Marta Del Grandi, Thundercat ve bu hafta başka ne dinlesek?

Yazı: Cem Kayıran, Elif Öz, Şevval Öztemur, Tuana Özcan, Utkan Çınar, Zeynep Naz Günsal - Fotoğraf: Claudia Ferri

Haftanın yeni müzikleri: Marta Del Grandi, Thundercat, Laurel Halo, Geologist, Nekropsi, The Soft Pink Truth, Yangın, Joyce Manor, Anna Prior ve dahası.

Taze yayımlanmış albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz sizi bekliyor.


ALBÜM: Marta Del Grandi – Dream Life
(Fire Records)

Melankoli ve umut arasında dolaşan liriklerinde içe dönük düşünce anlarına bulaşan politik gerçeklikleri ele alarak büyüleyici tavrına yakışır minimalist sesler yaratan İtalyan müzisyen ve besteci Marta Del Grandi, bu atmosfer etrafında gezindiği Dream Life albümüyle çocukluk yıllarından bugüne kadar geçirdiği anların kişisel bir manzarasını çiziyor. Grandi’nin 2023 tarihli Selva’ya kıyasla “Daha çok bir fotoğraf albümüne benziyor, daha tanımlı ve detaylı.” yorumunu yaptığı on parçanın tepesinde buruk tatlar bırakan bulutlar dolansa bile kalp kırıklıklarımızı yumuşatmayı ihmal etmiyor. Pop etkili, zahmetsiz gitarları, sakin ritimleriyle düşünceleri toz pembeye boyamıyor ama kesinlikle bir şekilde onları hafifletmeyi başarıyor.

TEKLİ: Thundercat – I Did This To Myself (feat. Lil Yachty & Flying Lotus)
(Brainfeeder / GRGDN Müzik)

Altı yılın ardından ilk albümü olacak Distracted’ı 3 Nisan’da dinletiye sunacak Thundercat ile ısınma turlarımızın üçüncü durağındayız. Funk’ı yüz ekşiten, oyuncu (tabiri caizse inmeli tırmanmalı) bir bas hattını esprili anlatıcılığıyla birleştirerek hünerini yine konuşturan Thundercat’in aşkın maddi ve lojistik gerekliliklerinden bıkkın sözleri, Lil Yachty’nin oyunlu dizesiyle destekleniyor. Tame Impala’nın yanı sıra WILLOW, A$AP Rocky, Lil Yachty, Channel Tres ve merhum Mac Miller’ın konuk olup Greg Kurstin, Kenny Beats, Lemon Twigs ve tabii ki Flying Lotus’un katkıda bulunduğunu bildiğimiz albümden parti listelerinin en tepesine yerleştirmelik bir parça.

ALBÜM: Nekropsi – CANLI / LIVE İSTANBUL
(Bağımsız)

Canlı Nekropsi deneyiminin dinleyeni tepetaklak eden çarpışma hâli, artık bir konser albümüyle tarihe not düşüldü. 30 Ocak’ta gerçekleşen Beşiktaş konseriyle birlikte Bandcamp’te yayımlanan albüm, 2023t’te Salon İKSV’de gerçekleşen performanstan alınmış kayıtlardan oluşuyor. Grubun 30 yıllık külliyatının farklı köşelerine temas eden akış, “Erciyes Şokta”nın motorik ritmiyle açılıyor ve seçkinin en eski parçası “Derinlik”le destansı bir final yapıyor. 

TEKLİ: Dutch Interior – Ground Scores
(Fat Possum)

Dutch Interior, geçen seneki albümleri Moneyball’un ardından 6 Mart’ta yayımlanacak yeni EP’si It’s Glass’ı duyurdu. Açılış parçası ve ilk single “Ground Scores”, Dutch Interior’ın puslu gitar tonları, country’ye göz kırpan melodileri ve hafif psikedelik dokunuşlarıyla kurduğu dünyayı iyi özetliyor. Grubun kendi sözleriyle “dünya dağılırken böyle bir aşka tutulmanın ne kadar tuhaf olduğu” fikrinden beslenen şarkı, buruk bir romantizmin melankolisine sahip.

ALBÜM: Geologist – Can I Get a Pack of Camel Lights? 
(Drag City)

Animal Collective üyesi Brian Weitz’in yeni Geologist albümü, merkezine Türkçede tekerlekli lir olarak anılan hurdy gurdy enstrümanını yerleştiriyor. “Oracle Road”da duyulan ilk motifler, dinleyiciyi klasik drone ütopyalarından alıp sık dokunmuş elektronik ve ritmik katmanların arasına yerleştiriyor. Enstrümanın sürekli sürtünmeli ses üretimi, albüm boyunca farklı harmonik girişimlerle çakışıyor ve döngü, tekrar, zaman kavramları işlevsel bir araç hâline getirerek bir “gerilim–çözülme” dinamiği yaratıyor.

TEKLİ: Anna Prior – Silence
(Beat Palace Records)

Anna Prior aynı anda DJ’lik, prodüktörlük ve Metronomy’deki davulculuuğunu sürdürüyor. Son yıllarda Bant Mag. favorilerinden olan prodüktör I.Jordan’la birlikte çalıştığı yeni teklisi “Silence” ile kulüplerin duvarlarını sallamaya niyetli gibi görünüyor. Şarkıyı yalnız hissettiği bir dönemde kendi değerini sorgulamaya ve “ghostlanma”nın yıpratıcı etkisini deneyimlerken yazmaya başlayan Prior, bu olguların onda yarattığı bunalmışlığı üstünden baslar aracılığıyla silkeliyor sanki. Yeni EP Firefly da ay sonu yayında olacak.

TEKLİ: Yangın – Aşk Olsun
(Universal Music Türkiye)

İstanbullu alternatif rock grubu Yangın, yeni parçasıyla bir yandan yüzleşen, isyan eden; diğer yandan kabullenişe doğru ilerleyen bir hikâyeyi bizimle paylaşıyor. Theo Kaya’nın vokalleri ve dinlemeyi derinleştiren gitarın içinde pişen ve kolayca dile dolanabilecek sözleriyle içine çeken “Aşk Olsun”un prodüksiyonunda Bora Yavrucuk, miks ve mastering işlemlerinde Emre Malikler, kapak görselinin yaratımında ise Sarp Gürkan var. Yeni albüme doğru geri sayımı hızlandıran parçanın video klibi de Berk Uslu imzalı, buradan izlenebilir.

ALBÜM: David Moore – Graze the Bell
(RVNG Intl.)

İç içe geçmiş düşüncelerin birbirini kovaladığı şu günlerde David Moore büyüleyen piyanosu ile resmen zihinlerimize yaşamın acelesizce var olabildiği sakin topraklarında yeşeren tomurcukları ekmek için gelmiş. Sabırla, sakince ve güneşin yakmayan, tatlı sıcaklığıyla filizlenmesini beklesiğiz düşünceleri hatırlatıyor. Moore bir yıl boyunca bir dere kenarında yaşamış; Graze the Bell’in ilk habercisi “Rush Creek” ilhamını tam da o zamanlardan almıştı. Hâliyle koleksiyon boyunca insanlık ve yaşam üzerine dair sürekli akan, samimi dokunuşlarla işlenmiş meditatif bir yaklaşım mevcut.

ALBÜM: Joyce Manor – I Used To Go To This Bar
(Epitaph)

Joyce Manor, yedinci albümü I Used To Go To This Bar’da adının da ima ettiği gibi geçmişe dönüp bakıyor. Nostaljiyle eski anıları romantize etmekten ziyade onları daha sağlıklı ve mesafeli bir yerden irdelemek albümün duygusal damarlarından biri. Los Angeles çıkışlı grubun 2013–2014 civarında parlayan o yüksek enerjili pop-punk hissi hâlâ mevcut; sadece artık daha geri planda, daha sakinlemiş ve değişime açık bir hâlde. Toplamda 20 dakikayı bulmayan albüm; direkt ve lafı dolandırmayan sözleriyle Joyce Manor’ın zaman içinde kurduğu ses ve anlatıya bugünün duygularını ve seslerini eklediği; geçmişle barışık ama ona yeni bir derinlik katmış bir hâli gibi.

TEKLİ: Laurel Halo – Sunlight Zone
(Awe)

Görsel sanatçı Julian Charriére’in film ve sergi projesi Midnight Zone’un müziğini üstlenen Laurel Halo’nun 13 Mart’ta kendi etiketinden salınacak soundtrack kompozisyonlarından ilk tekli. Pasifik Okyanusu’nun derinliklerine doğru alçalan bir deniz feneri merceğini takip eden video enstalasyonuna yaptığı bestede tam da bu düşme hâlini yankılayan Halo, ulvi ve bir o kadar da tekinsiz bir ses peyzajıyla nadir metaller açısından zengin olmasından ötürü derin deniz madenciliğinin hedefi olmuş Clarion-Clipperton Kırılma Bölgesi’nin altında olduğu tehdidi vurguluyor. Kulaklarımızı dünyanın son el değmemiş ekosistemlerinden birine davet ediyor “Sunlight Zone”. 

ALBÜM: The Soft Pink Truth – Can Such Delightful Times Go On Forever?
(Thrill Jockey)

Aslen San Franciscolu ikili Matmos’un bir yarısı olarak bildiğimiz Drew Daniel, on yıldan uzunca bir süredir The Soft Pink Truth ismiyle solo işler de yayımlamakta. Elimizdeki son çalışması ismini Stendhal’ın Kırmızı ve Siyah romanından alıyor. Oda müziği ve elektronik unsurların birleşmesinin Daniel’e özgün sonucu diyebiliriz. Oldukça enerjik ve taze. Türkiyeli müzisyen Ulaş Kurugüllü’nün aranjmanları ve sevdiğimiz gitaristlerden Bill Orcutt’ın “Orchard”daki performansının da altını çizelim. Enteresan bir deneyim.

TEKLİ: Görkem Karabudak – YERALTI GÜNEŞ KOKAR
(Sümbül Plak)

Çilekeş solisti Görkem Karabudak, grubun geri dönüş haberinin akabinde bir de solo tekliyle çıktı karşımıza. 2024’te yayımlanan Kontra EP’sini takip eden canlı kayıtların ardından, müzisyenin paylaştığı ilk yeni şarkı “YERALTI GÜNEŞ KOKAR”. Prodüksiyonunu bizzat üstlendiği teklisinde âdeta kulak zarlarını titreten gitar rifflerine bu kez yoğun efekte boğulmuş vokalleriyle eşlik ediyor Karabudak. Endüstriyel dokularla harlanırken son düzlükte dümeni başka bir yöne kırıp bir nevi modern western rüzgârı estiriyor. 

ALBÜM: Lord Jah-Monte Ogbon – As Of Now
(Lex Records)

2010’ların sonlarından itibaren yılda ikişer üçer çıkardığı miksteypler ardından ilk resmî stüdyo albümünü salıveren New Yorklu rapçi, uzun süre bloggerlığını yaptığı yeraltı rap sahnesine minnetlerini sunuyor ve dinleyeni alabildiğine sarıp sarmalayan, kendince yaşayan bir atmosfer inşa ediyor. Hookları geçerli ve sağlam; dizeleri ise direkt ve dürüst. Parça listesi değişken tonlarda gitse de albümün yolculuğu tutarlı, dikkati tutup ilgiyi koruyor. Beatleri yormayan, dokusu zengin bir prodüksiyonu soul damarı güçlü bir yaklaşımla harmanlayan Ogbon’a mikrofonda hemşehri Deniro Farrar’ın yanı sıra BbyMutha, Wild Recluse ve YL katılırken, prodüksiyon tarafında Lex’ten Chuck Strangers, Dirty Art Club, Navy Blue ve Pink Siifu gibileri destek atıyor. 

ALBÜM: Ye Vagabonds – All Tied Together
(River Lea Recordings)

2008’de Carlow sokaklarında şarkılarını söyleyerek serüvenini başlatan İrlandalı kardeşler Diarmuid and Brían Mac Gloinn, dördüncü albümünde geçmişe bakıp hem biraz kalp kırıyor hem de kırdıkları yerden tekrar birleştirmeyi başarıyor. İkili All Tied Together’da folk geleneklerine hem oldukça sadık kalıp hem de küçük synth ve piyano dokunuşlarıyla ses evrenlerine çeşitlilik katıyor, kanınıza işleyen armonilerle dinleyende yarattıkları hisleri de biraz derinleştiriyorlar bize kalırsa. Sanki albüm kapağındaki ağaçların birinin altında oturmuşuz Mac Gloinn kardeşlerin ustalaştıkları hikâyeciliğinde payımıza düşeni alıyoruz bu albümde.

TEKLİ: SPRINTS – Deceptacon
(City Slang)

Dublin çıkışlı post-punk dörtlüsü SPRINTS, Le Tigre’nin 1999 tarihli şarkısı “Deceptacon”ı yorumlamış. Grubun yorumunda daha gürültülü, daha sert bir hâl alan parçanın synth odaklı o tanıdık motifleri gitarla yeniden kurulmuş. SPRINTS, 2025’te Karla Chubb’ın dikkat çekici frontwomanlığı ve vokaliyle punk öfkesini tüm çıplaklığıyla hissedilen ikinci albümü All That Is Over’ı yayımlamıştı.

ALBÜM: Yumi Zouma – No Love Lost to Kindness
(Nettwerk Music Group)

No Love Lost to Kindness, Yeni Zelandalı ekibin beşinci stüdyo albümü olmasına rağmen Yumi Zouma’da taptaze bir enerji var. Kendi diskografilerinden tamamen bir kopuş olmasa da başka yönlere gidiyor grup; dream pop’tan biraz sıyrılıp daha sert bas yürüyüşleri, daha monoton vokal performansları deniyor ve temaların biraz daha ağırlaşmasına izin veriyorlar yeni albümlerinde. Üçlünün daha fazla potansiyeli olduğuna inansak da kendi içinde bir coming-of-age albümü tadında, sandalyemizden düşürmese de düş kırıklığına da uğratmayan bir proje var karşımızda.

ALBÜM: Frozen Clouds – Kal
(Wana Records)

Ergenlik yıllarından bu yana bir arada üreten Frozen Clouds, yaklaşık dört yılın ardından yeni bir uzunçalarla aramızda. Yine grup üyelerinin çeşitli parçalarda ya da aynı parçanın içinde mikrofonu paylaşarak çeşitlilik yarattığı Kal, depresif liriklerine rağmen önceki Frozen Clouds işlerine kıyasla daha ferah bir atmosfere sahip. “Vazgeçtiğinde”, “Bakma”, “Gitti Boşuna” gibi geçtiğimiz birkaç yılda paylaşılan parçaların da yer aldığı akışta Sorry Nobody, Robin, UZUM3, 1i ve tan’la yapılmış düetler de mevcut. Beşlinin YouTube kanalında albümden “Hayalet” ve “Anlaşılmak” için hazırlanan görsel eşlikçileri de izleyebilirsiniz. 

TEKLİ: Këkht Aräkh – Three winters away
(Sacred Bones Records)

Ukraynalı müzisyen Andrii Serhienko’nun tek kişilik black metal projesi Këkht Aräkh, yakında yayımlanacak Morning Star albümünün ilk teklisiyle türün geleneksel unsurlarını kırılgan ve içe dönük bir anlatının taşıyıcısı hâline getiriyor. Këkht Aräkh, her daim gözettiği “şiddet ve hassasiyet” dengesini daha kişisel bir düzleme taşıyan “Three winters away” hakkında şunları söylemiş: “Şarkının sözlerinde, 2021’de önceki albümüm Pale Swordsman yayımlandığından bu yana hayatımda yaşanan değişimler üzerine düşünüyorum; aynı zamanda zamanın geçişini ve onun beraberinde getirdiği dönüşümleri de ele alıyorum. Buna rağmen anlam büyük ölçüde açık kalıyor ve dinleyicilerin hikâyeyi kendi yorumlarıyla doldurmasına alan bırakıyor.”

TEKLİ: ALIZADE – STOP SMOKING
(Immigrant Music)

Rahat Music adını verdiği yeni albümü için geri sayımı başlatan Azerbaycanlı MC ALIZADE, prodüksiyonu ​​Mobench imzası taşıyan ilk tekli “STOP SMOKING” ile onunla özdeşleşen provokatif pop-rap dilini daha net, daha doğrudan bir noktaya taşıyor. Akışkan ama köşeli bir icrayla mikrofon başına geçen ALIZADE’yi Marakeş’te takip ettiğimiz video klip de Hollandalı yönetmen Jonas Beck’in yönetmenliğinde çekilmiş.

ALBÜM: A. G. Cook – The Moment (The Score)
(A24)

Charli XCX’in dünya çapında üne kavuşmasında kaliteli ve modern prodüktörlüğüyle önemli bir payı olan A.G. Cook; XCX’in iki yaz önceki brat albümü çılgınlığını konu alan kurmaca-belgesel The Moment’ın da işitsel atmosferine imza attı. Film henüz pek iyi eleştiriler almasa da ilk kez film müziği yapan Cook’un çiğ ve minimal soundu, özellikle ritmik anlarda, kendi başına da ayakta durabilecek kalitede. Gelecek yıllarda da film müziği alanında aranan bir isim olabileceğini düşünebiliriz.

ALBÜM: Kula Shaker – Wormslayer
(Strange F.O.L.K. Records)

90’larda İngiltere Britpop ile çalkalanırken psikedelik rock titreşimleriyle liste başarısı yakalayan Kula Shaker, diskografisinin sekizinci albümüyle karşımızda. Ekiple özdeşleşen raga temelli melodik yaklaşım ve 60’ların klasik rock formları, Wormslayer’daki kompozisyonların doğal bileşenler.Prodüksiyon tercihleri abartıdan uzak; şarkılar, fikirlerini karmaşıklaştırmadan ilerliyor. Dramatik zirveler ya da büyük keşifler sunmuyor ama bahsi geçen referanslara ilgi duyan herkes için keyifli bir akış vadediyor.

TEKLİ: King Tuff – Twisted On A Train
(MUP)

Kariyerinin 20. yılında, 20 Mart’ta yeni solosunu yayımlayacak olan King Tuff (Kyle Thomas), bu albümünden ilk tekliyi dolaşıma soktu. Özellikle garage rock ve psych rock türlerinde işlerle tanınan müzisyenin yeni şarkısı aynı tatlardan gelse de riffleri ve vokal melodilerinin biraz fazla sıradan olduğunu söylemeliyiz. Güzel bir gitar kaydı var. Ama 2026 yılında bu tarz, yani neredeyse 50-60 yıl öncesinin müziğini yapanlar, Tuff’ın da beraber çalıştığı Ty Segall gibi, fark yaratan öğelere ihtiyaç duymakta.