Steve, One Battle After Another ve bu hafta başka ne izlesek?
Yazı: Burcu Teker
Vizyon takviminden ve farklı platformların kataloglarından film, dizi, belgesel ve şov tavsiyelerimizi içeren ne izlesek seçkimizde Cillian Murphy başrollü drama Steve, Paul Thomas Anderson’ın kara komedi soslu aksiyon gerilimi One Battle After Another, Paul Greengrass imzalı biyografik gerilim The Lost Bus ve çok daha fazlası yer alıyor.

Steve (Netflix, 3 Ekim)
Nedir: Prömiyerini Toronto’da yapan Cillian Murphy başrollü karakter draması, senaryoyu da kaleme alan Max Porter’ın Shy isimli çok satanının farklı perspektiften uyarlanmış versiyonu. 90’lar İngiltere’sinde; ıslah okulunun, bir yandan kendi ruh sağlığı diğer yandan yerleşkenin kaotik gündemiyle boğuşan müdürü Steve ve öğrencilerin sınırlardaki yaşantılarını konu ediniyor. Bilhassa kendinden umudun kesildiğine dair inanışı son derece kuvvetli olan genç Shy’ı.
Neye benzer: Laurent Cantet’nin benzer dokuya sahip Altın Palmiye kazanan filmi Entre les Murs.
Kimler var: Rejinin, geçtiğimiz yıl Small Things Like These projesinde de Murphy ile çalışan Tim Mielants’a emanet olduğu filmin kadrosunda Emily Watson, Tracey Ullman, Jay Lycurgo, Luke Ayres gibilerini görüyoruz. İzlemek için bir sebep de filmin Portishead ve Beak> kurucularından Geoff Barrow ile Ex Machina, Civil War, Annihilation gibi yapımlarda birlikte çalıştığı Ben Salisbury imzalı sonik dünyası.

One Battle After Another (Vizyon, 3 Ekim)
Nedir: There Will Be Blood, Punch Drunk Love, The Master gibi filmleriyle nefes kesen bir filmografi inşa eden Paul Thomas Anderson’ın, kopardığı gümbürtüden önce şimşekleri varan, uzun zamandır yolu gözlenen kara komedi gerilimi. Thomas Pynchon’un Inherent Vice’ını 2014’te beyazperdeye uyarlayan yönetmen, bu kez de tutkunu olduğu post modern kurgu yazarının Vineland romanından esinlenmiş. Film; eski düşmanları Albay Lockjaw’un, kızları Willa’nın peşine düşmesi merceğinden, iki eski devrimci Bob – Perfidia ikilisinin aldıkları kararların uzun vadedeki sonuçlarını masaya yatırıyor. İdeolojik anlamda keskin tespitlerle dolu anlatının temelinde beyaz üstünlükçü otorite, polis devleti, direniş, hafıza, geçmişle yüzleşme ve ebeveynlik gibi temalar var.
Neye benzer: Akıllara Kelly Reichardt’ın Night Moves’u ve Sidney Lumet’nin Dog Day Afternoon’unu getiriyor.
Kimler var: Paul Thomas Anderson’ın yazıp yönettiği, düşündürdüklerinin arasına izafiyeti de sıkıştırmış gibi duran, dile kolay 2 saat 41 dakikalık seyirlik; gücünü, teknik tercihlerin şahlandırdığı anlatısının yanı sıra Leonardo DiCaprio, Sean Penn, Teyana Taylor, Chase Infiniti, Benicio Del Toro, Regina Hall ve Alana Haim’li muazzam kadrosundan alıyor.
Utkan Çınar’ın One Battle After Another’a dair hissettikleri burada.
Bunlar da var!

Prime Minister (HBO Max, 30 Eylül)
Görevde olduğu 2017’den 2023’e Christchurch saldırısı, White Island yanardağı patlaması, COVID-19 salgını gibi nice kritik hadiseyle başa çıkan ve tüm bu zorluklarla mücadele ederken aynı zamanda anne de olan Yeni Zelanda’nın 40. Başbakanı Jacinda Ardern’in hayatına pencere açan belgesel. Prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yapan projede Lindsay Utz ile Michelle Walshe, dünya sahnesinde liderliği yeniden tanımlayan bu ilham verici, güçlü kadının yolculuğunun samimi bir portresini çizmiş.

Towa No Yuugure / Dusk Beyond The End Of The World (AMC, 2 Ekim)
“Dünya bitince geriye ne kalır?” sorusuna, siberpunk bir şiir tadında yanıt arayan manga uyarlaması. P.A. Works imzalı anime, 200 yıl sonra soğuk uykudan uyanan Akira’nın gözünden yeni bir dünyanın haritasını çiziyor. Prömiyerini ağustos sonunda Anime NYC 2025 festivalinde yapan serinin yönetmen koltuğunda, daha önceleri Tokyo 24th Ward ile karşımıza çıkan Naokatsu Tsuda var.

The Lost Bus (Apple TV+, 3 Ekim)
Gerçek bir insaniyet ve cesaret öyküsünü kaos ve adrenaline bulanmış drama formunda aktaran Paul Greengrass filmi, otobüs şoförü Kevin McKay (Matthew McConaughey) ile ilkokul öğretmeni Mary Ludwig’in (America Ferrera) 22 çocuğu California tarihinin en yıkıcı yangınından kurtarmak için verdiği savaşın, gösterdiği azim ve fedakârlığın resmini çiziyor. Yönetmen ile Mare of Easttown, Task gibi işlerin ardındaki ortak senaristi Brad Inglesby senaryoyu, gazeteci Lizzie Johnson’ın Paradise: One Town’s Struggle to Survive an American Wildfire adlı kitabı ve felaketi yaşayanların birinci ağızdan aktarımlarından uyarlamış. Görüntü yönetiminde Pål Ulvik Rokseth’in maharetini konuşturduğunu söylemeden geçmeyelim.

Monster: The Ed Gein Story (Netflix, 3 Ekim)
Başlangıçta Jeffrey Dahmer’ı konu alan sınırlı bir seri olarak tasarlanan fakat sonrasında devamlı yayına dönüşen Ryan Murphy – Ian Brennan ortaklığı korku antolojisinin yenisi. Üçüncü sezon Psycho, The Silence of the Lambs, The Texas Chain Saw Massacre dâhil olmak üzere Hollywood’un yıllar boyu beslendiği pek çok huzursuz edici fikrin kaynağı, seri katil ve ceset hırsızı Ed Gein (Charlie Hunnam) üzerine eğiliyor. İçerlerde bir yerlerde emareleri olsa da canavarlık kavramının bütünüyle doğuştan gelmediği, insanlar tarafından yaratıldığı fikrini kurcalayan Monster için Hunnam’a eşlik eden oyuncular arasında Laurie Metcalf, Vicky Krieps, Tom Hollander, Lesley Manville, Will Brill var.

Gözden kaçmasın
*Nightmares of Nature (Netflix, 30 Eylül)
*Ad Astra (HBO Max, 1 Ekim)
*De Ballonvaarder / The Balloonist (Disney+, 3 Ekim)
*Skiftet / The New Force (Netflix, 3 Ekim)

Hâlâ izlemediyseniz
*Avatar: The Way of Water (Vizyon, 3 Ekim)
*The Return (TV+, 23 Eylül)
*O Filme da Minha Vida / The Movie of My Life (Prime Video, 30 Eylül)