Yayınevleri 2025’e iz bırakan kitapları paylaşıyor
Hazırlayan: Bant Mag.
Aras Yayıncılık, Metis Yayınları, Siren Yayınları, Umami Kitap, Domingo Yayınevi, April Yayıncılık, Dedalus Kitap ve 160. Kilometre’ye 2025’e iz bırakan kitaplarını sorduk.

ARAS YAYINCILIK
Betül Bakırcı yanıtlıyor.
2025’te yayıneviniz bünyesinde basılmış kitaplardan en çok iz bırakanlar hangileri?
Aras Yayıncılık Ermenice edebiyata, kültüre ve dile açılan pencere olma vizyonuyla 2025’te de okurlarını Türkiye’de belki hiç duyulmamış belki de zamanla unutulmuş yazarlar ve anlatılarıyla buluşturdu. Bu yıl edebiyattan tarihe tiyatrodan biyografiye pek çok eser yayımladık. Ancak bunlar arasında şüphesiz çok konuşulan ve iz bırakan kitaplar oldu.
İlki Sırpuhi Düsap’ın kaleme aldığı ve Maral Aktokmakyan çevirisiyle okurla buluşan Mayda. Aras Yayıncılık’ın “İstanbullu Ermeni Kadın Yazarlar” başlıklı yeni edebiyat dizisinin ilk kitabı olan Mayda, yalnızca bir roman değil; hem edebi hem de toplumsal başkaldırının simgesi olarak karşımıza çıkıyor. Düsap’ın 1883’te İstanbul’da yayımlanan eseri, Batı Ermenicesi edebiyatında bir ilki temsil ediyor. Öyle ki roman adeta kadın kimliğini ve kadına biçilen toplumsal rolleri edebiyat aracılığıyla sorgulayan öncü bir sese dönüşüyor.
Yıl içinde öne çıkan bir diğer kitap, Mayıs ayında Rober Koptaş çevirisiyle yayımladığımız Tavanın Öte Yanı oldu. Daha önce Tavan romanıyla okuru derinden etkileyen Rober Haddeciyan’ın devam niteliğindeki eseri bireysel ve kolektif hafıza arasındaki ilişkiyi sorgularken, göçün hem fiziksel hem de düşünsel sonuçlarını görünür kılıyor. Haddeciyan’ın güçlü gözlem yeteneği ve dilindeki ölçülülük, bu romanı devam kitabı olmaktan çıkarıp başlı başına bir edebi duruşun ifadesi haline getiriyor.
Bir diğer önemli kitap, Ohannes Şaşkal çevirisiyle okurla buluşan Güzel Şeyler Tesadüf Etsin. Modern İstanbul Ermenice şiirin kurucu isimlerinden Haygazun Kalustyan’ın toplu şiirlerinden oluşan bu eser, Şaşkal’ın titiz ve güçlü çevirisiyle Türkçede hayat buldu. Kalustyan’ın şiiri yoksullukla biçimlenmiş bir hayatın, erken yaşta omuzlanan geçim mücadelesinin, açlığın, eşitsizliğin ve ayrımcılığın derin izlerini taşırken, bireysel deneyimi kolektif hafızaya dönüştürme gücüyle de dikkat çekiyor.
Son olarak, bu yıl tekrar baskısını yaptığımız Sessiz Ricat’ı anmak gerekir. Şahan Şahnur’un başyapıtı olarak kabul edilen ve ilk kez 1929’da yayımlanan bu roman, 20. yüzyıl Ermenice edebiyatın en güçlü metinlerinden biri. 1915 sonrasında yeni bir hayata tutunmaya çalışan, Felaket’in hem tanığı hem kurbanı olan bir kuşağın ıstırabını merkezine alan Sessiz Ricat, dil ve üsluptaki yenilik arayışı, anlatımdaki hareketlilik, erotizm ve duygusal yoğunluğuyla bugün hâlâ nefes nefese okunan bir roman olarak nitelendirilebilir.
2025’te basılan diğer kitaplar arasından sizde en çok iz bırakanlar ya da önerileriniz neler?
Benim için 2025’te iz bırakan iki kitap var. İlki Rober Haddeciyan’ın Tavanın Öte Yanı. Haddeciyan’ın bu romanı bireysel hafızayla toplumsal bellek arasındaki kırılgan ilişkiyi, yerinden edilme duygusunu ve göçün zihinsel tortularını son derece ölçülü, duru bir dille ele alıyor. Tavan’dan aşina olduğumuz evreni genişletirken, kendi bütünlüğü ve ağırlığı olan bağımsız bir edebi yapı kuruyor.
Diğeri ise Yervant Gobelyan’ın Memleketini Özleyen Yengeç ve Gıyanki lusantsken [Yaşamın Kıyısından] adlı öykü kitaplarını yıllar sonra tek ciltte bir araya getirdiğimiz Yaşamın Kıyısındaki Yengeç. Hagop Gobelyan çevirisiyle okurla buluşan eser, Gobelyan’ın sade ve içten üslubunu tüm açıklığıyla hissettiriyor. Yazarın zihninde ve kalbinde taşıdığı İstanbul sokakları, göçmen mahallelerin emekçi, onurlu ve mütevazı insanları; hamallar, kahve müdavimleri, sokak satıcıları ve gündelik hayatın isimsiz kahramanları öykülerde yeniden can buluyor. Adeta İstanbul’un gündelik yaşam panoramasını gözler önüne seren bu metinler, kentin kaybolmaya yüz tutmuş hafızasını, sınıfsal ve kültürel katmanlarıyla birlikte bugüne taşıyor.
Okurlara gönül rahatlığıyla önereceğim kitap ise Çok Uzak Çok Yakın. Mehmet Fatih Uslu’nun 2011-2023 yılları arasında farklı mecralarda yayımlanmış yazılarıyla ilk kez gün ışığına çıkan incelemelerini bir araya getiren bu derleme, alt başlığında söylendiği gibi Osmanlı’dan Türkiye’ye modern Ermenice edebiyatı tanımak için kılavuz niteliğinde bir çalışma. Uslu, 19. yüzyılın ikinci yarısından günümüze uzanan bir hat kurarken, metinleri akademik bir mesafeden değil, okurunu gözeten, açık ve rahat bir dille ele alıyor. Bugün Ermenice edebiyata nereden, nasıl başlayacağını bilemeyen okurlar için Çok Uzak Çok Yakın ufuk açıcı bir başlangıç sunuyor.

METİS YAYINLARI
Savaş Kılıç yanıtlıyor.
2025’te yayıneviniz bünyesinde basılmış kitaplardan en çok iz bırakanlar hangileri?
Georgi Gospodinov‘un Bahçıvan ve Ölüm’ü bu yıl Metis’in en çok ilgi gören kitabı. Empati yüklü, şiirsel bir yas anlatısı olarak okurda geniş yankı bulması ve yazarını daha büyük bir okur kitlesine ulaştırması bizim için beklenmedik ve güzel bir gelişme oldu.
2025’te basılan diğer kitaplar arasından sizde en çok iz bırakanlar ya da önerileriniz neler?
Ulus Baker’in Ağustos’ta çıkan Makine-Dil‘i (Birikim Yayınları) külliyatı tamamlamasıyla da içeriğiyle de önemli göründü bize. Baker’in metinleri Metis’te yayımladığımız kitaplarla da diyalog halinde.

SİREN YAYINLARI
2025’te yayıneviniz bünyesinde basılmış kitaplardan en çok iz bırakanlar hangileri?
Vigdis Hjorth’tan Annem Öldü Mü (çeviren: Dilek Başak) ile Agustina Bazterrica’nın Leziz Kadavralar’ı gerek gördükleri ilgi gerek de yarattıkları etkiyle 2025’te yayımladığımız kitaplar arasında en çok iz bırakanlar sanırım. Vigdis Hjorth Türkçede Miras ile tanındı ve sevildi; Annem Öldü Mü daha farklı, daha içsel bir hesaplaşma ama Hjorth yine kutsal aileyi sorguluyor ve bunu son derece özgün ve özgürleştirici bir biçimde yapıyor. Seda Ersavcı çevirisi Leziz Kadavralar distopik bir roman, ‘yemelik’ insan yetiştirilen bir dünya resmi çiziyor bize, sarsıcı ve düşündürücü, hem çağdaş edebiyatla hem de çağdaş dünyanın gidişatıyla ilgilenenlere öneriyoruz.
2025’te basılan diğer kitaplar arasından sizde en çok iz bırakanlar ya da önerileriniz neler?
Bu yılki kitaplarımız arasında benim kişisel favorim Roger van de Velde’den Çatırdayan Kafatasları (çeviren: Gül Özlen). Van de Velde’nin kitabı kayıp bir mücevher adeta, genç yaşta ölen Flaman gazeteci bu öykü koleksiyonunda cezaevinin psikiyatri koğuşunda yattığı dönemden yola çıkarak karakter portreleri derliyor; insani zaafları ve hassasiyetleri delilik denen olgu üzerinden ele alıyor. Ağırbaşlı ve vurucu bir metin bu, iz bırakıyor… Ağırbaşlı ve vurucu demişken yılın son günlerinden yayımladığımız, Tijan Sila imzalı Saraybosna Radyosu’nu da önermek isterim; Sila savaş sırasında büyüdüğü Bosna’yı sade, süssüz bir üslupla anlatıyor burada, anlatıyı samimi bir biçimde kurgulayarak kişiselleştiriyor. Fonda Judas Priest çalarken anlatıcı ergenliğe adım atıyor ve o sırada şehre bombalar yağmaya devam ediyor – geçen yıl bizi en çok heyecanlandıran kitaplardan biriydi, Ayça Sabuncuoğlu çevirisi.

UMAMİ KİTAP
Seçil Epik yanıtlıyor.
2025’te yayıneviniz bünyesinde basılmış kitaplardan en çok iz bırakanlar hangileri?
Bu yıl Umami’den iki kitap çıkardık. İlki bir çeviri romandı; Torrey Peters’ın Detransition’ Baby romanını Erdem Gürsu ve Mina Çakmak çevirisiyle Dön, Bebeğim başlığıyla Türkçeye kazandırdık. İkincisiyse Türkiye’den 14 kuir şairin şiirlerini bir araya getiren Fourteen Umami Poems Şiir Antolojisi’ydi. En çok iz bırakan da bu şiir antolojimiz oldu; hem Umami hem de okurlar için heyecan verici bir projeydi şiir antolojisi.
2025’te basılan diğer kitaplar arasından sizde en çok iz bırakanlar ya da önerileriniz neler?
2025’te bizi en çok heyecanlandıran kitap McKenzie Wark’un Livera Yayınları’ndan çıkan, çevirmenliği Gülkan Noir tarafından yapılan Örümcekler İçin Felsefe – Kathy Acker’ın Alçak Teorisine Dair kitabı oldu. Ayrıca aynı yayınevinden Kathy Acker külliyatından başka kitapların da geleceğini duymak sevindirici.

DOMİNGO YAYINEVİ
2025’te yayıneviniz bünyesinde basılmış kitaplardan en çok iz bırakanlar hangileri?
Alfred Hitchcock Sunar: Annemin Bana Asla Anlatmadığı Hikâyeler – Gerilim Ustasının En Sevdiği Öyküler
Benim Adım Lucy Barton – Elizabeth Strout
Geri Verilen Kız – Donatella Di Pietrantonio
Muazzam Dünya: Beş Duyunun Ötesine Yolculuk – Ed Yong
2025’te basılan diğer kitaplar arasından sizde en çok iz bırakanlar ya da önerileriniz neler?
Sonsuza Dek Sürüyor, Derken Bitiyor – Anne de Marcken (Metis Kitap)
İrlanda Defteri – Meltem Gürle (Can Yayınları)
Bir Noel Hikâyesi – Alejandro Zambra (Notos Kitap)

APRIL YAYINCILIK
2025’te yayıneviniz bünyesinde basılmış kitaplardan en çok iz bırakanlar hangileri?
Yunanca Dersleri, Han Kang – Dil, sessizlik ve yas üzerinden insan ruhunun en kırılgan yerlerine dokunan, ölü bir dil üzerinden hayatı sorgulayan, derinlikli bir roman. Nobel edebiyat ödüllü Han Kang‘ın yarattığı evren büyüleyici.
Dünyalılar, Özgür Mumcu – Türler arası karşılaşmanın, gezegen çapında komploların ve kırılgan umutların romanı. Yalnızca geleceği değil, geçmişimizi de yeniden sorgulatan soluk soluğa bir macera.
Bozuk Para, Yasmin Zaher – Göç, sınıf ve beden politikalarını keskin ve sarsıcı bir anlatıyla ele alan bir edebiyat meydan okuması. Önümüzdeki yıllarda Yasmin Zaher’in ismini daha sık duyacağız.
Servet Şehri, Roger Crowley – Akdeniz’in güç dengelerini, ticareti ve imparatorluk hayallerini epik bir tarih anlatısıyla yeniden kuran bir çalışma. Roman tadında tarih kitaplarının yazarı Crowley’nin odağında bu kez Venedik var.
Her Şey Konuşacak, Melida Tüzünoğlu – Tüm ihtişamıyla tasarımların, tüm çelişkileriyle yakın tarihin ve tüm naifliği ile insanlığın coşkulu, trajikomik romanı.
Hasret Koordinatları, Shubhangi Swarup – Coğrafya, bilim ve insana dair her türlü duyguyu buluşturan, sınırları aşan, zamanlar üstü bir edebiyat yolculuğu.
2025’te basılan diğer kitaplar arasından en çok iz bırakanlar / önerileriniz.
Mine Soysal, Yaşasın Kitap – 32 kısa öykü, günümüz gençlerinin kitap okuma hallerini etkileyen psikolojik ve toplumsal koşulları çarpıcı ayrıntılarla hikâyeleştiren müthiş bir başucu kitabı.
Ali Ercan, Think Tank: ABD Dış Politikası ve Düşünce Kuruluşları – Bir süper gücün yalnızca tanklarla, uçak gemileriyle ya da ekonomik yaptırımlarla değil; fikirlerle, raporlarla ve stratejik söylemlerle de dünyaya yön verdiğini gösteren, Türkiye için önemli ipuçları barındıran yılın en iyi kurgudışı kitaplarından.
Metin Celal, Hep Yaşadığımı Hatırlatıyorum Kendime – Kültür, sanat ve yayın dünyamızın ilham veren isimlerinden Metin Celâl, adını Oktay Rifat’ın bir şiirinden alan “Hep Yaşadığımı Hatırlatıyorum Kendime”de yazıya, kitaba, yayıncılık ekosistemine, okuma kültürüne dair müthiş anılar paylaşıyor, mikro-tarihin en iyi örneklerinden birine imza atıyor.
Harriet Muncaster, Isadora Moon ve Mirabelle Serisi – Farklı olmanın bir güç olduğunu hatırlatan; sihir, mizah ve sıcacık dostluklarla örülü dünyalarda çocuklara hayal kurma cesareti ve kendileri olma mutluluğu aşılayan son yılların en güçlü yazarlarından Muncaster, Isadora Moon ve Mirabelle adlı karakterlerini başrolde olduğu çocuk kitapları okunmaya, paylaşılmaya değer.
Tara Swart, The Signs: The New Science of How to Trust Your Instincts – Bilinç kavramının doğasına dair çarpıcı teoriler kuran, çevremizdeki işaretlerle derin bir bağ kurmanızı sağlayacak dönüştürücü araçlar sunan bir kitap bu, sezgilerimize güvenmeniz ve güçlü, canlı, farkında bir şekilde kendimize ve hayata inanmamız için bir çağrı.

DEDALUS KİTAP
Esin Çalışkan yanıtlıyor.
2025’te yayıneviniz bünyesinde basılmış kitaplardan en çok iz bırakanlar hangileri?
Leopar Desenli Şapka. Oldum olası yas üzerine kitaplar okumak konusunda çetrefilli bir ilişkim var; ne derler bilirsiniz, burdasın ama dokunamıyorum, çok saçma. Genel olarak ölüm konulu şeyler okumak biraz saçma, kabul edelim. Bir çatıdan baktığınızda içgüdüsel olarak tüylerinizi ürperten o his gibi; yanağınızı yalayan soğuk, sanki kemiklerinizi soğutmuş gibi bir his… Anlayın işte. Anne Serre ile tanışmak da bizim için böyleydi. Önce Fransızca birkaç cümleyi kendi dilime çevirmeye çalıştım; eciş bücüş bir şey gibi geldi gözüme. Sonra İngilizce, sonra Türkçe… Derken fark ettim ki mesele harflerde değil; anlamdaydı: İnsanın çaresizliği, umudu, inadına inadına direnişi, tükenişi. Bir yerde anlamı kaybederseniz korkuya gerek yok; o hâlâ orada. Dokunamıyorsunuz işte, çok saçma.
Aşk, ölümden çok daha önemli. Ve sevmek için katliam yapmak çoğu zaman kaçınılmaz. Kural bu.
Daha tasasız bir şeyler okumak isteyenler için de birkaç önerim var. Gerald Murnane’in Ilgın Yolu, Nobel dedikodularının baş tacı, ama at yarışlarına takıntılı; anlayacağınız hem edebiyatın zirvesini hem de bahis heyecanını bir arada sunuyor. Ferdi Lennon’un Muhteşem Zaferler’i, sahneye çıkan yeni Irish zihinlerin kitabı; öyle klasik, dimdik postürlü tiplerin yaptığı türden değil. Kendi ritmi, kendi sesi var. Hem güldürüyor hem de sayfalar ilerledikçe insanı kendi kabuğundan hafifçe çıkarıyor. Ve 1970’lerin Çavuşesku Romanya’sından Şişeye Tıkılan Şeyler, akıl uçuran bir ilk kitap; baskı, tarih ve insan ruhunun direnişiyle karşı karşıya bırakıyor.
2025’te basılan diğer kitaplar arasından en çok iz bırakanlar / önerileriniz.
Kitap okuma konusunda tüm alışkanlıklarımı sarsan bir yıldı bu. Yılın başında oturduğum evden sonra bir ev değiştirdim; bu sırada yüzlerce PDF’in ilk elli sayfasını okudum, yazın yeni bir eve taşındım ve evet, yıl sonunda daha yeni bir evdeydim. Ve kitaplar… Yeni evlere taşınırken hem kütüphane hem de kafamın yükü olarak üzerime çöktü. Uzun lafın kısası, yer değiştirmeler sırasında elime aldığım eski kitaplar ve yeni kitaplar arasında gidip geldim. Oscar Wilde’a ait eski bir edisyonu ararken kitapçıda gördüğüm Thomas de Quincey’den Suspiria De Profundis, her şeyiyle çok ilginç bir bağımlılık anlatısıydı. Medusa Yayınları’ndan Eliza Clark imzalı Kefaret, suç ve vicdanın peşpeşe çarpıştığı bir kitap; kendi vicdanınızı ölçmek de cabası. Alice Zeniter romanı Kaybetme Sanatı, kaybın, aidiyetin ve zamanın ince oyunlarını öyle bir dengede anlatıyor ki etkilenmemek mümkün değil. Biraz da yerliden bahsedecek olursam: Melisa Kesmez’in Çiçeklenmeler’i, sanki bir bahar sabahında sokakta yürüyormuşsunuz gibi yavaş ve gözle görünmeyen detaylarla dolu. Ayşe Burçak’ın Aşklar ve Hayaletler’inde, aşk o kadar dev ki fark etmeden bütün dünyayı ona bırakıyorsunuz. Neyse, aşk da ölüm gibidir belki de… Kim bilir?

160. KİLOMETRE
Ömer Şişman yanıtlıyor.
2025’te yayıneviniz bünyesinde basılmış kitaplardan en çok iz bırakanlar hangileri?
2025’te beşi tekrar baskı olmak üzere 25 kitap yayımladık.
2025’in bizim için en çok iz bırakan işi, şüphesiz, Lawrence Ferlinghetti’nin Başkaldırı Sanatı Olarak Şiir kitabı. Bu kitap bizim için sadece bir yayıncılık faaliyeti değil; bir “çemberin tamamlanması”ydı.
160. Kilometre’yi kurduğumuz 2011 yılından beri yayın programımıza almayı arzuladığımız, ancak çeşitli sebeplerle 14 yıl beklemek zorunda kaldığımız bir hayaldi bu. 15. yılımıza kuruluşta basmayı amaçladığımız kitapla girdiğimiz için mutluyuz. Ferlinghetti’nin şiiri “uysal bir estetik nesne” olmaktan çıkarıp hayatın ve politikanın tam ortasına, bir “başkaldırı aracı” olarak yerleştiren manifesto niteliğindeki sesi, yayınevi olarak bizim de çıkış noktalarımızdandı.
Bu kitabın 2025’te yayımlanması, 160. Kilometre’nin kuruluş günlerine bir selam olduğu kadar şiirin bugün her zamankinden daha fazla “tehlikeli”, “yabanıl” ve “muhalif” kalması gerektiğine dair inancımızın da bir tazelenmesi oldu.
Bütün bu kitap yağmuru arasında ne kadar fark edilir bilmiyoruz ama Başkaldırı Sanatı Olarak Şiir zamanlar ötesi çok önemli bir kitap.
Dört Ayaklı Şehir’le beraber hazırladığımız Hayvanlara Şiirler seçkimiz sadece bir seçki değil; bir tür “etik hizalanma” önerisi olarak iz bıraktı.
Bunun yanı sıra Ahmet Güntan’ın 70. yaş kitabı 7’lik Hitaplar., okurların uzun zamandır tekrar baskısını beklediği diğer Güntan şiir kitapları, Reşit İmrahor’dan Kuvve’den Fiile, Mustafa Irgat’ın toplu şiirleri, Ömer Aygün’ün tüm verimini (şiir, çeviri, yazı) bir araya getiren Canım Vatan Dünya ve hiciv dizimizin yeni üyesi Neyzen Tevfik’in hicivleri yılın iz bırakan diğer çalışmalarıydı.
Bunları yayımlarken Diyar Atak, Rıdvan Gecü, Münir Yenigül, İlker Hepkan, Yiğit Bağcı, Oğuzhan Kayacan gibi güncel seslerin ve Levent Karataş ile Efe Murad’ın yeni kitaplarına da yer verdik.
Son olarak, şiir üzerine metinler yayımlamayı sürdürdük: Murat Üstübal ile Bülent Keçeli’nin Ücra’ça konuşmalarını, uzun zamandır baskısı olmayan Cetvelle Çizilmiş Dağınıklık (Ali Özgür Özkarcı) ve şiirgeldikelimedeboğuldu. ile İyot.’u (Ahmet Güntan) yayımladık.
2025’te basılan diğer kitaplar arasından en çok iz bırakanlar / önerileriniz.
Nazmi Ağıl’ın Emily Dickinson seçkisi Bana Hiç Yazmayan Dünyaya önemli bir çalışma. Mutlak çeviri diye bir şey yok ama bu tür şairlerin mutlak bir çevirisi hiç olmaz, her çeviri “çevirilerden bir çeviri, yorumlardan bir yorum”dur ve ne kadar ciddi yorum eklenirse o kadar zenginleşiriz, farklı çeviriler birbirinin muadili/rakibi değil tamamlayıcısı olurlar. Ne kadar Dickinson çevirisi varsa o kadar Dickinson olur Türkçede. Nazmi Ağıl kitap boyunca çeviri ve detaylı notlarıyla mühim bir iş çıkarıyor.