/dergi/no73/2020-en-iyi-100-yabanci-album/
198435

Küresel müzik sahnesinin her katmanıyla büyük sınavlar verdiği 2020, üretim anlamında baş döndürücü bir yıldı. Kimi bu zorlu senenin getirdikleriyle şekillenmiş, kimi de gerçeklerden kaçış imkânı sunması itibariyle bu yıla iz bırakmış 100 yabancı albümü sıralamak hiç de kolay olmadı. Müziğin iyileştirici gücünü tekrar tekrar hatırladığımız; dayanışmadaki rolünün altının bir kez daha kalın bir şekilde çizildiği 2020’nin bizce en iyileri…

Müzik değerlendirmeleri: Ant Arın Şermet, Asena Büyük, Aylin Güngör, Bahriye Şevval Gülteki, Berk Çakmakçı, Berk Sayan, Biçem Kaya, Cansu Çubukçu, Cem Kayıran, Da Poet, Deniz Bankal, Deniz Cuylan, Doruk Karaca, Ece Özel (Year Zero Radio), Ekin Sanaç, Güven Yalın, Leyla Aksu, Mehmet Ağaoğlu, Mehmet Ekinci, Melike Karabaş, Mine Metin, Nazlı Bulum, Taner Yücel, Taylan Yılmaz, Ümit Üret (Root Radio), Yiğit Atılgan

Müzik değerlendirme yazıları: Ant Arın Şermet, Asena Büyük, Berk Çakmakçı, Berk Sayan, Biçem Kaya, Cem Kayıran, Deniz Bankal, Deniz Cuylan, Doruk Karaca, Ekin Sanaç, Güven Yalın Leyla Aksu, Taylan Yılmaz, Yiğit Atılgan

100- Beabadoobee – Fake It Flowers  
(Dirty Hit)

Beatrice Laus bir milenyum genci ancak 90’larda yaşamak istediğini söylüyor. Nitekim ilk göz ağrısı albümü de bu yıllara göz kırpmakta. B.K.

“Charlie Brown”

99- Dijit – Hyperattention
(Youth) 

Mısırlı sanatçı Dijit, dinleyicilerine trip hop beatleri ve soyut atmosferi ile alışılmışın dışında bir tecrübe vadediyor. Yaptığı müziğin 20-25 yıl önce zirve yapsa da Dijit’in karakteristik nüanslarını dinlemek keyif verici. D.K.

”We’re the Dead”

98- Free Range – Carmy Horses  
(Osàre! Editions)

Matt Weiner ve Ernestas Sadau ikilisinin 2020’de yayımladığı ikinci uzunçalar, endüstriyel teknonun sonik sınırları içinde gezinse de katı ses tabakalarından ziyade soyut, hatta yer yer uzak gezegenlerde vuku bulduğunu hissettiren parçalardan oluşuyor. G.Y.

“Junk Food Overdose”

97- ela minus – acts of rebellion
(Domino)

2020’nin heyecan verici elektronik müzik keşiflerinden Ela Minus, Kolombiya’dan son yıllarda çıkan özgün seslerden biri. İlk albümündeki şarkıların prodüksiyonu, sözleri ve akla gelecek tüm detaylarında kendi imzası var. D.K.

”el cielo no es de nadie”

96- Peaking Lights – Escape
(Dekmantel)

Peaking Lights, Amsterdam’ın elektronik rüzgârından nasibini almış. İkili, Indra’nın tertemiz bir prodüksiyonun üstüne serpiştirdiği sesiyle; dub, reggae ve krautrock gibi farklı sulara dalıp çıkıyor, harikalar yaratıyor. A.B.

“The Dammed”

95- The Soft Pink Truth – Shall We Go On Sinning So That Grace May Increase?
(Thrill Jockey)

Drew Daniel, yarısını oluşturduğu esas meşgalesi Matmos ile tuhaf işitsel konseptlerin peşinden tutkuyla giden bir isim. Solo projesi ile de benzer bir deneysel yaklaşımı özgün house parçaları ve metal/punk coverlarına uygulayan Daniel, bu sefer Trump ABD’sinin kaosuna bir tepki verdi, öfke ve yılgıdan huzur damıttı. Y.A. 

“That”

94- Jeff Parker – Suite for Max Brown 
(International Anthem)

Tortoise gitaristi Jeff Parker, alışılmışın tersine kürek çektiği kariyerinin en üretken dönemlerinden birini geçiriyor. Bir besteci olarak da ne denli yenilikçi ve açık fikirli olduğunun ispatı niteliğinde bir albüm Suite for Max Brown. C.K.

“Fusion Swirl”

93- Sparkle Division – To Feel Embraced
(Musex International)

90’lar sonu 2000’ler başına gidiyoruz; trip hop, IDM, electronica gibi türlerin merkezine ya da daha geriye, acid jazz yıllarına… Bu müzikler sayesinde o yıllarda tanıştığımız caz ile harmanlanmış elektronik doku, William Basinski gibi bir ses kâşifinin elinde cilalanarak günümüze taşınıyor. B.S.

“Oh Henry!”

92- Woodkid – S16 
(Island Records)

Woodkid, 7 yılın ardından alevlendirdiği bu albümde endüstriyel yıkıma dikkat çekiyor. Sanayi alanlarının, devasa iş makinelerinin seslerini kullanıyor ve insanlığın doğada açtığı yaralara işaret ediyor. Metalik seslere, tabii ki senfonik ögeler eşlik ediyor. B.K.

”Goliath”

91- Working Men’s Club – Working Men’s Club
(Heavenly Recordings)

Punk, synth pop ve rock’n’roll’un kol kola girdiği bir evrenden seslenen Working Men’s Club’ın ilk albümü. Yorkshirelı grup albüm boyunca deneysel sularla klasik synth tınıları arasında keyifli bir çizgi yakalarken Kraftwerk’i andıran robotik vokaller de kolaylıkla akılda kalıyor. A.A.Ş.

“Be My Guest” 

90- Bill Callahan – Gold Record
(Drag City)

Gitar elde; anlattığı hikâyeler, küçük dünyalara açtığı kapılarla yoluna devam eden Callahan, her hafta bir şarkı yayımlayarak paylaştığı bu sade taslaklarla sınırlarını esnetiyor. Americana esintili abartısız aranjmanların arasında sesinin ağırlığıyla, hayatın puslu anları usta bir kalemle çiziliyor. L.A.

“Breakfast”

89- Haim – Women in Music Part III
(Haim Productions)

Danielle, Este ve Alana Haim kardeşlerin üçüncü stüdyo albümünü öncekilerden daha yukarıya taşıyan iki unsur var: içtenlikleri ve enstrümantal özgürlükleri. Depresyon, ilişkiler, arkadaşlıklar ve diğer tüm dünya dertleriyle dürüstçe yüzleşen Haim müziğinde kendinize dair bir şeyler bulmak mümkün. A.B.

“3 am”

88- Keeley Forsyth – Debris  
(The Leaf Label Ltd)

Uzundur duyduğunuz en yürek burkan, en kalp kırıcı ses tonunu duymaya hazırsanız, oynat tuşuna basabilirsiniz. İngiliz aktris şaşırtıcı ilk albümünde yıkıcı bir depresyonla nasıl baş ettiğini anlatırken, bu iddianın hiç de mübalağa olmadığını anlayacaksınız. Forsyth, 2017’de konuşma yetisini dahi kaybettiği bir psikolojik ve fiziksel çöküş yaşamış. O dönemin tüm kasveti bu albümde mevcut, tabii tünelin ucundaki ışık ve umut duygusu da düşük bir frekansla da olsa kendine yer bulmuş. B.S.

“Large Oak”

87- Sarah Davachi – Cantus, Descant 
(Late Music)

Minimalist besteci Sarah Davachi, üç adet kısaçalar ve bir canlı kayıt da sığdırdığı seneyi kendi etiketinden yayınladığı Cantus, Descant ile taçlandırdı. Bazılarının tarihi 15. yüzyıla dayanan altı farklı kilise orgunda kaydedilmiş, ağır çekim akor değişimleriyle dinleyicinin sabrını talep eden bir hipnoz seansı. Y.A. 

“Midlands”

86- Poppy – I Disagree
(Sumerian Records)

Yapışkan bir tatlılıktan rahatsız edici karanlıklara, Poppy deneysel ve hiperaktif dikişlerle birbirinden farklı dünyaları üst üste örüyor. Aynı parça içerisinde nu-metal’den avant-pop’a evrilen, J-pop’la özdeşleştirdiğimiz nakaratlardan dubstep dokunuşlarına dönen albüm, günümüzün tadını taşıyor. L.A.

“BLOODMONEY”

85- Janko Nilovic & The Soul Surfers – Maze of Sounds 
(Broc Recordz)

80 yıl önce İstanbul’da doğan ve bossa novadan funk’a, psikedelik cazdan sambaya uzanan bir müzikal serüvene atılan maestro Janko Nilovic, Rus grup The Soul Surfers’la fiyakalı ve retro bir yolculuğa çıkmış. Yarım saat uzunluğundaki albüm, dans pistlerinde eskitilecek şarkılarla dolu. G.Y.

“Tha Boogee”

84- Oklou – Galore
(TaP Records)

Fransız müzisyen Marylou Mayniel, Oklou projesiyle konsept albüm meraklılarını ihya eden bir işe imza attı. Galore, yeniden doğma ve özgürlük temalarını eşeleyen bir avangart pop güzelliği. G.Y.

“unearth me”

83- Sex Swing – Type II  
(Rocket Recordings)

Londra merkezli gürültücü grup Sex Swing, ikinci albümle kelimenin tam manasıyla tepemize kara bulutlar gibi çöktü. Earth, Bonnacons of Doom, Dethscalator gibi ekiplerden müzisyenlerin kurduğu bu süpergrubun müziği, ürkütücü ve karanlık bir atmosfere sahip. Çıkardıkları gürültü Swans’ınkini epey andırıyor, boğucu ve ayinsel. B.S. 

“Betting Shop”

82- Maarja Nuut & Sun Araw – Fantasias for Violin & Guitar 
(MIDA)

Estonyalı kemancı Maarja Nuut ve Los Angeles çıkışlı doğaçlama sevdalısı Sun Araw’un sonik buluşması. Anlaşılması, kavranması güç duyguları işitsel hazlara dönüştüren bir kayıt. Âna odaklanarak kaydedilmiş ve aynı şekilde dinlenmesi gereken bir ortaklık. C.K.

“Lily Fadeth Not”

81- Mac Miller – Circles
(Warner Records)

2018’de henüz 26 yaşındayken hayatını kaybeden rapçi Mac Miller’ın ardında bıraktığı kayıtlar, ailesi ve prodüktör Jon Brion sayesinde albüm oldu. Circles, Miller’ın bir rapçiden fazlası olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. D.K.

Blue World

80- Kamaal Williams – Wu-Hen
(Black Focus)

Kamaal Williams, caz, R&B, hip hop ve elektronik müziği bir araya getirdiği oyun alanından bir harika daha çıkardı. Albüm, özellikle pandemi döneminde dünya genelinde Doğu Asya ülkelerine karşı artan ayrımcılığa karşı da bir duruş temsil etme amacında. D.K.

”Mr Wu”

79- Oneohtrix Point Never – Magic Oneohtrix Point Never 
(Warp Records)

Daniel Lopatin’in kariyerine bir bakış niteliğindeki uzunçaları, konseptini radyo yayınları üzerine kurguluyor. Nitekim albüm boyunca bir şarkıdan diğerine zıplıyor, tıpkı farklı radyo istasyonları arasında ilerliyor gibi hissediyoruz. Brian Eno etkilerini de hissettiğimiz çalışmada sinyali kaybeder gibi olduğumuz anlar bile yaşıyoruz.. B.K.

“Lost But Never Alone”

78- Julianna Barwick – Healing is a Miracle 
(Ninja Tune)

Barwick’in, Sigur Rós’tan tanıdığımız Jónsi, yetenekli arpist Mary Lattimore ve prodüktör Nosaj Thing’le düetlere yer veren albümü, ilhamını insan vücudunun kendini iyileştirme gücüne dair farkındalıktan alıyor. Bu atmosfere daldığımızda, zamanın dönüştürme ve değiştirme gücünü de hissediyoruz. A.B. 

“Flowers”

77- The Orielles – Disco Volador    
(Heavenly Recordings)

İngiliz grup The Orielles, uzaya gitmenin farklı yollarını aramaya devam ediyor. Bu yollar diskodan da geçiyor, garaja kurulmuş stüdyolardan da. Bu albümü dinlemek, 10 yıl önce arkaoda’da ya da Peyote’deki Kırık Çizgi konserlerini hatırlatıyor. C.K.

“Bobbi’s Second World”

76- The Garden – Kiss My Super Bowl Ring 
(Epitaph)

Bu albümün açılışına “Lütfen ses ayarlarıyla oynamayın” minvalinde bir uyarı yakışırdı. Lo-fi ve yapıbozucu bir estetikle üreten ikizler The Garden, müzikal uçlar arasında gönlünce zıplıyor. Sürprizlere, öd patlamalarına hazır olun. C.K.

“A Struggle”

75- Nubya Garcia – Source
(Concord Jazz)

Londra caz sahnesinin yerleşik isimlerinden saksafoncu ve besteci Garcia’nın beklenen çıkış albümü, göz kamaştıran bir ustalık sergiliyor. Enstrümanıyla keşfe çıkarak geçmişin müzik mirasına göz kırpan Garcia, dub, reggae, R&B ve soul’u cazla harmanlayan, heyecan ve huzur aşılayan bir kutlama sunuyor. L.A.

“Source (ft. Ms Maurice, Cassie Kinoshi, Richie Seivwright)”

74- Laurence Pike – Prophecy
(The Leaf Label Ltd)

PVT ve Szun Waves üyesi, yetenekli davulcu ve çok yönlü müzik insanı Laurence Pike’ın ev günlerinde kaydettiği üçüncü solo albümü. Elektronik katmanlar ve perküsif enstrümanlarla çok boyutlu, nefes alıp veren kompozisyonlar. Hikâye kurgusundan ziyade bilinç akışı gibi. G.Y.

“New Normal”

73- Einstürzende Neubauten – Alles in Allem 
(Potomak)

Neubauten’ın suskunluğunu bozan Alles in Allem; yıkılmış, harabeye dönmüş dünyayı tüm gerçekliğiyle ortaya koyuyor. Albümde vurma, parçalama, delme sesleri ile kaotik gerçekliğimiz yeniden ve yeniden dinleyiciye hatırlatılıyor. Felaketlerin yılı, Blixa Bargeld’in sözcükleriyle geleceğe yankılanıyor. B.K.

“Zivilisatorisches Missgeschick”

72- The Avalanches – We Will Always Love You
(Modular)

Pastoral bir yaz hatırası niteliğindeki üçüncü The Avalanches albümü, kalabalık ve etkileyici bir konuk listesine sahip. Bir şarkıdan diğerine nasıl geçtiğini anlamadığınız, baştan sona mükemmel akan, yarattığı organik ses dünyası ile isminin hakkını tam anlamıyla veren bir albüm. B.Ç.

“Interstellar Love (ft. Leon Bridges)”

71- Hermetic Delight – F.A. Cult  
(October Tone Records)

Dream pop, post-punk, shoegaze anahtar türleri arasında karanlıktan umuda uzanan bir yolculuğa rehberlik ediyor Hermetic Delight. F.A. Cult, 2010’dan bu yana aktif olan Strasbourg menşeli grubun ilk uzunçaları ve 2020’nin bize sunduğu en umut verici çalışmalardan biri. “Rockstarları” âdeta bir iyileştirici bir mantra gibi içimizde dönüyor: “Anlamadığın yerde bana sor”. D.B.

“Unravel”

70- Taylor Swift – folklore
(Republic Records)

“Karantina döneminde hayal gücüm çılgın bir hâl aldı ve bu albüm o hayal gücünün bir sonucu.” Taylor Swift, COVID-19 döneminde binlerce kişilik stadyumları doldurmak için değil, kendi hayal dünyasına kaçabilmek için folklore albümüyle karşımıza çıktı. Bon Iver düeti ‘exile’, albümün zirve noktası. D.K.

”exile”

69- Bent Arcana – Bent Arcana   
(Castle Face)

Oh Sees’in beyni John Dwyer öncülüğünde bir araya gelen TV On The Radio, Sunwatchers ve Mr. Elevator üyeleriyle 70’lere ışınlayan bir fusion seansı. Krautrock severler ıskalamasın. C.K.

 “The Gate”

68- Jessie Ware – What’s Your Pleasure?
(PMR/Virgin EMI Records)

Dördüncü albümünde dans pistine kucak açan Ware’nin disko, funk, electro-pop ve R&B aralığında hayat bulan partisi bu. Omuz oynatan bas satırları, salındıran synthler ve akılda kalan melodilerle dinleyeni hem sıcak bir nostalji hem de günümüz sesleriyle yoğurulmuş bir dans müziği ziyafeti bekliyor. L.A.

”What’s Your Pleasure?”

67- Emma Ruth Randle & Thou – May Our Chambers Be Full 
(Sacred Bones Records)

Emma Ruth Rundle, yılın son çeyreğinde dinleyiciyle buluşturduğu May Our Chambers Be Full’da solo albümlerine de sızan karanlık atmosferi asıl yapıtaşı seçti. Bunu yaparken de Louisianalı sludge/doom grubu Thou’dan icra desteği alarak zifiri karanlığı pekiştirdi. A.A.Ş.

“Killing Floor”

66- The Strokes -The New Abnormal   
(RCA Records)

Yeni albümde grubun son birkaç yıla nazaran daha uyumlu göründüğü, birlikte müzik yapmaya istekli olduğu hissediliyor. Üzerlerindeki ölü toprağı atmak için bir hareket söz konusu ancak etkisi çok sınırlı. İddia edildiği gibi kendi nostaljisini yapabilen bir gruba dönüştüklerini düşünmek için orta tempo The Strokes’u andıran birkaç parçadan daha fazlasına ihtiyacımız var. B.S.

“Ode To The Mets”

65- Jorge Elbrecht – The Clouds Are Gone 
(Bağımsız)

7 şarkıdan oluşan 23 dakikalık The Clouds Are Gone; akustik gitarın ön planda olduğu, dingin vokalleriyle sarmalayan, bu kaotik yılda iç rahatlatan bir çalışma. Tıpkı Elbrecht’in önceki üretimleri gibi. A.A.Ş.

“The Springtime Brigade”

64- Denzel Curry & Kenny Beats – UNLOCKED 
(PH Recordings)

8 parça, toplam 17 dakika. Neredeyse rastgele birleştirilmişcesine tahmin zorlayan bir multimedya projesi. MF Doom esintili ara-sesleriyle ve her elementini kusursuz bir netlikte duyabildiğimiz pırıl pırıl prodüksiyonuyla, tek nefeste dinleyiciyi silkeliyor. D.B.

“DIET_”

63- John Frusciante – Maya
(Timesig)

Frusciante’nin yakın zamanda kaybettiği kedisi Maya’ya adadığı albüm, müzisyenin kendi adıyla yayımladığı ilk elektronik müzik işi. Bilgisayar ve makinelerle müzik yapmaya düşkünlüğünü birçok kez dillendiren Frusciante, gönülden bağlı olduğu UK jungle sahnesine selam duran albümünde nitelikli prodüksiyonlara imza atıyor. G.Y.

”Usbrup Pensul”  

62- Tobacco – Hot Wet & Sassy 
(Ghostly International)

TOBACCO, karakteristik arızalarının seviyesini biraz düşüyor; akılda kalıcı melodilerini iyice parlatıyor. Kendi tabiriyle “ince işçilik”, albümün DNA’sını oluşturan detay. Hot Wet & Sassy’nin tamamına tesir etmiş eşit dozlarda oyunbaz ve dingin bir hâl var. C.K.

“Chinese Aquarius”

61- Mary Lattimore – Silver Ladders
(Ghostly International)

Mary Lattimore, annesinden miras aldığı ve çocukluktan beri hayatının merkezine oturttuğu arp ile bir yandan Thurston Moore ve Kurt Vile gibi isimlere eşlik ederken, öte yandan da emin adımlarla sağlam bir solo kariyer inşa etti. Onunki teknik ustalıktan öte bir beceri, tek bir nota ile dinleyeni ilk öpücüğüne ya da terk edilişine götüren bir büyü. Y.A. 

“Don’t Look”

60- Danalogue & Alabaster DePlume – I Was Not Sleeping 
(Total Refreshment Centre)

Konfor alanlarını terk etmeyi alışkanlık edinmiş iki müzisyen, uzun zamana dayanan ortaklıklarını bir albümle taçlandırdı. Soccer96 ve The Comet Is Coming kadrolarından tanıdığımız Danalogue ve besteci, saksafoncu ve spoken word sanatçısı Alabaster DePlume, ses paletlerini çeşitlendirerek frapan, özgün ve esrarengiz bir işe imza atıyor. C.K.

“That’s Not Your Furniture”

59- Fleet Foxes – Shore  
(ANTI‐)

Solist Robin Pecknold’un  “Bilinmeyenin getirdiği maceranın cezbediciliği ve altında sabit bir zemin olduğunu bilmenin verdiği konfordan keyif alma hâli.” olarak açıkladığı Shore, Kersti Jan Werdal’ın albüm için hazırladığı film ile birlikte sunuldu. İyileşmeye çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde, sonbaharla birlikte ilaç gibi gelen bir albüm. B.K.

“Featherweight” 

58- Shabaka and The Ancestors – We Sent Here By History
(Impulse! Records)

Londra caz sahnesinin başını çeken Shabaka Hutchings, yine ustalıkla çizilmiş, yaşam gücüyle köpüren, tarihin izlerini cazla açan bir yolculuğa çıkıyor. Güney Afrikalı Siyabonga Mthembu’nun sözleriyle türümüzün sonunu irdeleyen albüm, keskin ritimler ve etkileşen, dolgun seslerle umut aşılıyor. L.A.

“Go My Heart, Go to Heaven

57- Okay Kaya – Watch This Liquid Pour Itself
(Jagjaguwar)

Samimi sözleriyle hayatına ve duygusal geçmişine değinen Okay Kaya, müziğinin depresif havasına ilginç mizah anlayışını da dâhil ediyor. Bu depresyondan umut veren bir albüm çıkarması, Kaya’nın büyüsünü gözler önüne sermekte. D.K.

”Mother Nature’s Bitch”

56- Khruangbin – Mordechai
(Dead Oceans)

Enstrümantal şarkılarına alıştığımız Khruangbin’in bu albümü, Laura Lee’nin yaşadığı bir olay sonrasında şarkı sözlerine yönelmesiyle şekillenmiş. Hafıza, zaman ve mekân üzerine düşünmeye yöneltiyor. Groove’a sarılmayı bırakmadan olabildiğince sürreel ve belli belirsiz akan sözleriyle Mordechai, palmiye ağaçlarının altından sakuraların gölgesine sürüklüyor. A.B.

“So We Won’t Forget”

55- Autechre – Sign 
(Warp Records)

Rob Brown ve Sean Booth 30 sene kadar önce grafiti ve b-boy kültürü üzerinden tanıştıklarında muhtemelen önce 90’ların elektronik müzik sahnesini tanımlayacaklarını, akabinde geleneksel melodi ve ritim yapılarından azat, kendilerine has, soyut bir yol çizeceklerini bilmiyordu. Sign bu sürprizli maceranın hazmı ferah bir özeti. Y.A. 

“F7”

54- Marlene Stark – Hyäne
(Lustpoderosa)

Marlene Stark’ın yedi şarkılık albümü, rave kültüründe kabuk bağlamış patriyarkaya yumruk savuruyor. Anaerkil bir toplumda yaşayan sırtlanlarla sembolik bir anlatı benimseyen albüm, tüyleri diken diken eden atmosferi ve insan sesinin işlenişiyle tesirli bir dinleyiş. G.Y.

“Language of Old Woman”

53- Moor Mother – Circuit City  
(Don Giovanni Records)

Bu albümde asit caz ve özgür cazın kırılma noktasında şiirlerini okurken dinliyoruz Moor Mother’ı; karman çorman olan dünyamıza, üstümüze örtülmüş ağır atmosfere gözünü diktiğinde ne hissediyorsa anlatıyor. Müziğin üzerine efektler, gecikmeler ve yankılar ile örülen katman, diğer elektroniklerin de katkısıyla fütüristik bir doku kazandırıyor. B.S.

“Act 4 – No More Wires”

52- Nihiloxica – Kaloli  
(Crammed Discs)

Anglo-Uganda altılısı Nihiloxica’nın çıkış albümü, geleneksel Uganda davullarının ve batılı elektronik çalgıların bir araya getirildiği, çok sesli, çok renkli bir albüm. Vurmalıların canlı ifadesine elektronik tınılarla daha karanlık ve tekinsiz bir ton ekleniyor. Ekibin eşsiz ritmik anlatısı ilk saniyelerden itibaren dinleyici içine çekiyor ve başka bir coğrafyaya götürüyor. B.K.

“Gunjula”

51- Hum – Inlet 
(Earth Analog Records)

2020 birçok geri dönüşe sahne oldu ve Illinois çıkışlı Hum’ın dönüşü, tatmin eden azınlıkta yer aldı. Inlet, grubun 1998’de bıraktığı yerden seslenen; karanlık ve depresif bir albüm. 2020’ye fazlasıyla yakışıyor. G.Y.

“Shapeshifter”

50- Roger Eno & Brian Eno – Mixing Colours
(Deutrsche Grammophon)

Roger ve Brian Eno kardeşlerin ilk ortak albümü. Minimalist, ağır başlı ve düşündürücü. 18 şarkının her biri, aynı ağaçtan sallanan birer yaprak gibi; farklı dokuları var ama renkleri birbirinden çok da uzak değil. Akılda kalan, somut sekanslardan ziyade içinden geçilen bir his bütünü. C.K.

“Verdigris”

49- Wagon Christ – Recepticon   
(Planet Mu)

Luke Vibert 2020’ye dolup taştı. Kendi adıyla yayımladığı albüm üçlemesinin yanı sıra yaklaşık 10 yılın ardından IDM ve enstrümantal hip hop sularında mekik dokuyan Wagon Christ projesini de canlandırdı. Recepticon, baştan sona bir ustalık işi. Groove sürekli eğilip bükülürken kusursuz bir akış sunabilmesi çıldırtıcı. C.K.

“Hazlehertz”

48- Billy Nomates – Billy Nomates 
(Invada Records UK)

Billy Nomates, ilk solo albümünde post-punk altyapısına döşenmiş basit ve tekrara dayanan şarkı sözleriyle hızlandırılmış bir tanışma seansı sunuyor. Portishead ve Beak>’ten tanıdığımız Geoff Barrow, albümde parmağı olan isimlerden. A.A.Ş.

“Hippy Elite”

47- Future Islands – As Long As You Are
(4AD)

Baltimore çıkışlı ekip, The Far Field’ın ardından derin bir sessizliğe gömülüp yolları uzun süre ayırmış olsa da aralarında güven bağlarını yeniden kurmanın yolunu stüdyoya girmekte buldu. As Long As You Are, Samuel T. Herring’in belki de hiç olmadığı kadar içten ve coşkulu vokaliyle parlarken, sevgi ve güven gibi konulara doğru iddialı ve cesaret dolu bir atlayış yapıyor. A.B.

“Moonlight”

46- Tame Impala – Slow Rush
(Modular / Island Australia)

The Slow Rush ile grup daha içe dönük bir anlatı sunuyor, akıp giden zamanın yarattığı melankoli ve git-gelli ruh hâliyle dinleyiciyi etkisi altına alıyor. Kevin Parker’ın henüz ilk albümün yapım aşamasında kaybettiği babası için yazdığı, onunla bir şekilde yeniden iletişim kurmaya çalıştığı “Posthumous Forgiveness”, bu yıla iz bırakan şarkılardan. B.K.

“Posthumous Forgiveness”

45- Sam Prekop – Comma
(Thrill Jockey)

Ünlü post-rock grubu Sea And The Cake’in kurucularından Sam Prekop, 1999’dan beri Thrill Jockey etiketiyle 5 yılda bir çıkardığı solo albümlerine Comma ile bir yenisini ekledi. Modüler synthler tarafından oluşturulmuş melodik besteleriyle Comma, yılın en iyi elektronik işlerinden. D.C.

“Summer Places”

44- The Weeknd – After Hours
(XO & Republic) 

2010’ların başındaki yenilikçi mixtape üçlemesinin ardından kendini hapsettiği “heyecansız” pop estetiğinden müthiş bir albümle kurtulan The Weeknd, After Hours ile müziğinin en lezzetli parçalarını bir araya getiriyor. Melankolik karakterine eşlik eden fütüristik prodüksiyon ile dinleyeni şehvetli bir gece yolculuğuna çıkarıyor. B.Ç.

“Hardest To Love”

43- Sightless Pit – Grave of a Dog 
(Thrill Jockey)

Metal ve grindcore üretimleriyle tanıdığımız üç müzisyenin bu beklenmedik ortaklığı, muhtemelen yılın en büyük sürprizlerindendi. Gitar ve akustik davulu bir kenara bırakarak yarattıkları distopik evren, melodik anları kaotik gürültülerle harmanlayarak derinlikli bir dinleyiş vaat ediyor. Burası, seve seve geri dönmek isteyeceğiniz karanlık bir çukur. C.K.

“Immersion Dispersal”

42- Grimes – Miss Anthropocene  
(4AD)

Grimes’ın öfkeli endüstriyel pop prodüksiyonu ile nihilist eğilimlerini merkezine oturttuğu, adını hayali mizantrop bir tanrıçadan alan Miss Anthropocene, gerçekliğin alt üst olduğu 2020’yi en iyi anlatan albümlerden biri. Tüm kaos ve yıkımın içinde pop cevheri “Delete Forever” ve kıyamet ‘banger’ı “4ÆM” parlıyor. B.Ç.

“Delete Forever”

41- clipping. – Visions of Bodies Being Burned  
(Sub Pop)

clipping., dördüncü albümüyle bir hip hop prodüksiyonunda duymayı beklediğimiz fikirleri biraz havalandırmamız gerektiğini yineliyor. Geçen sene yayımladıkları There Existed an Addiction to Blood albümünün tamamlayıcısı niteliğindeki bu strüktürde, endüstriyel hip hop temeli üzerine post-modern horrorcore estetiğinde katlar çıkarak 2020’nin en sert ve yaratıcı üretimlerinden birine imza atıyorlar. D.B.

“Say The Name”

40- Crack Cloud – Pain Olympics   
(Meat Machine)

İlk albümün temel yakıtı olan kaosu Pain Olympics’te kontrol altına alan Kanadalı grup, bu tercihinin sonucunda yumruk gibi çarpan bir iş ortaya çıkardı. Kişisel ve toplumsal travmaları işleyerek bu kadar “eğlendiren” bir müzik yapmalarına şapka çıkarmalı. A.A.Ş.

“Tunnel Vision” 

39- Fontaines D.C. – A Hero’s Death
(Partisan Records)

Henüz fark etmediyseniz bir kez daha hatırlatalım: Post-punk diriliyor. İkinci Fontaines D.C albümü her dinleyişte sizi başka bir yerden yakalıyor. Modern dünyanın bir kâbusu andıran tüm yönlerine dair şiirsel bir başkaldırı önünüze serilirken; Grian Chatten’ın groove’u okşayan sesiyle telepatik bir bağ kuruyorsunuz. A.B.

“A Lucid Dream”

38- Duma – Duma 
(Nyege Nyege Tapes)

Bantu dillerinden Kikuyuca’da “karanlık” anlamına geldiğini öğrendiğimiz Duma, müziğini isabetli bir biçimde adlandırarak bugüne kadar bildiğimizi sandığımız afrosantrik müzik kalıplarını tek seferde kırıyor. Nairobi’de apokaliptik bir ses-mekân yaratan Duma’nın bu yaratıcı müzikal konseptini dünyaya sunuşuna tanıklık etmek için 2020 kesinlikle doğru bir seneydi. D.B.

“Lionsblood”

37- Les Amazones d’Afrique – Amazones Power
(Real World Records)

Bas tonlarının ağırlığını artırarak eşitliğe ve kadın haklarına yaptıkları çağrının sesini daha da açan kolektif, güçlü vokallerin önderliğinde ilerleyen, gelenek-gelecek arasında şekillenen ikinci albümünde Afrika diasporasının her kolundan yeni enstrüman, janr ve nesillere kucak açmaya devam ediyor. L.A.

”Rebels (ft. Nacera Ouali Mesbah)”

36- Gil Scott-Heron & Makaya McCraven – We’re New Again: A Reimagining 
(XL Recordings)

We’re New Again, usta şair/müzisyen Gil-Scott Heron’un son mirası I’m New Here’e yeni düzenlemeleriyle taze bir soluk verirken, üstadın uğruna savaştığı birleştirici vasiyetine yakışır nitelikte bir saygı duruşu. McCraven’a bu projede Jeff Parker, Junius Paul, Brandee Younger, Agnes Zimondi ve Stephen McCraven Quartet eşlik ediyor. D.B.

“People of the Light”

35- Perfume Genius – Set My Heart On Fire Immediately   
(Matador Records)

Mike Hadreas, kendisiyle tanıştığımızda aile içi şiddetten toplumsal cinsiyete uzanan ikircikli temalara dair baladlar söyleyen narin bir müzisyendi. Sonra yapraklarını açtı, son kaydının kapağında bakışlarını üstümüze dikti. Yine lafını sakınmayan, 80’ler popundan 90’lar rock’ına, akustik şarkı yazarı geleneğinden elektronik tınılara çevrilmedik taş bırakmayan bir cevher. Y.A. 

“Your Body Changes Everything”

34- Dua Lipa – Future Nostalgia 
(Warner)

2020’nin art arda önümüze bıraktığı pop albümlerinden belki de en güçlüsü Future Nostalgia oldu. Bırakın kulübe gitmeyi, evden bile çıkmanın mümkün olmadığı bir seneyi akıl sağlığımızı kaybetmeden atlatmanın en büyük sebeplerinden biri olmasının yanı sıra zaman içinde bir pop klasiğine dönüşme ihtimali de hayli yüksek. B.Ç.

“Levitating”

33- Rheinzand – Rheinzand   
(Music For Dreams)

Bir hayli derinlikli, çiçek dürbünü gibi renkli bir dans albümü. Geçmiş dönemlerin loş köşelerinden cımbızla ve zevkli bir şekilde çekerek aldıkları etkileşimleri nostaljik tınlamadan işlemeyi başarıyorlar. Belçikalı üçlünün bu ilk albümünde incelikli bir electro-disco-funk-punk miksi sizi bekliyor. E.S.  

Kills & Kisses

32- Moses Sumney – græ
(Jagjaguwar)

“İnsanlar sizi anlayabilmek için bir şekilde tanımlamak ister. Ama benim kimliğim ne tam olarak tanımlanabilir ne de tanımlanmasını isterim.” Moses Sumney, herhangi bir albümünü ya da şarkısını tanımlamayı imkânsız kılan karakterini böyle anlatıyordu. Sumney, græ albümü ile gözleri kapatıp yolculuğuna ortak olmamıza izin veriyor. D.K.

”Me in 20 Years” 

31- Deradoorian – Find The Sun
(Anti)

Find The Sun, enerjisini Deradoorian’ın içindeki gücü ve “ben”leri keşfetmeye dair sürdürdüğü yolculuğundan alıyor. “It Was Me,” Angel’ın bulutsu sesiyle perküsyonların dansının ardında bir meditasyon vadederken; “Mask of Yesterday” ile flüt ve zillerin hipnotik gücüyle küçük kafeslerimizden kurtulmanın yollarını arıyoruz. A.B.

“Saturnine Night”

30- Sepehr – Shaytoon 
(Dark Entries Records)

San Francisco’da yerleşik prodüktör Sepehr, baş döndürücü bir işçilikle şekillendirdiği tematik albümünde İran’daki köklerini ve bir parçası olduğu rave kültürünü buluşturuyor. Bu “harman”, umarsızca gözünüze sokulan bir karışım da değil üstelik. Tek vücutta buluşan iki ayrı kültürü, rafine bir şekilde iç içe geçiriyor. G.Y.

“Zendegi”

29- METZ – Atlas Vending  
(Sub Pop)

10 şarkı, 40 dakika, zincirlerini kırmış tam gaz METZ. Mmmmhhh, leziz! C.K.

“Blind Youth Industrial Park”

28- Róisín Murphy – Róisín Machine
(BMG)

Róisín Murphy göz kamaştırıcı bir ikinci bahar yaşıyor. İrlandalı müzisyenin son albümü, özgürce dans etmenin prangalandığı pandemi sürecinde olmasak daha da ses getirebilirdi. Gecenin zirve noktasına yakışır hitlerle dolu çünkü. Sesi açalım, gözlerimizi kapatalım; dans pabuçları ayaklarımızda, ışıklar rengârenk! B.S.

“Something More”

27- Laraaji – Sun Piano / Moon Piano   
(All Saints Records)

Laraaji, meditatif ve içsel anlatısına, ilk enstrümanı piyanoya geri dönüş yaptığı iki tematik albüm daha ekledi. Gece ve gündüzün devinimi iki albüm arasındaki bağlantıyı oluşturuyor. İlk albüm Laraaji’nin mizacında canlı ve neşeli. Geceye adanan ikinci albümde ise atmosfer daha ağır hâle geliyor. B.K.

“Embracing Timeless”

26- Run The Jewels – RTJ 4 
(BMG)

COVID-19 seneyi tamamen ele geçirmeden önce bu albümden yayılan sözler polis şiddetiyle katledilen George Floyd protestolarının marşı niteliğinde tüm dünyada çınladı. Yüksek dozda hipergerçeklik içeren albümde Zach de la Rocha’nın sesini duymak farklı coğrafyalardan yükselen kardeş isyanların alevini körüklerken, burada içimizden koparamadığımız seslere feyz vermesi ise yeni seneden küçük bir dileğimiz oldu. D.B.

“never look back”

25- Új Bála – How the Cookie Crumbles  
(Czazska Records)

Budapeşteli prodüktör Új Bála’nın karakteristik groove anlayışının oyuncu prodüksiyon fikirleriyle hayat bulduğu, atonal ve zihin açıcı bir albüm. Fantastik bir caz konseri hayalinden yola çıkarak hazırlanan How the Cookie Crumbles, baştan sona sürprizlerle dolu. C.K.

“Truman Capote on the Dick Cavett Show”

24- Angel Bat Dawid – LIVE  
(International Anthem)

Canlı kelimesinin manasını derinden hissetmek, bir performansın hissettirdiklerini oradaymışçasına yaşamak isteyenler Angel Bat Dawid’e kulak vermeli. Siyah bir cazcı olarak hem müzik sektöründe hem de hayatın birçok alanında sistematik ırkçılığa maruz kalan müzisyenin yakarışlarını dinliyoruz bu albümde. Hem de sahneye, yaptığı işe çok hâkim bir ekip eşliğinde. B.S.

“Black Family”

23- Oranssi Pazuzu – Mestarin kynsi  
(Nuclear Blast)

Oranssi Pazuzu 2000’ler sonrası black metal dünyasını canlandıran ve black metal olmayan en heyecan verici grup olabilir. Endüstri devi Nuclear Blast’ten çıkan ilk albümleri Mestarin kynsi (Efendinin Pençesi) metal ve psikedelik elementleri vahşice harmanlayarak transandantal bir kâbusa pencere açıyor. Vokalist Jun-His’in spektral çığlıkları dinleyicinin zihnini efsunlarken, âdeta bir Lovecraft hikâyesine ses veriyor. D.B.

“Uusi teknokratia”

22- Kelly Lee Owens – Inner Song 
(Smalltown Supersound)

Galli müzisyen ve prodüktör Kelly Lee Owens’ın ikinci albümü, müzisyenin kendi kökleriyle bağ kurduğu kişisel bir çalışma. Pek çok tarz arasında dolaşan albüm, synthesizer dokularının iç içe geçtiği bir kanvas oluşturuyor. John Cale’in Galce vokalleriyle karşımıza çıktığı “Corner of My Sky”, yağmurlu bir havaya sahip. B.K.

”Corner of My Sky”

21- Protomartyr – Ultimate Success Today
(Domino)

Protomartyr tekinsiz post-punk sularında yaşamını devam ettiriyor. Fred Lonberg-Holm’ün çello, Jemeel Moondoc’un da alto saksafon dokunuşları tekrar tekrar dinleme isteği uyandıran parçalar yaratmış. Greg Ahee’nin leziz gitar partisyonları, enstrümanların oluşturduğu kakafoninin üzerinde ahengi güçlendiriyor. A.A.Ş.

“Processed By The Boys”  

20- U.S. Girls – Heavy Light
(4AD)

Erkek egemen popüler kültür ve bu yapının kapitalizmin açtığı alandan yayılarak dokunduğu tüm boşluklara sirayet etmesine karşı çıkan kahramanımız yine yanıltmadı. Hayalci ve gölgeli bir diskonun ardında 60’ların Amerikan kültürünü hicveden bir açılış yapan albüm, çocukluk travmalarına ve bu yaralarla büyüyen insanların yuvasına dair müzikal bir anlatı sunuyor. A.B.

“State House ( It’s a Man’s World)”

19- Nicolás Jaar – Cenizas
(Other People)

İzolasyonda, karanlıktan uzaklaşmaya çalışırken kendini kaçtıklarının ortasında bulan Jaar, tanıdık ses kırıklarıyla içe dönüyor; aşina olduğumuz uyumsuzluğu ve yalınlığıyla yatıştırıyor. Boşluktan yankılanarak geri gelen seslerle kabaran Cenizas, elektronik dokulara insan eliyle şekil veriyor. L.A.

”Mud”

18-  Fiona Apple – Fetch The Bolt Cutters 
(Epic Records)

Çeyrek asırlık bir kariyerin ev ortamında, aheste bir şekilde örülmüş beşinci uzunçaları. Apple, piyanonun yanında uydurma perküsyonlar, alkışlar ve hatta köpek havlamaları ile cilasız bir ses dünyası kurmuş, bu yaşa gelene kadar boğuştuğu tüm şeytanların, tacizin, baskının, bağımlılığın tecrübesiyle bir özgürleşme albümü kaydetmiş. Y.A. 

“Under The Table”

17- Cindy Lee – What’s Tonight to Eternity
(W.25TH / Superior Viaduct)

Women grubundan Patrick Flegel’in “drag queen pop projesi” Cindy Lee, What’s Tonight to Eternity albümüyle dinî temaları, sonsuzluğu ve kaos hissini harmanlayarak özel bir işe imza atıyor. Yer yer 60’lar popundan nüanslar ödünç aldığı noise tekstürlü Cindy Lee âleminde sevgi ve korku iç içe. D.K.

”Lucifer Stand”

16- Arca – KiCk i 
(XL Recordings)

İçinde birçok sürpriz barından, yalnızca “pop” ya da “elektronik” diye etiketlenemeyecek kadar zengin bir albüm. Hayatın her yönüyle deneyimlenmesinin ve kimlikler üzerine bir yolculuğun hikâyesi olan KiCk i’da Björk, SOPHIE, Rosalìa ve Shygirl ile yapılan iş birlikleri var. A.B.

“Mequetrefe”

15- Beatrice Dillon – Workaround
(PAN)

Londralı elektronik müzik sanatçısı Beatrice Dillon, müziğe akademik bir yaklaşımın her zaman soğuk ve yapay bir sonuç vermek zorunda olmadığını kanıtlıyor. Workaround, tüm kasları harekete geçiren ritimlerin ve elektronik-akustik enstrüman ilişkisinin odağa alındığı son derece başarılı bir albüm. D.C.

“Workaround Eight”

14- Adulkt Life – Book of Curses 
(What’s Your Rupture?)

90’lar İngiltere’sinin riot grrrl hareketi içinde, “oğlan da biziz, kız da” adlı bir devrime imza atan Huggy Bear grubundan tanıdığımız Chris Rowley, Male Bonding üyeleriyle yeni bir yola başkoydu. Aslında en başta niyet, Devo kayıtları tadında, insanı keyiflendirecek şarkılar yazmakmış. Ama bunun için fazla öfkeli olduklarını fark etmişler. (Neyse ki!) E.S. 

“Stevie K”

13- The Heliocentrics – Infinity of Now 
(Madlib Invazion)

Bir araya gelip ses çıkarmaya başladığında âdeta mistik bir groove makinesine dönüşen The Heliocentrics, kaotik olmasına rağmen cazibeli bir gürültü çıkarıyor. Sürükleyici yapıların üstüne serbest düşen nefesliler, vokalist Barbora Patkova’nın mest eden melodileriyle süzülüyor. C.K.

“Venom”

12- Lucrecia Dalt – No Era Solida
(RVNG Intl.)

Kolombiyalı müzisyen, çağdaş elektronik müzik alanındaki en etkili kadınlardan. Son albümü de gerçek ile gerçek üstü arasında bir yerlerden sesleniyor. Müzisyenin hatayla yarattığı ve onu ele geçirmiş bir yapay zekâyı ya da farklı bir gezegenden gelmiş ve bizimle iletişime geçmeye çalışan bir canlıyı dinliyor gibiyiz albümde. Lucrecia’nın köklerinden belli belirsiz izler taşısa da sanki bilinmeyen bir medeniyetten sesleniyor bize. B.S.

“Seca”

11- Peter Graf York – Expedition Bahn 
(South of North)

Nerede sonlanacağını bilmediğiniz bir yolculuğa çıktığınız olmuş muydu? Peter Graf York bu deneyimi işitsel bir serüvene dönüştürmüş. Almanya’daki tren yolculukları sırasında yaptığı prodüksiyonları işleyerek oluşturduğu bu albüm, camdan dışarı bakmaya ve hayret etmeye çağırıyor. Safari manzarasıyla da karşılaşabilirsiniz, aya iniş yapan astronotlarla da. C.K.

“Concav”

10- Good Sad Happy Bad – Shades 
(Textile Records)

Mica Levi’nin liderliğini üstlendiği Micachu and the Shapes, 2020’de bir yapı değişikliğine giderek karşımıza çıktı. Mikrofonu devralan Raisa Khan’ın donuk ama cazibeli vokallerinin etrafına tanıdık bir dünya inşa ediyor Good Sad Happy Bad. Bu albüm 80’ler sonu – 90’lar başında çıkmış olsaydı, Londralı grubun My Bloody Valentine, Cocteau Twins gibileriyle anılacağına şüphe yok. Zamanlar ötesi, sade ve akıcı. A.A.Ş.

“Star”

9- Thundercat – It Is What It Is
(Brainfeeder)

Thundercat’in jenerasyonunun en yetenekli çalgıcılarından biri olduğunu zaten biliyorduk. Yeni nesil caz sahnesinde parmağı bulunan muazzam albümlerin ve kişisel kataloğundaki denemelerinin ardından bu kez duygusal bir rollercoaster’a atıldığınızı hissettiren bir çalışmayla çıkageldi. Bir besteci olarak kollarını ne denli farklı uçlara uzatabildiğini ve kucakladığı geniş alanı eşine rastlamadığımız bir şekilde kişiselleştirdiğini ispatlıyor It Is What It Is. 15 şarkıda birini kaybetmenin yarattığı boşluğu da hissettiriyor, neşeyle zıplayıp hoplamaya da davet ediyor. Karşı koyması mümkün olmayan bir funk rüyası yarattı Thundercat. Hemen her çarpıcı rüya gibi uyandığınızda afallatıyor. G.Y.

“Dragonball Durag” 

8- Caribou – Suddenly
(City Slang)

Dan Snaith’in Caribou projesinden yeni sesler için hiç bu kadar uzun beklememiştik. Aradan geçen beş yılın ardından Suddenly için 900’ü aşkın taslak fikirle yola çıkan Snaith, hazırladığı 12 parça ile aile ve arkadaşlık ilişkilerinin gelişimine dair gizlere odaklanıyor. Caza bandırılmış hip hop, kaleydoskopik synthler, garage, disko, bazen de piyanonun tüm sihri üstlendiği akışkan ve büyülü bir koleksiyon Suddenly. Bir rock konserindeymiş gibi kafanızı sallayarak eşlik ettiğiniz bir şarkıyı dans pistinde kıvrak hareketlerle sonlandırabiliyorsunuz. Albümü dinlemeye neresinden başlarsanız başlayın, hangi ruh hâliyle gelirseniz gelin; kendinizi bulabileceğiniz, dönüştürebileceğiniz bir şeylerle karşılaşacağınız kesin. A.B.

“You and I”

7- Yves Tumor – Heaven To A Tortured Mind
(Warp)

Yves Tumor sürekli şekil değiştiren, tanımları reddeden, hayli deneysel müzikal dünyasında heyecan verici bir adım atarak 2020’nin en garip ve büyüleyici rock albümüne imza attı. Bowie’nin kural yıkan, keşif odaklı 70’ler sonu dönemini hatırlatan, ama pek de kıyas kabul etmeyen bu albüm, soul ve glam’i hiperaktif bir prodüksiyon anlayışı ile yeniden yorumluyor. Diana Gordon’ın konuk vokalleriyle tüyleri ürperten romans epiği “Kerosene!” ve havalı bir felaket filmi gibi ortalığı yerle bir eden “Gospel For A New Century” ile Tumor eşine az rastlanan bir gitar müziği deneyimi sunuyor. B.Ç.

“Gospel For A New Century”

6- Rina Sawayama – SAWAYAMA
(Dirty Hit)

Pop – R&B – nu-metal durakları arasında mekik dokuyan Sawayama treni, ilk kez yola koyulduğu 2020’den 2000’lerin başlarına çuf çufluyor. Japonya asıllı İngiliz müzisyenin bu görkemli ilk albümü, bünyede MTV’de peş peşe Outkast, Korn ve Aaliyah klipleri izlemiş etkisi yaratıyor. Elton John’un yeni nesilden favorileri arasında gösterdiği Rina Sawayama, kendi ergenlik yıllarına denk gelen zamanın müziklerini tek çuvala sığdırıp güzelce bir sallamış ve ortaya bu harika kokteyli çıkarmış. Etkileyici prodüksiyonu, kişisel ve dürüst sözleri ve her şeyden önce Sawayama’nın muhteşem vokal performansıyla mükemmeliyete ulaşıyor albüm. G.Y.

”STFU!”

5- Backxwash – God Has Nothing To Do With This Leave Him Out Of It 
(Grimalkin)

Dünyanın boka sarışını, geçmişin kalıntılarına yüzsüzce ve ışık hızıyla eklenmeye devam eden acıları iliklerine kadar hissedenler için müzik, soluk almayı kolaylaştırabilen bir ifade formu olabilir. Böyle üretimler de kendilerini göstermekte zorluk çekmezler. Müzikal ifadenin bir hayatta kalma meselesi olabileceğinden şüphe edenlere, Backxwash’ın (daha) geniş kitlelere ulaşan ilk albümü eşliğinde bu düşüncelerini gözden geçirmeleri şiddetle tavsiye olunur. Zambiya’da, muhafazakâr bir ailenin içinde büyüyen Backxwash, 17 yaşında kendini bulabilmek ve üretimlerini özgürce sürdürebilmek için Kanada’ya yerleşiyor. Projesine de trans kadın olarak açıldığı günlerde start veriyor. Hip hop müziğin kodları içinde gezinerek kendi sesini yakalıyor; klasik rock sample’ları ve kilise korolarını anlatısına dâhil ederek müzik kadar şiire de benzeyen, büyülü bir ton ortaya çıkarıyor. Anlattığı sarsıcı, yürek parçalayıcı, öfkeli hikâyelerden, onun yanında, siz de güçlenerek çıkıyorsunuz. Yüksek volümde dinleyelim ve hep beraber son nefesimize kadar tekrar edelim: Siyah trans yaşamlar değerlidir! E.S. 

“Amen”

4- Kate NV – Room for the Moon
(RVNG Intl.)

2016 çıkışlı ilk albümü Binasu ile hayatımıza giren Moskovalı müzisyen Kate Shilonosova, Room For The Moon ile son yıllarda sık sık duyduğumuz 80’ler nostaljisi kokan müzikler arasından son hızla sıyrılıyor. Her bir parça bambaşka bir karakter ve bambaşka bir hikâye anlatırken, enstrümanların esnekliği bu düşsel yolculuğu deneysel popun zirvesine taşıyor. İlhamını kendi çocukluğunda hayatına dokunan Rusya yapımı filmler ve çocuk programlarından alan kayıtlar, Saâda Bonaire, Lizzy Mercier Descloux gibi 80’ler kahramanlarını hatırlatan vokaliyle, zamanda büyülü bir yolculuk. A.B.

“Plans”

3- IDLES – Ultra Mono
(Partisan Records)

Bristol çıkışlı IDLES, verdiği mesajı ve bu mesajı iletme biçimlerini müzikal üretiminin merkezine yerleştirmiş bir grup. Belirli çağrışımlar yaptıran sıkıştırılmış janr tanımları IDLES’ın müziğinden bahsederken anlamsızlaşıyor. Bıçkın ve çetin imajları ve yine aynı sıfatlarla tanımlanabilecek ses evrenleriyle toksik erkeklikle, ırkçılıkla ve her türlü ayrımcılıkla nasıl bir kavgaya tutulduklarına tanık olduk. Büyük beklentilerle gelen Ultra Mono da mesajını göze sokmak, söylediklerinin duyulduğundan iyice emin olmak niyetinde. Prodüksiyon anlamında önceki albümlerden ayrılsa da gücünü birbirine sıkı sıkı sarılmaktan alıyor. Şarkıların büyük kısmında tüm enstrümanlar aynı şeyleri çalarak solist Joe Talbot’un isyanının altını sıkılaştırıyor. İsyankâr ve sabrı tükenmiş bir nesle ses oluyor Ultra Mono. C.K.

“Grounds”

2- Sault – Untitled (Black Is) / Untitled (Rise)
(Forever Living Originals)

Geçtiğimiz mayıs ayında tüm dünyayı sarsan George Floyd cinayeti üzerine yıldırım hızında bir öfkeyle stüdyoya giren grup, tam 25 gün sonra kolektif gücü hatırlatan bir yumruk niteliğinde Untitled (Black Is) albümüyle gün yüzüne çıkmıştı. Üç ay sonrasında gelen ardılı Untitled (Rise) ile birlikte bir bütün olarak değerlendirdiğimiz iki albüm de soul, funk, disko ve boogie arasında gezinirken lirik gücünü Siyah hareketinin kesintisiz dayanışmasından alıyor. Yakın zamana kadar haklarında sadece birkaç ipucu bulunan kolektifin izini dijital metadatalardan sürerek Inflo, Cleo Sol, Michael Kiwanuka ve Chicago bazlı rapper Kid Sister’ın da işin içinde parmağı olduğunu öğrendik. Söylemenin önemli olduğu bir diğer şey de neredeyse kusursuz biçimde işlenmiş prodüksiyon kalitesinin yanında bu iki protest albümün, 2020’nin Siyah hareketine gerçek zamanlı aynalar tutarak, mücadeleyi şiddetten beslenmeyen, güçlendirici ve umut dolu yeni bir perspektiften yansıttığı. Sault’un müziği hem zahmetsiz hem de olağanüstü derecede ilham verici. D.B.

“Son Shine”

1- Keleketla! – Keleketla! 
(Ahead of Our Time)

Afrika’nın müzikal gelenekleri, 70’lerden bu yana gezegenin batısında ikamet eden besteci ve müzisyenleri cezbetmeye devam ediyor. Birer kâşif edasıyla bu kıtada köşe bucak gezip ilham ve ses arayan onlarca müzisyen ve grup, çoğunlukla “egzotik” olma çabasıyla yapay tınlayan işlere imza attı. İngiltere’nin electronica sahnesinin yaşayan efsanesi Coldcut’ın Matt Black ve Jonathan More’unun temelini oluşturduğu Keleketla! projesi, bu anlamda öncekilerden sıyrılıyor. Johannesburg’da 2008’den bu yana bir multimedya arşivi geliştiren Keleketla! kütüphanesinin davetiyle dünyanın dört bir yanından müzisyenlerle ortaklaştı Coldcut. Kimler var derseniz; Tony Allen, Yugen Blakrok, Shabaka Hutchings, Tenderlonious, Soundz of the South Collective, DJ Mabheko, Sibusile Xaba, Benny Wenda, Nono Nkoane gibilerini sayabiliriz ama liste daha uzuyor gidiyor. Eklektik, yüksek enerjili ve herkesin yalnızlığa gömüldüğü bir senede gücünü birliktelikten, kesişmelerden alan bir albüm. Kıtalararası bir buluşma ve aklınıza kazıdığı fikir “kıtalararası aşk”ın mümkün olduğu, bunun her şeyi değiştirebileceği. Keleketla!, işitsel bir ziyafet sunduğu gibi, içinizdeki umut kalıntılarının yeniden yeşermesini mümkün kılan bir albüm. Hatırlanması, içselleştirilmesi ve büyütülmesi gerekenlerle donatılmış ritmik bir kutlama. Evet, 2020’yi böyle hatırlamak istiyoruz. C.K.

“Papua Merdeka”

  1. Hayatı deneyimleme hallerine karşılık gelen metaforların peşinde: Wesley Allsbrook

    Californialı sanatçı Wesley Allsbrook’un Amerika’nın pozitif ayrımcılık uygulamalarıyla çözmeye çalıştığı ırkçılık ve cinsiyetçilik meselelerine yönelttiği eleştiriler, umarız başka yerlerdeki teknoloji ve sanat pratiklerine de yansır.

  2. Hisler, arayışlar ve kaybolmuş hazineler: Öykü Karayel ve Ali Güçlü Şimşek (Lalalar) sohbeti

    İşleriyle sıkça gündemimizde yer edinen iki isim bir araya geldi; değişen ve değişmeyen ritüellerinden ifade arayışlarına, zamansızlık hissinin ehemmiyetinden geçmişle kurdukları bağlara, sayısız başlığa temas ettiler.

  3. 2020'den 2021’e doğru bir sanatçı zinciri

    Refik Anadol, Bager Akbay, Eda Gecikmez, Sevim Sancaktar, Aykan Safoğlu ve Hera Büyüktaşçıyan yanıtlıyor: Çoğu pandemi koşullarında geçen 2020'de üretim pratiklerine neler yön ve ilham verdi? 2021 nasıl görünüyor?

  4. Çizgi hikâye: Moğollar

    “Anatolian Sun”la 50 yılı aşkın mirasını selamlayan Moğollar’ın serüveni. Kimler geldi, kimler geçti...

  5. 2020: En iyi 100 yabancı albüm

    Müziğin iyileştirici gücünü tekrar tekrar hatırladığımız; dayanışmadaki rolünün altının bir kez daha kalın bir şekilde çizildiği 2020’nin bizce en iyileri…

  6. 2020: Yerli sahneden 70 kayıt

    Yerli sahnenin baş döndürdüğü bir senenin ardından, değerlendirmemize ilk kez uzunçalarların yanı sıra EP formatındaki yayınları da dâhil ettik.

  7. 2020: En iyi toplama ve reissue albümler

    2020’nin karşımıza çıkardığı hemen her kriz için müzisyenlerin güçlerini birleştirip destek çağrısı yaptığı toplama albümler yayımlandı. Yeniden basım dünyasında da dünyanın dört bir yanından arşivlik kayıtlar ilk kez plağa ve dijital dünyaya taşındı.

  8. A’dan Z’ye: Müzik âleminde 2020 yılı

    Fiziksel olarak yakın olmasak da müziğin birleştirdiği, dönüştürdüğü ve iyileştirdiği bir yılı geride bıraktık. Küresel anlamda eşi görülmemiş bir sınav veren müzik dünyasının 2020 gündeminden satırbaşları.

  9. 2020’nin yepyeni caz raporu: Daha Siyah, daha özgür, daha deneysel

    Siyahların icadı olan, eğlence, hüzün, başkaldırı gibi farklı itkilerle ortaya çıkan bu müziğin üzerindeki geçici “beyaz hegemonya” sona ermese de gücünü kaybetmekte.

  10. 2020: En iyi 75 film

    Özellikle dijital platformlar tarafından içerik bombardımanına uğradığımız bir yılda listelerimizi toparlamak hiç kolay olmasa da, güçleri birleştirerek 75 filmlik bir kayıt tutmayı başardık.

  11. 2020: En iyi 15 yerli film

    Belgesellerin yılı olarak da hatırlayacağımız 2020’de festival yolculuğuna başlayan, izleyici karşısına çıkan, izlediğimiz ve irdelediğimiz 15 yerli yapım.

  12. 2020: En iyi yabancı diziler

    Kategorilerimiz; drama, suç, komedi ve bilim kurgu!

  13. 2020: En iyi 40 yabancı belgesel / belgesel serisi

    Gerçek dışı bu seneye, belgesellerin gerçekliği tam anlamıyla ağırlığını koydu.

  14. A’dan Z’ye: Sinema ve televizyon âleminde 2020

    2020'nin sinema ve televizyon gündemini anımsamak isteyenlere; pandeminin sektördeki yansımalarından Rexx Sineması’na vedamıza, dijital platformların yükseliş sürecinden Oscar cephesinde alınmış tarihî kararlara, A’dan Z’ye bir seçki.

  15. Yayınevleri 2020’ye iz bırakan kitapları ve 2021 öngörülerini paylaşıyor

    Metis Yayıncılık, Siren Yayınları, Can Yayınları, Harfa Yayınları, April Yayıncılık ve Domingo Yayınevi'ne 2020'nin iz bırakan kitaplarını ve önümüzdeki senenin nasıl göründüğünü sorduk.

  16. 2020 ve tiyatro gündemi: Umudu dürt, umutsuzluğu yatıştır

    Yaşarken bile tahammül etmesi mümkün olmayan bir yılı değerlendirmek üzere yazı yazmak gerçekten çok zor. Özellikle üzerine yazılacak olan şey, herhangi bir toplumsal olayda şalterin ilk indi(rildi)ği kültür sanat alanlarından biri olan “tiyatro” ise...

  17. 2020’de takibe aldığımız bazı yerli tasarımcı ve üreticiler

    Kimi yenice yola koyulan, kimi son dönemde karşımıza çıkan, kimi bize ulaşan farklı ürün tasarımcıları ve yaratıcılarıyla konuştuk.

  18. 2020’de hangi podcastleri dinledik?

    Türkçe, İngilizce (ve konuşmasız) karışık…

  19. Künye