The Secret Agent, Wonder Man ve bu hafta başka ne izlesek?

Yazı: Burcu Teker

Vizyon takviminden ve farklı platformların kataloglarından film, dizi, belgesel ve şov tavsiyelerimizi içeren ne izlesek seçkimizde Kleber Mendonça Filho imzalı The Secret Agent, Marvel Sinematik Evreni yenisi Wonder Man, Hugh Jackman ile Kate Hudson’ı buluşturan Song Sung Blue ve çok daha fazlası yer alıyor. 


O Agente Secreto / The Secret Agent (Vizyon, 30 Ocak)

Nedir: 1977 Brezilya’sında askeri diktatörlük gölgesinde Recife’ye dönen eski akademisyen Marcelo, oğluyla yeniden buluşma umuduyla girdiği kaotik sokaklarda hem devletin hem de toplumsal paranoyanın baskılarıyla yüzleşiyor. Kleber Mendonça Filho’nun, neo‑noir estetiği ve kara mizahı arkasına alıp bireysel travma ile politik gerilimi ustalıkla ördüğü filmi Cannes’da En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu ve FIPRESCI ödüllerine; Altın Küre’de de En İyi Erkek Oyuncu ve Yabancı Dilde En İyi Film ödüllerine mazhar olmuştu. Şimdi ise 98. Akademi Ödülleri’nde En İyi Film, En İyi Uluslararası Film, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kasting kategorileri olmak üzere dört dalda yarışta.

Neye benzer: Kaçaklığı ve fişlenmeyi değil; bunun sonrasını, kaybettirilmeyi, geride bırakılanları ele alması ve bu filmle benzer tonda bir öykü olmasından dolayı, işledikleri ile ABD basını tarafından az çok eşdeğer miktarda ödüle boğulmuş bir başka Brezilya yapımı I’m Still Here’ı akla getiriyor.

Kimler var: Başroldeki Wagner Moura’nın Oscar’a aday gösterilen ilk Brezilyalı oyuncu olduğunu söylemeden geçmeyelim. Licínio Januário, Tânia Maria, Rubens Santos, Maria Fernanda Cândido, Gabriel Leone, Udo Kier künyede göze çarpanlar. Atmosferin yoğunluğunu artıran, görsel yönetimden sorumlu isim ise Evgenia Alexandrova.

Utkan Çınar ile Zeynep Naz Günsal’ın The Secret Agent’a dair izlenimleri burada.

Wonder Man (Disney+, 28 Ocak)

Nedir: Destin Daniel Cretton ve Andrew Guest’in yaratıcısı olduğu; aynı adlı Marvel Comics karakterine dayanan mini seri. Komedi unsurlarını kullanırken elini korkak alıştırmamış olan dinamik yapılı proje, ihtişamlı günlerinin geride kaldığını düşünen Trevor Slattery’nin Hollywood’da kariyer kovalarken süper güçleri başına bela olan aktör Simon Williams ile aynı hayal paydasında geliştirdiği bir garip dostluğun izini sürüyor.

Neye benzer: Karakter işçiliğinin mizah ile çalıştığı, anlatısı insan ilişkileri ve kimlik üzerine kurulu, İngiltere dolaylarından süper kahraman hicvi Extraordinary.

Kimler var: Cretton’ın iki bölüm için kamera arkasına da geçtiği yapımda Emmy ödüllü oyuncu Yahya Abdul-Mateen II ile daha önce Iron Man 3, Marvel One-Shot: All Hail the King ve Shang-Chi and the Legend of the Ten Rings’te hayat verdiği Trevor Slattery karakteri için geri dönen Ben Kingsley lokomotif görevi görüyor. Kadroda rastladığımız simalar arasında Zlatko Burić, Arian Moayed, X Mayo, Lauren Glazier var. Müzikler, Shang-Chi’de de parmağı olan Joel P West imzalı.


Bunlar da var! 

Song Sung Blue (Vizyon, 30 Ocak)

Milwaukee’de yaşayan müzisyen çift Mike – Claire Sardina’nın gerçek hayat hikâyesinin portresini çizen Greg Kohs belgeselinin etkisinden çıkamayan Craig Brewer’ın hayata geçirdiği doküdrama. Yapım, Lightning and Thunder isimli Neil Diamond tribute gruplarıyla tutkularının peşinden koşan kara bahtlı kör talihli çiftin deneyimlerini konu ediniyor. Bu sempatik, ilgi çekici anlatının kalbinde, başarıya ulaşmaya çabalamanın getirdiği kırılganlık ve yalnızlığın da kendine büyük yer edindiğini söylemek mümkün. Mike Sardina rolü için Brewer ile hâlihazırda anlaşmış olan Jackman, CBS Sunday Morning’de ilk stüdyo albümü Glorious’u tanıtan Hudson’ın sesi ve enerjisinden o kadar etkilenmiş ki Brewer’ı casting konusunda sıkıştırmış. Bu isabetli ısrar, Hudson’a Almost Famous’ın 25 yıl ertesinde Akademi Ödülleri’nde yeni bir Oscar adaylığı getirdi.

Dargeçit (HBO Max, 29 Ocak)

1995’te Mardin, Dargeçit’te oğulları ve kardeşleri devlet güçlerinin elinde kaybolan ailelerin yaşadıkları; yıllardır Türkiye’deki cezasızlık, geçmişle yüzleşme, çatışma çözümü, adalet ve hakikat arayışı üzerine birçok tartışmaya kapı açmakta. Ancak 2015’te başlayabilen ilgili davanın duruşmalarını takip eden Dargeçit, yargının faillere karşı cezasızlık politikası ve tüm bu adaletsizlikler karşısında kayıp yakınlarının hukuk mücadelesini gözler önüne seriyor. Süreci ve yitirilmeye çalışılan hafızayı irdelerken, boğazda yumruya sebep (fakat duygu manipülasyonuna da yanaşmayan) bir belgesel sinema örneği ortaya koyuyor. 

Ekin Sanaç ve Merdan Çaba Geçer’in filmin hissettirdikleri ve düşündürdüklerine dair sohbeti buradan okunabilir.

Shrinking – 3. sezon (Apple TV+, 28 Ocak)

Üstesinden gelemediği yas sürecinde meslek etiğini hiçe sayarak danışanlarına içinden geçenleri bir bir söylemeye başlayan terapist Jimmy Laird ve şahsına münhasır meslektaşları tüm muzurluklarıyla geri döndü. İkinci sezonun son dakikalarını eşinin ölümüne yol açan sarhoş sürücü Louis’i affederek geçiren Jimmy, hayatındaki radikal değişimi göğüslemeye hazırlanıyor. Zira bir yandan kızı Alice’in üniversiteye gitmek üzere yanıbaşından ayrılması fikrini sindirmesi gerekirken diğer yandan mentoru Paul’un hastalığının ilerlemesi, kabul duygusunu daha da zor içselleştirilir hâle getiriyor. Başrollerinde Jason Segel, Harrison Ford ve Jessica Williams’ı izlediğimiz serinin yeni bölümlerindeki en tatlı ve de dokunaklı sürpriz, gerçek hayatta Paul karakteri gibi parkinson hastası olan Michael J. Fox cameosu. 

L’âme idéale / You Found Me (Vizyon, 30 Ocak)

Senaryoda Jean-Toussaint Bernard ile birlikte kalem oynatan Alice Vial’in fantastik unsurlar içeren romantik komedisi. Ölüleri görebildiği ve onların diğer tarafa geçmelerine yardım edebildiği gerçeğini tüm dünyadan saklayan Elsa’yı (Magalie Lépine Blondeau) takip ediyoruz. Eşsiz yeteneğinin romantik meselelerde reddedilmelere yol açacağına inandığından aşktan ümidi kesip kendini işine ve pek tabii yalnızlığa adıyor baş karakterimiz. Ta ki ölmüş olduğunun farkında olmayan Oscar (Jonathan Cohen) ile tanışana dek… Gerçeklik ile öteki dünya arasındaki sınırlarla oynayan yapım; şefkat ve gizemle dolu bir aşk öyküsü aracılığıyla arzu, keder ve kendini yeniden tanımlama kavramlarını keşfe çıkan türden. 

Hiçbir Şey Normal Değil (HBO Max, 29 Ocak)

Naturland’in terk edilmiş koridorlarında dolaşıyor, hem gerçek tanıklıklar hem de kurmaca kırılmaların birbirine geçirildiği tekinsiz bir anlatıya davet ediliyoruz. Bir zamanların “çevre dostu” ütopyasının renkli mimarisi ardında birikenler, mekânın hafızası üzerinden titizlikle açığa çıkarılırken; farklı türleri maharetle harmanlayan Hiçbir Şey Normal Değil de izleyicisini “Neye inanmalı?” sorusuyla baş başa bırakıyor. Ceylan Özgün Özçelik’in yazıp yönettiği film, gerçek bir eko-otelin tarihçesini, tamamı kurmaca olan karakterlerle iç içe geçiriyor.

Take That (Netflix, 27 Ocak)

90’larda büyük liste başarısı yakalayan İngiliz boyband Take That hakkında 35 yıla yayılan arşiv görüntüleri ve yeni röportajlarla hazırlanan belgesel dizisi. Take That üyelerinin de kamera karşısına geçtiği yapım; grubun yükselişini, dağılma sürecini ve kalıcı mirasını “içeriden” bir anlatıyla ele alıyor. Gary Barlow parçası oldukları dönemin “inanılmaz bir baskı” yarattığını söylerken, Robbie Williams’ın ayrılığı da serinin odak noktalarından biri. 


I Saw The TV Glow
Gözden kaçmasın

*Bridgerton – 4. sezon 1. kısım (Netflix, 29 Ocak)

*The Wrecking Crew (Prime Video, 28 Ocak)

Hâlâ izlemediyseniz

*Portrait de la jeune fille en feu / Portrait of a Lady on Fire (HBO Max, 28 Ocak)

*Uncle Boonmee Who Can Recall His Past Lives (MUBI, 18 Ocak)

*Small Things Like These (HBO Max, 14 Ocak)

*I Saw The TV Glow (TOD)

*Young Adult (Netflix, 23 Ocak)