyla bugünü anlamanın, yayın faaliyetini devam ettirmenin, başarı kazanmanın mümkün olmadığını her gün yeniden tecrübe ediyoruz. Dayanışmanın, tasarrufun ve yaratıcılığın, yeni yollar ve yöntemler bulmanın zamanındayız. Yeni hayat ajandamızda paydaşlarla, okurlarla yeni iletişim biçimleri geliştirmek durumundayız. Bugün bağımsız ve yaklaşımıyla yeniyi arayanlar için alınacak çok not, denenecek çok ilk, yakalanabilecek çok fırsat var. Yeni dönem, yeni yaklaşımları cesaretlendiriyor, daha önce denenmemişi denemenin yollarını açıyor.” Bu yıl konuşmacıları arasında olmaktan gururlandığım yıllık yayıncılık konferansı Zeynep Cemali Edebiyat Günü’nde, oturumumuzu bu sözlerle açmıştım. 2020, yayıncılık klişelerinin yerini özgün denemelere, cesaret ve inada bıraktığı bir yıldı. Tasarrufun, dayanışmanın ve yaratıcılığın yılıydı. 2021, edindiğimiz deneyimleri, öğrendiğimiz yeni okur ve kitap iletişim biçimlerini tutkuyla uygulayacağımız, heyecan verici bir yıl olarak önümüzde. Dijital dünyanın nimetleriyle yeni okura, zamanın ruhuna göre güncellediğimiz alışkanlıklarımızla da fiziki fuarlara listeleriyle, hatta bavullarıyla gelen okura ulaşmanın yollarını arayacağımız, başrolde vaadi yüksek, iyi kitapların olduğu bir sene bizi bekliyor. Kendi adıma heyecanlayım, yayın programımıza baktıkça daha da çok heyecanlanıyorum.  

2020’de yayınevi bünyesinde basılan kitaplar arasında en çok iz bırakanlar

Pandemi gölgesinde geçen bir yılın ardından yayınladığımız kitaplara bakınca, maceradan polisiyeye, “iyi ki Türkçe var!” dedirten Türkçe romanlarımızdan kurgudışına, vaadi yüksek, hep okunacak kitaplar yayınladığımızı düşünüyorum.

Michael Kardos’tan Blöf pokerin hayat oyununa, sihrin geleceğe hükmettiği, beklenmedik sürprizleriyle müthiş bir hikayeydi. Polisiye severlerden tam not aldı, yazarıyla tanışmak isteyenlere Kara Hafta Polisiye Festivali’nde, Ian Tregillis ile sohbetini de hararetle öneririm.

Empati kraliçesi Jodi Picoult’nun Yapboz’u yakıcı sorulara yanıt arıyordu: Gazete sayfalarında, ekranlarda her gün tanık olduğumuz suçlar, bir gün en sevdiklerimize karşı işlense ne yaparız? Kurallara uymak adaleti garanti eder mi? Kendi ellerimizle sağladığımız adalet vicdanı tatmin eder mi? Picoult yine çok ilgi çekti, çok okunup paylaşıldı.

Ocak 2007’de Vonnegut Ülkesiz Bir Adam için “Bu yazdığım son kitap olacak,” demişti. Üç ay sonra hayata gözlerini yumdu. Vonnegut’la henüz tanışmamış okurlar için bir merhaba, sadık takipçileri için bir el kitabıydı Ülkesiz Bir Adam. Usta çevirmen Algan Sezgintüredi imzalıydı tercümesi.

Pir-i Lezzet adlı romanı on yedi dile tercüme edilen çağdaş söylencelerin kalemi Saygın Ersin’in çok sevilen, uzun süredir beklenen çağdaş destanlarını Yedi Kartal Efsanesi başlığıyla yayınladık: Erbain Fırtınası ve Zülfikar’ın Hükmü. Serinin devamı da yolda.

Dünyaya Nasıl Hükmedersin, Göbeklitepe’den Orta Çağ Avrupası’na, Cennet Bahçesi’nden kıyamete kaçışın hikayesiydi. Man Booker finalisti Tibor Fischer halihazırda Düşünce Çetesi ve Tanrı Olmak Güzel ile geniş bir okur kitlesi yakalamıştı, Dünyaya Nasıl Hükmedersin de çok sevildi.

Ödüllü ilk roman Sıcak Kafa‘nın yazarı Afşin Kum‘dan, insana ve makineye, akla ve vicdana, inanca ve iktidara dair keskin ve hızlı bir maceraydı Kübra. Sıcak Kafa ile müthiş bir çıkış yapan yazar, ikinci romanıyla daha da geniş bir okur kitlesine ulaştı.

Azim ve cesaretin insanı ve evreni değiştirmesinin benzersiz hikâyesiydi Astronot. Mike Massimino imzalı hikâye zaman zaman gezegenden usandığımız bugünlerde hepimize iyi geldi.

George R. R. Martin’in “Üstün bir yeni yetenek” olarak tanımladığı Ian Tregillis Asimov’un izinde robotiksle tarihi kurmacayı birleştirdi. Özgür irade ve insanlığı sorguladı. Mekanik alternatif tarih ve bilimkurgu severler için güzel bir sürpriz oldu.

Charles Soule‘den kurgusu sıkı, temposu yüksek, şaşırtıcı ve eğlenceli bir maceraydı Kehanet Yılı. “2020’de muhabbetlerin vazgeçilmezi olacak, tekrar tekrar çıkılası bir serüven,” demiştik arka kapağında, Will Dando’nun bir sabah aklında 108 kehanetle uyanış hikâyesi çok sevildi.

Okurun seçimlerine göre ilerleyen interaktif romanları sevenler için bu yıl da Şahane Hatalar Yüzleşme’yi yayınladık.

Ve son bir not: Yazarımız Afşin Kum’un Sıcak Kafa romanının Netflix dizisi olacağı haberini verdik bu yıl, sonra da Saygın Ersin’in Pir-i Lezzet’inin dizi müjdesini paylaştık.

2020’de Türkiye’de basılan diğer kitaplardan en çok iz bırakanlar

Yoko Tawada’dan Tokyo’nun Son Çocukları yılın en iyi kitaplarındandı. Yaşlıların sonsuza dek yaşadığı, çocukların da bir türlü serpilip büyümediği bir dünyayı, pandemi zamanında okumak tuhaf bir deneyimdi.

Tobias Beck imzalı Enerji Vampirleri, başucu kitaplarımdan oldu. Beck, kronik şikayetçileri hayattan uzaklaştırmanın yollarını mizahi bir dille, kışkırtıcı önerilerle anlatıyordu.

Bana Zebra Deyin pandemizede romanlardan oldu ne yazık ki, oysa müthiş bir hikâye, usta işi bir romandı. Azareen Van der Vliet Oloomi, sürgüne, aşka, tutkuya, aidiyete dair bir destan kaleme almıştı.

Kim derdi ki kadim destanlar bir kadının kaleminde yeniden hayat bulacak ve Troya Savaşı, bu kez kadın gözünden anlatılacak. Madeline Miller’dan Ben Kirke ve Akhilleus’un Şarkısı yılın en iyi romanları arasındaydı.

Müthiş bir yüzleşme romanı Burnt Sugar, Avni Doshi’den, Booker finalisti de oldu bu yıl. Yılın en çarpıcı romanlarındandı. Kiley Reid’den Such a Fun Age de zamanın ruhunu müthiş yansıtan, güçlü bir çıkış romanıydı, tüm dünya okurlarında iz bırakan kitaplardan oldu. Ne mutlu ki yeni yayın sezonunda her iki romanı da April etiketiyle yayınlıyoruz.

Yayınevi: Domingo Yayınevi
Yanıtlayan: Murat Arayıcı

2021’e dair öngörüler

Son sekiz aydır öngörülerimizi sokağa değil evimize bakarak yapıyoruz aslında. “Evde çok sıkıldım”, “ufaklığı eğlendirecek ne bulsak” ya da “bu yemek masasında çalışmak zor” gibi ev içi diyalogların birleşip internette bu cümlelere karşılık gelen ürünlerin satışını zıplattığını gördük. Kitap da bunlardan biri olduğu için kültür yayıncılığı görece az hasarla atlattı 2020’yi. Şimdi aynı yaklaşımı 2021’e uygularsak, benim yarına dair kritik meselem kaç ay içinde aşı olabileceğim, dolayısıyla ülkenin de muhtemelen benzer bir ruh hâlinde olduğunu varsayabilirim. Aşı dokunulabilecek mesafeye gelmişken, sebep olduğu iyimserliği evimizin salonunda bekleyerek geçirmek tuhaf olacak. Bu iyimserlikle kendimizi şımartmak için kitap almaya mı yöneliriz, yoksa nasıl olsa üç dört aya sokaktayız diye düşünüp erteler miyiz? Ya da her şey bitip sokaklara döküldüğümüzde varı yoğu bir senedir mahrum kaldığımız mekânlara, gidemediğimiz tatillere akıtıp diğer her şeyden (kitap dâhil) tasarruf etmeyi mi seçeriz. Net bir şey söylemek mümkün değil. Bu yüzden de ortalama alıp yürüyeceğiz sanki.  Elde net bir bilgi var, neredeyse bütün yayıncılar 2020’de yeni kitaplarının lansmanlarını erteledi ve 2021’de aynı şeyi yapmaya niyeti yok; hepimiz beklettiğimiz kitapları okurla buluşturmak konusunda fazlasıyla iştahlıyız. Dolayısıyla “bekle gör” yaklaşımı ocak ayından itibaren yerini “çıktık yola, sonumuz hayrola”na bırakabilir. 

2020’de yayınevi bünyesinde basılan kitaplar arasında en çok iz bırakanlar

Simon Garfield’ın Harita Üzerinde’si ve pandemi yüzünden uzunca bir süre ertelesek de sene bitmeden okurla buluşturduğumuz David Wallace-Wells’dan Yaşanmaz Bir Dünya / Isınma Sonrasında Hayat benim kişisel favorilerim.

2020’de Türkiye’de basılan diğer kitaplardan en çok iz bırakanlar

Yedi Ucuz Şeyde Dünya Tarihi (Raj Patel – Jason W. Moore, Kolektif Kitap) ve Dar Koridor (Daron Acemoğlu, Doğan Kitap).

  1. Hayatı deneyimleme hallerine karşılık gelen metaforların peşinde: Wesley Allsbrook

    Californialı sanatçı Wesley Allsbrook’un Amerika’nın pozitif ayrımcılık uygulamalarıyla çözmeye çalıştığı ırkçılık ve cinsiyetçilik meselelerine yönelttiği eleştiriler, umarız başka yerlerdeki teknoloji ve sanat pratiklerine de yansır.

  2. Hisler, arayışlar ve kaybolmuş hazineler: Öykü Karayel ve Ali Güçlü Şimşek (Lalalar) sohbeti

    İşleriyle sıkça gündemimizde yer edinen iki isim bir araya geldi; değişen ve değişmeyen ritüellerinden ifade arayışlarına, zamansızlık hissinin ehemmiyetinden geçmişle kurdukları bağlara, sayısız başlığa temas ettiler.

  3. 2020'den 2021’e doğru bir sanatçı zinciri

    Refik Anadol, Bager Akbay, Eda Gecikmez, Sevim Sancaktar, Aykan Safoğlu ve Hera Büyüktaşçıyan yanıtlıyor: Çoğu pandemi koşullarında geçen 2020'de üretim pratiklerine neler yön ve ilham verdi? 2021 nasıl görünüyor?

  4. Çizgi hikâye: Moğollar

    “Anatolian Sun”la 50 yılı aşkın mirasını selamlayan Moğollar’ın serüveni. Kimler geldi, kimler geçti...

  5. 2020: En iyi 100 yabancı albüm

    Müziğin iyileştirici gücünü tekrar tekrar hatırladığımız; dayanışmadaki rolünün altının bir kez daha kalın bir şekilde çizildiği 2020’nin bizce en iyileri…

  6. 2020: Yerli sahneden 70 kayıt

    Yerli sahnenin baş döndürdüğü bir senenin ardından, değerlendirmemize ilk kez uzunçalarların yanı sıra EP formatındaki yayınları da dâhil ettik.

  7. 2020: En iyi toplama ve reissue albümler

    2020’nin karşımıza çıkardığı hemen her kriz için müzisyenlerin güçlerini birleştirip destek çağrısı yaptığı toplama albümler yayımlandı. Yeniden basım dünyasında da dünyanın dört bir yanından arşivlik kayıtlar ilk kez plağa ve dijital dünyaya taşındı.

  8. A’dan Z’ye: Müzik âleminde 2020 yılı

    Fiziksel olarak yakın olmasak da müziğin birleştirdiği, dönüştürdüğü ve iyileştirdiği bir yılı geride bıraktık. Küresel anlamda eşi görülmemiş bir sınav veren müzik dünyasının 2020 gündeminden satırbaşları.

  9. 2020’nin yepyeni caz raporu: Daha Siyah, daha özgür, daha deneysel

    Siyahların icadı olan, eğlence, hüzün, başkaldırı gibi farklı itkilerle ortaya çıkan bu müziğin üzerindeki geçici “beyaz hegemonya” sona ermese de gücünü kaybetmekte.

  10. 2020: En iyi 75 film

    Özellikle dijital platformlar tarafından içerik bombardımanına uğradığımız bir yılda listelerimizi toparlamak hiç kolay olmasa da, güçleri birleştirerek 75 filmlik bir kayıt tutmayı başardık.

  11. 2020: En iyi 15 yerli film

    Belgesellerin yılı olarak da hatırlayacağımız 2020’de festival yolculuğuna başlayan, izleyici karşısına çıkan, izlediğimiz ve irdelediğimiz 15 yerli yapım.

  12. 2020: En iyi yabancı diziler

    Kategorilerimiz; drama, suç, komedi ve bilim kurgu!

  13. 2020: En iyi 40 yabancı belgesel / belgesel serisi

    Gerçek dışı bu seneye, belgesellerin gerçekliği tam anlamıyla ağırlığını koydu.

  14. A’dan Z’ye: Sinema ve televizyon âleminde 2020

    2020'nin sinema ve televizyon gündemini anımsamak isteyenlere; pandeminin sektördeki yansımalarından Rexx Sineması’na vedamıza, dijital platformların yükseliş sürecinden Oscar cephesinde alınmış tarihî kararlara, A’dan Z’ye bir seçki.

  15. Yayınevleri 2020’ye iz bırakan kitapları ve 2021 öngörülerini paylaşıyor

    Metis Yayıncılık, Siren Yayınları, Can Yayınları, Harfa Yayınları, April Yayıncılık ve Domingo Yayınevi'ne 2020'nin iz bırakan kitaplarını ve önümüzdeki senenin nasıl göründüğünü sorduk.

  16. 2020 ve tiyatro gündemi: Umudu dürt, umutsuzluğu yatıştır

    Yaşarken bile tahammül etmesi mümkün olmayan bir yılı değerlendirmek üzere yazı yazmak gerçekten çok zor. Özellikle üzerine yazılacak olan şey, herhangi bir toplumsal olayda şalterin ilk indi(rildi)ği kültür sanat alanlarından biri olan “tiyatro” ise...

  17. 2020’de takibe aldığımız bazı yerli tasarımcı ve üreticiler

    Kimi yenice yola koyulan, kimi son dönemde karşımıza çıkan, kimi bize ulaşan farklı ürün tasarımcıları ve yaratıcılarıyla konuştuk.

  18. 2020’de hangi podcastleri dinledik?

    Türkçe, İngilizce (ve konuşmasız) karışık…

  19. Künye