L'addition: Hesaplar bizden, şerefe!

Yazı: Yağmur Ruken Kahraman - Fotoğraf: Canberk Ulusan

Sakıp Sabancı Müzesi’nin, sanat yönetmenliğini Ayşe Draz‘ın üstlendiği Müzede Sahne festivali bu yıl; “Karşılaşmalar ve Ötesi” temasıyla bizlerleydi. 2017’den beri süren festival, 4-7 Eylül’de müzenin çoğu açık hava olmak üzere çeşitli mekânına yayılan; performans, tiyatro, atölye ve söyleşilerden oluşan yoğun programıyla gerçekleşti. Festivalin öne çıkan yapımlardan biri şüphesiz yönetmenliği Tim Etchells imzası taşıyan L’addition (Adisyon) oyunuydu. 

Bu yıl ilk kez yurt dışından bir ekibi ağırlayan festival,  vesile olduğu bu karşılaşmayla bir nefes aldırdı demek yerinde olur. 6-7 Eylül’de Fıstıklı Teras’ta sahnelenen ve performansları Bertrand Lesca ile Nasi Voutsas’a emanet oyun, merkezine bir restoranda gerçekleşen basit bir sahnenin tekrarlarla canlandırılmasını alıyor. Oldukça sade sahne tasarımı ve anlatısıyla, sırtını yasladığı tekrarlı yapısıyla ve oyuncuların güçlü olduğu kadar uyumlu da olan fiziksel performanslarıyla L’addition; kurduğu leziz komedi dünyasını samimiyetle paylaşıyor. Böylece bir tiyatro seyircisi olarak içinden geçtiğimizi hissettiğim aynılıklar çölünde bir vaha niyetine bizlere koca bir nefes aldırıyor.


Konu nedir? 

Sahnede bir masa, beyaz örtüler, çatal – bıçaklar, bir şarap şişesi, bir bardak ve iki sandalye. Sade, sıradan bir restoran. Burası favori restoranınız mı? Bir daha gelmeyeceğiniz bir yer mi? Genelde masada beyaz örtü varsa orası iyi bir restorandır. Doğru. Her zaman değil. Birazdan bir sahne anlatacak ve sonrasında onu canlandıracaklar. Her şey oldukça basit anlayacağınız. 

Bir restoran varsa orada garson ve müşteri de vardır. Canlandıracakları sahnede olanlar şöyle: Müşteri şarap istiyor, garson tadım için bir şarap öneriyor, müşteri tadıyor ve onaylıyor, garson bu kez şarabı bardağa dolduruyor, dolduruyor, dolduruyor, taşırıyor, durmuyor. Her yer şarap oluyor. Masa örtüsü kaldırılıyor, peçeteler ve çatal – bıçaklar kenara alınıyor. Bu kadar. Çok basit. 

Şimdi bu sahne canlandırılacak ve her canlandırmada garsonla müşteri yer değiştirecek. Garson sahnenin sağında, seyircinin solunda mı oluyor? Evet. Bir dakika. Bu sahne canlandırılınca; garson müşteri, müşteri de garson olacak. Biraz karışmaya başladı sanki. Çok az. Belki birazdan daha da fazla. Tamam en iyisi yer değiştirmeden bu sahneyi canlandırmak. Karıştırmadan. Şimdi aynı sahne; tekrar, tekrar ve tekrar. Bir dakika, bir hata var. Yer değiştirmeyeceklerini söylemişlerdi ama bu kuralı uygulamadılar. Tamam biraz karıştı. Belki birazdan daha fazla. Bir dakika şu an ikisi de ayakta. Kim müşteri, kim garson? Bir dakika şu an ikisi de müşteri oldu ve garsonu arıyor. Bir noktada sorular havada uçuşuyor. Şimdi garson onların sağında, bizim solumuzda mıydı? İkisi de ayakta olunca kim kim oluyordu? Her şey fazlaca karıştı sanki. Şimdi siz en iyisi yaptıkları her şeyi unutun, baştan başlayalım. Karışık mı anlattım? Anlattığım her şeyi de unutun, baştan başlayalım.

Bir restoran, bir müşteri ve bir garson. Müşteri şarap istiyor, garson tadım için bir şarap öneriyor, müşteri tadıyor ve onaylıyor, garson şarabı bardağa dolduruyor, dolduruyor, dolduruyor, taşırıyor, durmuyor. Her yer şarap oluyor. Masa örtüsü kaldırılıyor, peçeteler ve çatal-bıçaklar kenara alınıyor. Bu kadar. Bu sahnenin onlarca tekrarı. Her tekrarda değişen güç dengeleri. Bir sahne ve onca ihtimal. Oyun bu kadar.

Da, bir restorandaysanız daima bir hesap olur. Burada hesabı kim ödeyecek? Müşteri mi, hatalı olduğu için garson mu? Ama o çalışıyor aksine ödeme almalı, o zaman seyirci mi? Onlar da bilet aldı. Performansçılar? E onlar da çalışıyor? Neyse. Hesaplar bizden. Şerefe! 

İzlemeden önce bilmemiz gerekenler

*Ekibin Müzede Sahne’de seyirciyle buluşması, Ayşe Draz’ın oyunu iki sene önce ilk defa sahnelendiği 77. Avignon Festivali’nde seyredip peşine düşmesiyle başlıyor.

*L’addition, Tim Etchells’ın İstanbul’da temsil yapan ilk oyunu değil. Geçen yıl 40. yaşını kutlayan ünlü İngiliz deneysel tiyatro topluluğu Forced Entertainment’ın hem yazar hem yönetmenlerinden Etchells’ın; Tomorrow’s Parties oyunundan uyarlanan Yarın Belki de geçtiğimiz şubat ayında Beykoz Kundura, Lita House of Production ve Forced Entertainment ortak yapımcılığında prömiyerini yapmıştı. Yönetmenliği Ayşe Draz’a, dramaturjisi Özlem Hemiş’e, performansları ise Aslı İçözü ile Şerif Erol’a emanet bu modern aşık atışması, bu sezon boyunca da gösterimlerine devam ediyor.

*Forced Entartainment, seneler önce Uluslararası Henrik Ibsen Ödülü’nü kazanmasıyla kendi kumpanyalarının Force Entertainment ödül teşvik sistemini başlatıyor. Ekibin bu üretim süreci de bu teşvik ödülüyle yollarının kesişmesiyle vuku buluyor.

İlk intiba?

Ekonomik imkânsızlıklarımız arasında bu denli basit bir konuyu oldukça sade bir sahne tasarımıyla kuran oyun, uzundur kalbimi çarptıran sayılı işlerden. L’addition; yapısı, ikilinin uyumu ve seyirciyle kurduğu açık, eşit, neşeli ilişkiyle gönülleri fethetmesinin yanında oldukça basit bir restoran sahnesini tekrar tekrar canlandırarak komedisini harlamakta ve güç dengelerini ustalıkla işlemekte oldukça başarılı.

En çok neyi sevdin? 

Oyunun yapıyla oynayışını, seyirciyle kurduğu ilişkiyi, tekrara arkasını yaslayan komedisinin gücünü. Neyi değil nasıl yaptıklarına dair verdiği ilhamı, aynı anda konuşsalar da ikisini de duyabilmemizi, bu noktada kurdukları dengeyi. Oyunun her detayını sevmişim belli ki.

En çok hangi âna yükseldin? 

O zamana dek anlattıklarını boşa düşürdükleri ve hareketlerin artık iyice groteskleşmesiyle harlanan her komedi ânına.

Ambiyans / ortam / mekân / kurgu / dekor için neler söyleyebilirsin?

Sahnede her şey çok sade. Masa, sandalye, beyaz örtüler, çatal – bıçak, bir şarap şişesi ve bir bardak. Işık ve ses tasarımı da aynı sadelikte. Bu noktada tekrarlar üzerine kurulu yapısının seyirliğini katmerleyen bir detay da ses tasarımı. Aynı ritmi yer yer farklı tonlarda duyduğumuz tasarım, oyuncuların koreografilerini, ritimlerini ya da danslarını takip etmemizi hayli keyifli kılıyor. Prolog ve epilog kısımlarındaki açık ve içten ilişki, seyir zevkimize kıymetli baz oluyor.

Oyun, modunu nasıl etkiledi?

Hem üretim sürecindeki araştırma payı hem çok basit tercihlerle kurduğu yapısı hem de sahnedeki uyumuyla başka türlüsünü görmek nefes aldırdı. Aldığım keyfe ek olarak bu kadar basit bir fikirle ve sahne tasarımıyla yapılmış olması bir üretici olarak da ilham verdi aynı zamanda. 

Oyunculuk için neler söyleyebilirsin?

İkilinin muhtemelen on yılı deviren birlikte üretiminin ve çalışmalarının çıktısı olan nefis -fiziksel komedi unsurlarıyla bezeli- uyumları, sahnenin her detayını seyir şölenine çeviriyor. Nice on yıllara, ne diyebilirim ki.

Yazara / yönetmene bir soru soracak olsan ne olurdu?

Bu oyuna dair ilk fikir tohumu nasıl yeşerdi? Metin, tekrarlı anlatı yapısı gibi unsurlar sürecin hangi aşamada belli oldu? Oyunun merkezindeki; restorandaki olay üzerinden tartışmaya açtığınız güç dengelerine dair turnelerinizde farklı kültürel kodlardan insanlarla karşılaşmada nasıl bir dönüş aldınız?